Bilim insanları Neanderthallerin ilk geliştirilen aletlerden biri olan çekiçlerini aynı zamanda ateş yakmak için kullandıklarını tespit etti.

Atalarımız yaklaşık 1 milyon yıl önce ateşi kontrol etmeyi öğrendi. Et ve sebzeleri pişirip yememizi sağlayan bu keşif insanların evriminde anahtar konuma sahip noktalardan biri.
Hollanda’daki Leiden Üniversitesinden Andrew Sorensen ve ekibinin yaptığı araştırmalara göre bundan 50 bin yıl önce Avrupa’da bulunan Neanderthal topluluklarının kullandığı çekiçler aynı zamanda ateş yakmaya yarıyordu.
Çekiçlerin düz taraflarındaki küçük kesikleri inceleyen uzmanlar bunların Neanderthaller için adeta bir İsviçre çakısı işlevi gördüğünü söylüyor. Neanderthallerin çekicin başının düz tarafına demir piritleri sürterek kıvılcımlar oluşturup kuru otları tutuşturdukları belirlendi.
Bilim insanları bu şekilde Neanderthallerin yaklaşık 10 saniyede bir ateş yakabildiklerini ifade ediyor.
Harvard Üniversitesinden Richard Wrangham’a göre bu Neanderthallerin ateş yakabildiğini gösteren ilk kanıt. Wrangham bunun büyük bir arkeolojik keşif olduğunu belirtti.
Bugüne kadar Neanderthallerin ateşle ilişkisini ortaya koyan bir kanıt bulunamamıştı. Bunun yerine Neanderthallerin doğada oluşan ateşi kontrol edip sürdürdükleri ve taşıdıkları düşünülüyordu.
Sorensen ve ekibi ise Neanderthallerin ağaçlarda yaygın bulunan kav mantarı ile magnezyum diyoksit tozunu karıştırarak ateş yakmayı bildiğini savunuyor.
Bundan yıllar önce Neanderthallerin yerleşim bölgelerinde magnezyum diyoksit parçaları bulunmuş ancak ateşle ilişkisi kurulamamıştı.
Yüksek IQ ne kadar faydalı
Yüksek zekaya sahip olmak okulda birçok testte size yardımcı olabilir, peki hayatınızı nasıl etkiilyor.
Richard Branson ve Alan Sugar okulu terk ettiklerinde 15-16 yaşlarındaydı. İkili iş dünyasında büyük başarılara imza attı. Branson bugün ilk uzay turistik seyahatini gerçekleştirmek için çalışıyor.
Zekanın yanında iyi bir diploma her zaman daha ikna edici oluyor. Ama zekanın okulda otomatik olarak başarıya dönüşmesi gibi bir durum yok. IQ insanların günlük alandaki komplike sorunları ne kadar etkin bir şekilde çözümleyebildiğinin açık bir göstergesi. Süpermarketten alışveriş yapmaktan günümüzü planlamaya kadar olan faaliyetleri yürütürken ortaya çıkan beklenmedik durumları çözüme kavuşturmak IQmuzla ilgili.
Şu açık bir gerçek. IQ’su yüksek olan insanlar daha sağlıklı ve daha uzun yaşıyor. Bunun bir açıklaması iyi eğitilmiş olmaları bu nedenle hayat standartlarının yüksek olması da olabilir. Diğer bir açıklama da algıları daha açık olduğu için kendilerini tehdit eden hastalıkları ve tedavilerini daha çabuk devreye sokmaları.
Yüksek IQ’ya sahip insanlar uzak görüşlülükten uzak olma ve kısa vadeli düşünme özelliğine de sahip. Bilim insanları ayrıca çok yüksek IQ’ya sahip insanların da bipolar sendromuna yatkın olduklarını düşünüyor.
Genetik zekamıza ne kadar etki ediyor

Bilim insanlarının zeka düzeyimizi etkileyen genler konusunda çalışmaları sonuç vermeye başlıyor. Ama sonuçlara göre IQ’muzu sadece genler değil başka birçok faktör belirliyor.
İnsanlar genelde belirli bir zeka kapasitesiyle doğduklarına ve bunu değiştirmek için hiçbir şey yapamayacaklarına inanır. Bu kısmen doğru. Bilim insanlarına göre zeka belirli bir derecede anne ve babadan çocuğa geçiyor.
Bu kapsamda evlat edilen çocuklarının IQlarını değerlendiren uzmanlar, çocukların zeka düzeyinin kendilerini yetiştiren ebeveynlerden ziyade biyolojik anne ve babalarına bağlı olduğunu tespit etti. Bu dolaylı ilişki çocuğun yaşı ilerledikçe daha da belirginleşiyor.
Londra’daki King’s College’den Robert Plomin’e göre zeki olmamız yüzde 50 oranında ebeveynlerimize bağlı. Bilim insanları IQmuzu etkileyecek 500 gen tespit etti ancak bunun zekayı etkileyen varyasyonların yüzde 10’una tekabül ediyor. Genler aslında daha ziyade zeka ile ilgili limitleri belirliyor. Çevresel faktörler ise bunu ne oranda kullanacağımıza etki ediyor.
Mesela boy uzunluğunu düşünelim. İnsanların gen yapıları belirli bir uzunluğa ulaşmalarına izin veriyor. Ama bundan sonrasını beslenme, spor vb faktörler belirliyor.
Bilim insanları çocukların gelişme çağlarında aldıkları iyot miktarının düşük olmasının düşük IQ düzeyiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
Fakat çocukların nasıl bir aile içinde büyüdüklerinin ise IQ düzeyleriyle herhangi bir bağlantısı yok.
Kehribarda saklı yılan fosili!

Bilim insanları tarafından bir kehribarın içinde bulunan yavru yılan fosilinin bundan 100 milyon yıl önce yani dinozorlar zamanında yaşadığı tespit edildi.
Yaklaşık 100 milyon yıl önce Hint Okyanusundaki tropik bir adana 10 santimetre uzunluğundaki yavru bir yılan bir ağaç üzerindeki reçine tarafından yutuldu ve milyonlarca yıl içinde kehribara dönüşen bu reçinenin içinde saklı kaldı.
Birkaç yıl önce Myanmar’da ortaya çıkan ve bir kırkayak fosilini barındırdığı sanılan kehribar özel bir koleksiyoncuya satıldı. Kehribar üzerinde inceleme yapan uluslararası bir ekip fosilin yavru bir yılana ait olduğunu tespit etti. Ne yazık ki yılanın sadece kuyruğuna kadar olan 4 santimlik bölümü korunmuştu. Bu tür yılan fosilleri oldukça nadir. Tespit edilen milyonlarca kehribar fosilinden sadece 15’ini bu fosille aynı döneme ait. Ve Myanmarda bulunan kehribar bu döneme ait tek yılanı içeriyor. Söz konusu yılan yumurtadan çıkıp gezindiğinde Dünya üzerinde dinozorlar hüküm sürüyordu.
Depremlerden sonra erkek doğumlar azalıyor

Japonya’da üç büyük depremden sonraki doğumları inceleyen uzmanlar, erkek bebek doğumlarının daha az olduğunu tespit etti.
Japonya’daki M&K Sağlık Enstitüsünde çalışan uzmanlar 1995 Kobe, 2011 Fukushima ve 2016 Kumamoto depremlerinden sonra bu bölgelerdeki doğum kayıtlarını inceledi. Kayıtlara göre bu bölgelerde erkek bebek doğum oranlar yüzde 6-14 oranında düştü.
Örneğin Miyagi bölgesinde 2011’de 8 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan deprem öncesinde bölgede her 100 kız bebeğe karşılık 108 erkek bebek dünyaya geliyordu. Depremden sonra ise bu oran 100 kız bebeğe karşı 95 erkek bebeğe düştü.
Bilim insanlarına göre stres erkeklerin spermindeki Y kromozomunun üretimini etkiliyor. X kromozomuna göre daha çabuk bozunan Y kromozomunu taşıyan spermler yumurtayı dölleyemiyor.
Sadece depremler sırasında değil, aşırı sıcaklar ya da aşırı soğuk dönemlerde de erkek doğumları azalıyor.