
KCK Dış İlişkiler Komitesi, Federe Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani’nin Kürt Özgürlük Hareketi’ne adil, vicdani ve hakkaniyetli olmayan suçlamalarda bulunduğunu belirterek, “Özellikle Şengal ve Rojava’yla ilgili yapılan açıklamaları kabul etmek mümkün değildir. Farklı ülkelerden gelen konuşmacıların da olduğu bir ortamda kullanılan ifadeler talihsiz olmuştur. Ulusal birliğe en fazla ihtiyaç duyulan bir süreçte bu tür açıklamaların yapılmasının Kürt halkının özgürlük mücadelesine hiçbir biçimde fayda vermeyeceği açıktır” dedi.
Başbakan Barzani, geçen hafta Duhok Amerikan Üniversitesi’nin düzenlediği Bağımsızlık Sonrası Kürdistan Konferansı’ndaki panelde yaptığı konuşmada, “Bugün PKK’nin Şengal’deki varlığı bölgede istikrarsızlığa sebep oluyor. Şengal’in yeniden inşa edilememesinin sebeplerinden biri de PKK’nin oradaki varlığıdır, bu da bir gerçektir. Çünkü halk geleceğinden emin değil, bu yüzden dönmüyor. PKK’nin şunu anlaması lazım; halkın yararı için bölgeden çıkması gerekiyor. Şengal’e müdahale eden güçler orada kalmamalı. Bize göre PKK’nin Şengal’de kalmasına gerek yok. Bölgeden çıkmalıdırlar” demişti.
Barzani, Rojava ile ilgili de suçlamalarda bulunmuştu: “Şu an o bölgeyi yöneten iktidar, tam anlamıyla diktatördür. Orada milletimize yaptıklarını, emin olun Beşar Esad bile yapmadı. Ne bir siyasi partiye izin veriyorlar, ne halka... İnsanları hapse atıyorlar. Onlardan isteğimiz, birlikte kardeşçe yaşamaya müsade etmeleridir. O bölgenin geleceğini birlikte tayin etmeleridir. Maalesef PKK’nin Suriye’deki yanlış siyasetinin esiri olmuşlardır. PKK’nin esiri olmuşlardır. PKK’nin esaretinden kurtulmadıkları sürece Suriye’de kesinlikle bir gelecekleri olmayacaktır. PKK Rojava Kürtlerinin şahsında meşruiyet kazanmak istiyor. Bırakın meşruiyet kazanmayı, orada milletimizin gelecekte elde edilebileceği kazanımları da PKK, yanlış siyasetiyle ortadan kaldırıyor.”
KCK tek tek cevap verdi
KCK Dış İlişkiler Komitesi, Barzani’nin yukarıda özetlediğimiz bu suçlamalarına tek tek yanıt verdi:
Gerilla niye Şengal’e gitti?
Gerilla ne pêşmergelerden ne de KDP’den Şengal’i aldı. Aksine Şengal’in tümden DAİŞ’in eline geçmesini engelleyerek pêşmergenin de Şengal’e girmesini sağladı. Gerilla Şengal’de Êzîdîlerin öz yönetimlerini ve öz savunmalarını kurmada yardımcı oldu. Şu anda Şengal’i savunan Yekîneyên Berxwedana Şengalê’dir (YBŞ). Şengal’de Êzîdîlerin meclisleri ve öz yönetimleri var. Her siyasi gücün Şengal’deki muhatabı oradaki öz yönetim ve öz savunma güçleridir. Bunlar yokmuş gibi Şengal ile ilgili konuşmada sadece PKK’den söz edilmesi gerçekliği çarpıtmaktır.
Şengal KDP ambargosu altında
Şengal’e yardım gitmesini önleyen de halkın gidişine engel çıkaran da Başurê Kürdistan yönetimidir. Üstelik bu uygulamalar, Başurê Kurdîstan hükümeti içinde yer alan diğer partilerin onayı alınmadan yapılıyor. KDP Şengal’i kuşatmış, tam bir ambargo uyguluyor. Giden hiçbir yardıma izin vermiyor. Heyetler bile gidemiyor. Sêmalka Sınır Kapısı da kapalı olduğundan Rojava Kürdistan üzerinden de Şengal’e yardım ulaştırılması engelleniyor. Zaten bu durum uluslararası kuruluşların raporlarıyla da sabittir. Başurê Kürdistan yönetiminin yapması gereken; Şengal üzerindeki kuşatmaya ve ambargoya son vermektir. Sayın Başbakan bu tür ifadeler kullanmak yerine herkesi Şengal’deki Êzîdî halkına yardıma çağırmalıydı.
Êzîdîler niye dönemiyor?

Êzîdîlerin topraklarına dönme konusunda da sayın Neçirvan Barzani kendilerini sorumlu tutmalıdır. Şu anda YBŞ ve Êzîdî öz yönetim organlarının yanında KDP pêşmergeleri ve siyasi sorumluları da Şengal’de. KDP, Şengal halkını Türk devletiyle korkutuyor. Böylece YBŞ ve öz yönetim organlarının kendilerine teslim olmasını dayatıyor. Êzîdî halkı 3 Ağustos öncesine dönmek istemiyor. Öz savunmasının olmaması ve öz yönetime sahip bulunmaması soykırımla karşı karşıya gelmesine neden oldu. KDP ise Êzîdîlere soykırım getiren 3 Ağustos öncesi durumu yeniden yaratmak istiyor. Êzîdîlerin Şengal’e dönüşünde yetersizlik varsa KDP’nin bu dayatmalarının ve Türk devletinin saldırı yapabileceği konusunu şantaj olarak kullanmasının rolü belirleyicidir. KDP, Şengal’de Êzîdîlerin öz savunması olacak, Êzîdîler özerklik içinde kendi kendilerini yönetecek, her türlü saldırı ve işgal karşısında Êzîdîlerin yanında olacağız yaklaşımını ortaya koyarsa dönmede tereddütlü olanlar da Şengal’e dönerler.
Şengal’de olması gereken
Başurê Kürdistan Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ve KDP’ye düşen görev, Şengal’de sorunları şantaj ve tehditle değil, doğrudan Êzîdîlerin öz yönetim organlarıyla çözmek olmalıdır. Şengal KDP, PKK ya da başka bir siyasi gücün hâkimiyet mücadelesi alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Hem KDP hem PKK hem de tüm diğer Kürt siyasi güçlerine düşen görev orada Êzîdîlerin ortak öz yönetimini ve öz savunmasını sağlamak olmalıdır. Şengal’de hiçbir Êzîdî güç, toplum ve çevre dışlanmadan, ortak meclis ve öz savunmasının yaratılması KDP, PKK, YNK ve tüm siyasi güçlerin çabası ve desteğiyle sağlanmalıdır.
Şengal üzerinden karşılıklı şantaj, tehdit ve meydan okumalara değil, bir araya gelerek Êzidîlerin bir daha soykırıma uğramayacağı bir öz yönetim ve öz savunma sistemi kurmaya ihtiyaç vardır. Kürt siyasi partiler tarafından bu tutumlar ortaya konulduğunda sadece tüm Kürtler değil, BM, Avrupa Birliği, tüm uluslararası güçler ve kuruluşlar da Şengal’in özerkliği, öz yönetim ve öz savunmasına destek verecektir.
Rojava halkına haksızlık
Sayın Neçirvan Barzani’nin Rojava için söyledikleri gerçekleri ifade etmiyor. Rojava Devrimi’ni Rojava Kürdistan halkı yaptı. Kuşkusuz Önder Apo’nun 20 yıl kaldığı ve çalıştığı alan olarak devrim Önder Apo çizgisinde gerçekleşti. Doğrudan PKK’nin yönettiği bir devrim olarak görmek Rojava halkına haksızlıktır. Devrim kadrolarının bir kısmının eskiden PKK’li olmaları bu gerçeği değiştirmez. Çünkü Kürt Özgürlük Hareketi içinde binlerce Rojavalı genç katılıp mücadele ettiği gibi, binlerce Rojhılatlı ve Başurê Kürdistanlı genç de katılmıştır. Kuşkusuz Rojava Devrimi’ni destekliyoruz. Kürdistan’ın en küçük parçası olarak sadece bizlerin değil, tüm Kürt siyasi güçlerin de tüm Kürdistan halkının da Rojava Devrimi’ni destekleme sorumluluğu bulunmaktadır.
AKP’nin iddialarının tekrarı
Rojava Devrimi ile ilgili aleyhte propagandayı zaten Türk devleti yeterince yapıyor. Sayın Neçirvan Barzani’nin söylediklerini her gün AKP iktidarının yöneticileri ve kalemşörlerinin ağzından duyuyoruz. Dünya halkları demokrasi ve özgürlükler için örnek bir devrim olarak değerlendirirken, Sayın Neçirvan Barzani’nin Türk devlet yetkilileri gibi değerlendirmesi doğru değil. Sayın Neçirvan Barzani’nin Rojava Devrimi için eleştirileri olabilir. Ancak “PKK Rojava üzerinden meşrulaşmak istiyor, Rojava Devrimi meşrulaşmayacak ve kaybedecektir” gibisinden olumsuz bir ifade, Sayın Barzani’nin kişiliğine uygun sözler olmadı.
PKK’nin meşru ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini veren bir harekettir, dolayısıyla Rojava üzerinden meşruiyet sağlama gibi bir sorunu ve kaygısı yoktur. Tek isteğimiz Rojava Devrimi’nin başarılı olması ve bu temelde Başurê Kürdistan dahil tüm Kürt halkının güçlenmesidir.
Kim birlikten yana değil?
Biz her zaman Rojava’daki siyasi partilerin birlik olmasından yana olduk. Asayiş ve güvenlik yasalarını kabul eden tüm siyasi örgütlerin serbest örgütlenme ve siyasi çalışma yapmasından yanayız. Sorunların, oradaki örgütler arasında demokratik ilkeler çerçevesinde çözülmesi gerektiğini vurguladık. KDP ile ilişkilerimizde de her zaman Rojava’daki örgütler arası birliğin yaratılması; tüm siyasi güçlerin Rojava’daki siyasi, toplumsal ve ekonomik yaşama katılım sağlaması konusunda birlikte çaba yürütmemiz gerektiği yönündeki düşüncelerimizi ortaya koyduk.
Bütün bunlar için görüşüyoruz
Zaten KDP ile birlikte bu yönlü çözümleri sağlama yönündeki çabalarımız da sürüyor. KDP ile hem Şengal’de hem Rojava’da yaşanan sorunlar konusunda görüşmelerin sürdüğü, ortak çabaların yürütüldüğü bir süreçte bu tür açıklamaların yapılması iyi olmadı. Özellikle Hareketimizi suçlayan ifadeler kullanılması beklemediğimiz bir yaklaşımdı. Bundan sonra karşılıklı olarak daha dikkatli olunması, açıklamaların yapıcı olması, içinden geçtiğimiz sürecin bizlerden beklediği yaklaşımdı.
Açıklama yapmanın gereği
Bizi kamuoyuna böyle bir açıklama yapmak zorunda bırakan, söz konusu paneldeki konuşma ve kullanılan ifadelerin başka ülkelerden gelen konuşmacılar önünde yapılmış olmasıdır.”
BEHDİNAN