DUYGU EROL

RENNES

Dünyada Covid-19 salgınında toplam vaka sayısı 900 bini geçerken hayatını kaybedenlerin sayısı da 45 bini aştı.

Medya Haber'de Cahit Mervan’ın konuğu olan Halk Saglığı Uzmanı Neşe Kayacan, Dr. Rojvan Bilgin ve Dr. Mehmet Köroğlu İngiltere, Almanya ve Fransa’da yaşanan son gelişmeleri aktararak Kürdistan halkına önemli uyarılar da bulundu.

10 gün sonra U dönüşü yapıldı

 Birleşik Krallık Hükümeti'nin korunma yöntemi olarak aldığı Sürü Bağışıklığı Yöntemini kullandığını belirten Halk Sağlığı Uzmanı Neşe Kayacan şöyle konuştu: "Başta bu yol izlendi. Bilim İnsanları, Halk Sağlığı Uzmanları ve halk bunu eleştirdi. Bunun bir felakete yol açacağını belirtti. 10 gün boyunca bunda ısrar edildi. Sürü Bağışıklık Sisteminde ısrar edilseydi ölüm oranının 200-300 bin olacağı bilim insanları tarafından belirtildi. 16 Mart'a kadar bu yöntem ile gelindi ve bilimsel bilgiler üzerinden U dönüşü yapıldı farklı bir yola başvuruldu. 10 günden önce de tedbir alınmamıştı zaten. Ve bu 10 günlük süreçte çok riskli bir dönemde Avrupa'da okulların tatil olduğu, yasakların ilan edildiği bir dönemde Birleşik Krallık böyle bir yöntem denedi."

Sağlık sistemi ayrımcı

Son 24 saatte 393 insanin yaşamını yitirdiğini ve çok sayıda kişinin enfekte oldugunu belirten Kayacan, bu sayının çok yüksek olduğunu ifade ederek, bunun 10 günlük tedbirsizliğin sonucu olduğunun altını çizdi. Sağlıkta ayrımcılığın  da somut olarak ele alınamayacağını belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Sağlık sisteminin kendisi ayrımcıdır. Göçmenlerin yaşadığı Kuzey Londra'da normal koşullarda aile hekiminiz ile görüşmeniz haftalar sürüyor, bunun kendisi bir ayrımcılık, sorundur. Bu kriz karşısında sistem çökme ile karşı karşıya.

İkisi de doğru yöntem değil

Bizim toplumumuz da hükümet gibi bunu ciddiye almadı, kurumlarımızda aynı şekilde. Derneklerde, düğünlerde, kahvehanelerde taziyelerde bir araya geldiler. Bir virüs ile karşı karşıyalar; biyolojik silah, komplo üzerinden şüpheli bilgiler üzerinden yaklaştılar. Bizim toplumda görmediği şeye inanmıyor, şimdi yeni fark ettiler. Simdi de panik halinde bir önlem var. Bu ikisi de doğru bir yöntem değil."

Ev içinde kadına yönelik şiddet arttı

Eve kapanmak, izolasyon gibi durumların insanların alışkın olmadıkları bir durum olduğunu belirten Kayacan, bu durumun başlaması ile kadına yonelik ev içi şiddette ciddi artışlar yaşandığını ifade etti. Ulusal Sağlık Hizmeti’nin (NHS) 111 numaralı mobil hizmetinde şiddete maruz kalınması durumunda da bir hizmeti olduğunu açıklayan Kayacan, "Kürt Kadın Hareketi de ev içi şiddete karşı whatsapp grupları üzerinden bir çalışma başlattı. Kriz masaları oluşturuldu. NHS'den biri ile görüşülürken kesinlikle şiddete uğradığımızı söylememiz gerekiyor" diye konuştu.

Fransa çok geç kaldı

Fransa'nın bu virüs karşısında çok geç kaldığını belirten Dr. Mehmet Köroğlu ise şunları aktardı: "Mulhouse şehrinde dini bir toplantı olduğu ve burada 3 kişi de korona olduğu, tüm şehirlere dağıldığı üzerinden bir durum var. Fransa'da virüs tüm sehirlere dağılmış durumda. Bundan 10 yıl önce 2009'da Fransa Sağlık Bakanı büyük bir salgın olacak diye tedbir almıştı; eldivenler, maskeler dağıtılmıştı sağlık görevlilerine. O zaman virüs gerçekleşmedi ve hükümet eleştiri aldı. Bu defa da 'biz aşırı masraf ederiz yine bizimle dalga geçerler' diye düşündüler. Fransa ilk günlerde hiç hareket etmedi. Politikacılar karar vermekte zorlandı. Hem karantina kararı verildi hem de insanlara 2 gün süre verildi. 'Nereye gidecekseniz gidin' dediler. Bunun geç farkına vardılar."

Sistemlerde ciddi değişiklik olacak

Fransa'da ilk etapta test yapılmadığını ve önemli olanın hastaların karantinaya alınması olduğunu belirten Köroğlu, halkın tamamının karantinaya alındığının altını çizdi. Salgının nüfusun yoğun olduğu yerlerde daha ciddi olduğunu ve Kürdistanlıların da bu bölgelerde yaşadığını belirten Köroğlu şunları kaydetti: "Karantina aile ilişkilerinden kaynaklı zor geliyor. Halkın çoğunluğu, göç edenler Fransızca bilmiyor, bilgi onlara geç ulaşıyor. Bu süreçte doktorların dil bilmeyen insanlara daha iyi davranması gerekiyor.

Altı ay daha sürebilir!

Bu salgın mutlaka insanların günlük hayatlarını, sosyal yaşamlarını etkileyecek Ben de bu virüsün 6 ay daha süreceğini düşünüyorum. En çok da ekonomik olarak devletler çok etkilenecek sistemlerde ciddi değişiklikler olacak. Biz çok yakın bir halkız dokunmak, tokalaşmak istiyoruz. Bambaşka bir hayat başlayacak; ilişkilerin kopmaması ve  dayanışmaya devam etmek gerekiyor."

Almanya ders çıkardı

Almanya'daki kayıplar hakkında bilgi veren Dr. Rojvan Bilgin, Almanya'nın iyi bir gözlem yaptığını ve iyi tedbirler aldığını belirtti. Rojvan sözlerine şöyle devam etti: "Almanya virüs ilk başladığında bütün bölgeyi karantinaya aldı ve salgın ile mücadele etti. Yine Singapur gibi ülkelerin yaptığı gibi çok fazla test yaptı ve sadece test yapılan insanlar karantinaya alındı, virüsün yayılması engellendi. Türkiye'de Sürü Bağışıklık Sistemi uygulanıyor sağlık sistemi çökecek ve kendisi ile beraber siyasi sistemi de beraberinde götürecek. İngiltere bunu gördü ve vazgeçti. Almanya bütün bunlardan ders çıkararak o ünlü konuşmasını yaptı; 'Durum çok ciddi ve hepimiz aynı gemideyiz. Gemi su alırsa hepimiz etkilenecek. Siz evde kalın, dışarı çıkmayın biz sizin için gerekli sorumlulukları alacağız' dedi ve başarılı oldu.

Hevya Sor üzerinden dayanışma kurulmalı

Toplumumuz tüm uyarılara rağmen rahat davrandı. Bizim de tespit ettiğimiz vakaların olduğunu biliyoruz. Almanya hükümeti tüm şeffaflığı ile yaklaştı bilgilendirme yapıldığı için bir ciddiye alma söz konusu. Almanya erken önlem aldı, sağlık komitesi oluşturuldu, materyaller Türkçe ve Kürtçe'ye çevrildi. Toplumuz daha ciddiye aldı. Buradan da çağrı yapmak istiyorum Cuma namazlarına, taziyelere, derneklere gidilmemesi gerekiyor. Bu konuda daha duyarlı olmalılar, fiziksel mesafeyi korumalılar. İnsanlar bu virüsler ile yaşamayı öğrenecek. Sosyal dayanışma daha sık sık örülmelidir. Mesafeyi yanlış anlamamak  gerek, fiziksel mesafe korunmalı, bu dönemde kritik olanlara ekiplerle destekler sağlanmalı. Hevya Sor gibi kurumlar unutulmamalı, destek olunmalı ve toplumsal dayanışmayı onlar üzerinden kurulmalı.