Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasında siyasi, ekonomik, toplumsal değişimler yaşanıyor. Kürt sorunun çözülmesi için bölgede tarihi fırsatlar var, ancak ulusal birliğin sağlanamaması fırsatların heba olmasına yol açıyor. Bu temelde Kürdistan’ın dört parçasında siyasi partiler, örgütler ulusal birliğin sağlanması için bir kez daha bir araya geldi. Kürt halkının ve birçok siyasi örgütün son dönemde başlattığı ulusal birlik çalışmaları dikkat çekse de geçmiş çabalar gibi sonuçsuz kalmamasının çok daha etkili ve ısrarlı bir strateji izlenmesine bağlı olduğu görülüyor.

Hatırlanırsa Başûr’daki partiler ulusal birlik sağlamak amacı ile 1980 yılında Ulusal Demokratik Cephe ile Ulusal ve Demokratik Ulus Cephesi ismiyle iki farklı cephe kurmuşlardı. Ancak Kürt tarafları arasında yaşanan iç savaş, bu çabaların sonuçsuz kalmasına yol açmıştı. 1983’te PKK ile KDP arasında ortak çalışma yürütmek amacıyla bir anlaşma imzalanmış, fakat KDP’nin 1986 yılında tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesiyle yarım kalmıştı. Yine Başur’daki siyasi partiler 1989’da Kürdistan Cephesi’ni kurmuş ancak 1994’da KDP ve YNK arasında çıkan çatışmalardan dolayı dağılmıştı. 1995 yılına gelindiğinde ise yurtdışında Kürdistan Parlamento’su kurulmuş, 1999 yılına kadar çalışmalarını sürdürerek, 1999’da ismini Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) olarak değiştirmişti.

KNK, Kürdistan’ın dört parçasındaki siyasi partilerle, aydınlarla sürekli konferans, kongre ve toplantılar yaparak günümüze kadar çalışmalarını aralıksız sürdürmeyi başardı. Bu ısrarı sonucu 2013 yılında Hewlêr’de geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirmeyi başarmış, Kürdistan’daki çoğu siyasi partinin temsilcisi gibi ilk defa KDP temsilcilerinin de toplantıya katılmalarını sağlamışlardı. Nihayetinde tüm bu çabaların somut sonuçlara ulaşamamasında çok yönlü tarihsel ve siyasal nedenler olmakla birlikte esas olarak iki temel sebebe dikkat çekmek istiyorum.

Öncelikle Kürt aşiretçi, feodal, küçük burjuva, gerici değerleriyle KDP ve YNK Kürtlerle ve ulusal birlik çabaları ile çatışmanın iki diğer adı olmuş, varlıklarını korumak için özgürlükçü güçlerle sürekli karşı karşıya durmuş, kendi içlerinde sürekli çatışarak engel haline gelmişlerdir. Ulusal birlik için bu güçlerin genel ulusal çıkarlar etrafında engel olmaktan çıkarılması, tabandan halkın seferber edilmesi, halkın bu güçlere baskı uygulamasının sağlanması gerektiği kanısındayım. Nitekim Kürdistan’ın hangi parçası olursa olsun Kürt halkının çıkarlarına zarar verecek, halkın iradesini yok sayacak her uygulama her şeyden önce bu halka ihanet olma gibi bir özellik taşıyacağı gerçeğinin her parçada Kürt halkı tarafından siyasi güçlere dayatılması gerekmektedir.

İkinci olarak; dört sömürgeci devletin yanı sıra statükocu Rusya ile Çin ve Arap devletlerinin de Kürt kazanımlarına karşı sömürgecilerle ortak hareket ettiklerini görüyoruz. Öyle ki yüz yıl önce belirlenen bölge statükosu sömürgeci devletlerden yana işlemeye devam ediyor. Bunun Kürt ulusal özgürlük mücadelesine yansıması, artan küresel destek ve dayanışmaya karşı bölgesel desteğin yok denecek kadar zayıf oluşudur. Bu bakımdan Kürdistani güçlerin ortaklaşması gereken ilke; ulusal birliğin sağlanmasının emperyalizme ve işbirlikçilerine bel bağlamakla sağlanamayacağı, bu anlayışın gideceği yerin işbirlikçilik ve ihanet olacağıdır. Qubad Talabani ve Neçirvan Barzani gibi yeni kuşak Başur siyasetçilerin politikalarının Kürt halkını getirdiği noktanın emperyalizmden yardım dilenmek olduğu unutulmamalıdır. Zira emperyalizmden çözüm ummak, bölge devletlerine yaslanma, icazet bekleme ulusal birlik önündeki engelleri büyütmek dışında bir sonuç vermeyecektir.   

Sonuç olarak; Kürdistani güçlerin Kürdistan'ın parçaları arasındaki diyalektiği iyi anlaması, ulusal birliğe stratejik bir anlam yükleyerek içine girilen yeni çabaları büyütmesi sağlanmalıdır. Mevcut politik-askeri koşullar dikkate alınırsa, parçaların kendi kimliklerini ve iç birliklerini geliştirmelerini öngörmek zorunludur. Burada önemli olan ilke, Kürdistan birliği esprisi içerisinde tüm parçaların birbirini destekleyen konumda bulunmasıdır. Kürt partilerinin dışarıda birbirine karşıt çalışmamaları, içerde sorunları demokratik siyaset temelinde çözmeleri, Kürdistan’ın genel birliği için dış ilişkilerin ortak bir komite tarafından yürütülmesi, bunu gerçekleştirecek bir Ulusal Kongre ile onun görevlendireceği icra kurulunun oluşturulması önümüzdeki dönemin en acil hedefleri olmak zorundadır. İşte bunun için Kürt halkının toplumsal tüm dinamiklerin harekete geçirilmesi ve kesintisiz çok yönlü bir eylemsel sürecin devam ettirilmesi hayatidir.