Kürt halkı çok tehlikeli bir virajda. Bu tehlikeli virajı en az zayiatla geçebilmek için ne yapmalı? Tehlike sadece Kürt halkı için değildir. En az Türkiye halkları da Kürt halkı kadar tehlikeli bir virajdan geçiyor. Kürt halkı için yarın çok geç olursa, aynı yarın tüm Türkiye halkı için de çok geç olur.

Sur'da sokağa çıkma yasağı 41. gününe girdi. Cizre Botan’da ise yasak 30 günü geride bıraktı. Yasağın daha ne kadar devam edeceği de belli değil. AKP ve devlet ''Son noktaya kadar terörle mücadele devam edecek'' diyorlar. Deneyimli bir aydın ağabeyin dediği gibi "Bu mücadele artık sadece PKK’ye karşı yürütülmüyor. Bir halk topyekün imha ile karşı karşıya."

Sur UNESCO tarafından koruma altına alındığında tüm Diyarbekir bayram etmişti. UNESCO’nun aldığı koruma kararı sadece Sur'u değil tüm bölgedeki tarihi yapıların korunmasını, turizmin gelişmesini de beraberinde getiriyordu. Şimdi bu insanlığın müşterek değeri yerle bir oluyor UNESCO’dan en ufak bir tepki gelmiyor. Bu koyu sessizlik devam ederse bölgede tarih, geçmiş diye bir şey kalmaz sanırım.

Sessizlik sadece uluslararası kuruluşlarla sınırlı değil. Türkiye halkı, demokratları, yazar ve çizerleri (istisnalar dışında), Müslümanları, sadece Türkiye halkı değil Kürt Müslümanları, yurtsever geçinenleri, güç sahibi olmak için kendi tarihi değerlerinin yok olmasına göz yumanlar da koyu bir sessizlik içerisinde.

Cizre’de atılan top mermisi otuz TIR kamyonunu kül ediyor. Kanal D'de Show programı yapan Beyazıt Öztürk'ün soyadına ve babasının mesleğine bakılmaksızın kendisi ve yapımcısı hakkında soruşturma açılıyor. Gerekçe ise programa katılan Ayşe Çelik isminde bir kişinin bölgede yaşanan gerçekleri dile getirmesi. Sanki sivil cenazeler kar altında kalmamış, sivil insanlar ekmek almak için sokağa çıktığında keskin nişancıların hedefi olmamış, cenazeler haftalarca hastane morglarında kalmamış, insanlar doğup büyüdüğü topraklardan zorunlu göçe tabi olmamış gibi.

Yapılanlara, anti-demokratik uygulamalara sessiz kalmak suça ortak olmak, cehennemin kaldırım taşlarını kendi eli ile döşemektir. Cenazelerin günlerce morgda, sokakta, evlerde bekletilmesi çare olmadığı gibi cenazelerin üç gün içinde alınmaması halinde belediye tarafından kimsesizler mezarlığına defnedilmesi konusundaki genelge de çare değildir. Hz. Muhammed (S.A.V.) savaşa cenazelerin gömülmesi için ara vermişti. Bir Yahudi’nin cenazesi yoldan geçerken ayağa kalkmasına yönelik sahabelerden birisinin "Ya Muhammed o bir Yahudi niçin ayağa kalkıyorsunuz" sorusunu "O bir insandır" diye cevaplamıştı. Sadece İslam'ın farzlarını yerine getirmek yetmiyor. Her şeyden önce insan olmak, insanın dirisine de, ölüsüne de saygı göstermek gerekiyor.

Bu karanlık ortamda 1128 yabancı ve yerli akademisyenin yaptıkları çağrı anlamlıdır. Bu akademisyenlerin sadece çağrı yapmaları değil, yaptıkları çağrının takipçisi olmaları da önemlidir. Herkesin külahını önüne koyup düşünmesinin zamanıdır. Yarın sadece Kürtler için değil tüm insanlık için çok geç olabilir.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 10 Ocak 1918'de Kürt Teali Cemiyeti kuruldu.

* 10 Ocak 1958 tarihinde "İleri Yurt" gazetesi Diyarbekir'de yayınlanmaya başlandı. Gazetenin sahibi A. Efhem Dolak, Yazıişleri müdürü Av. Canip Yıldırım'dı. Musa Anter "Amma Ne İleri Yurt" köşesinde fıkra yazarlığını yaptı.

* 12 Ocak 1971 tarihinde DDKO Ankara lokaline bomba atıldı. Bir öğrenci yaralandı.

* 15 Ocak 1996 tarihinde Şırnak’a bağlı Basan (Güçlükonak) köyünde 11 Kürt köylüsü devlet tarafından bir minibüsün içerisinde yakılarak öldürüldü.

* 15 Ocak 1994'te Kürt iş adamı Behçet Cantürk ve şoförü Recep Kuzucu kontgerilla tarafından infaz edildi.