MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG   Çocuk yaşta evlendirilerek Almanya’ya getirilen Mevlüde B., eşinin kötü alışkanlıkları ve uyguladığı şiddete tavır alarak, kendi ayakları üzerinde durduğunu, yaşam mücadelesini başarıyla verdiğini belirtiyor. Çoğu zaman yol güzergahında parkta otururken karşılaştığım yetmişli yaşlardaki Mevlüde B. dalgın duruşuyla ilgi çekiyor. Bunun ardındaki hikayeyi merak ederek, sohbet etmek istediğimi söylüyorum. Belirgin Orta Anadolu şivesiyle “Tövbe, tövbe! Bu yaştan sonra beni artist mi edecen” dese de kıramayıp anlatmaya başlıyor. Fakat bir şartı var; soy ismini yazmamızı ve fotoğrafını çekmemizi istemiyor. Mevlüde B. 45 sene önce İç Anadolu’nun ücra bir köşesinde yaşarken, çocuk yaşta evlendirilerek Almanya’ya getirilmiş. Onun hikayesi de diğer çocuk yaşta evlenenlerin hikayesinden farklı değil. Görücü usulüyle, dayatmalarla, kendisinden yaşça büyük bir erkekle evlilik… Öncesini şöyle anlatıyor: “Evleneceğim adam benden büyüktü, tanımıyordum. Annesi beni bir düğünde görmüş. Annem ‘Köylük yerde ne yapacan gızım, Alamanya’ya gelin gidiyon işte’ deyince, ben de kurcalamadım fazla. Babamın önüne binlik Alman Markları dökülünce, herkes kaderine razı oldu. Söz kesme, düğün derken kendimi Alamanya’da buldum.”   Şiddet acılarını katladı Almanya’ya geldikten sonra dünyaya getirdiği dört çocuktan birini kaza sonucu kaybeden Mevlüde B., sonrasında eşinin kumara başlaması ve maruz kaldığı şiddet nedeniyle acılarına yenilerini ekliyor. Başlarda maddi durumlarının iyi olduğunu, ciddi bir sorunla karşılaşmadıklarını belirten Mevlüde B., eşinin kötü alışkanlıkları nedeniyle yaşamın dayanılmaz hale geldiğini vurguluyor: “Eşim bir fabrikada, ben de bir temizlik firmasında çalışıyordum. İkimiz çalışsak da ay sonunu zor getiriyorduk. Sonrasında eşimin kumar oynadığını ve içkiye başladığını öğrendim. Alışkanlıklarından vazgeçirmeye çalışsam da beni dinlemedi. Kumarda kaybettikçe çevresine uyguladığı şiddet arttı, sonunda işini de kaybetti. Bu alışkanlığını aşması için yardımcı olmaya çalıştım ama sonuç alamadım. Çocukların harçlıkları dahil, kazandığım her şeye el koydu. Son tartışmamızda çocuklarımın yanında beni elektrik kablosuyla boğmaya çalışınca, ondan ayrılmayı düşündüm. Ama kendi ayaklarım üzerinde durabilme konusunda kaygılıydım. Ayrıca ‘toplum ne der diye’ düşünüyor, buna cesaret edemiyordum.”   Halen kendisini yabancı hissediyor Mevlüde B. bu çelişkileri yaşarken, aracıların devreye girip eşinin pişman olduğunu söylemesiyle kendisine bir şans daha tanıdığını belirtiyor. Buna rağmen eşi alışkanlıklarından vazgeçmeyince bu kez ayrılmaya karar veriyor. Çocuklarını kimseye muhtaç olmadan dişini tırnağına takarak büyüttüğünü, meslek sahibi olmaları için tüm yaşamını onlara adadığını söyleyen Mevlüde B., zorluk içinde geçirdiği yılların da etkisiyle şimdi ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya. Bunca yaşadıklarına ve Almanya’da onlarca yıl kalmasına rağmen kendisini halen yabancı gibi hissediyor, diğer yandan memleketine gittiğinde kendilerine yönelik ‘Alamancı’ muamelesini de benimsemiyor. “Ne buralı ne de oralı olabildim” diyen Mevlüde B., sistemin göçmenlere yönelik yaklaşımlarından da rahatsızlık duyduğunu söylüyor. Buna rağmen “Her yaşın bir güzelliği var” diyerek yaşama sevgiyle yaklaşıyor.