İnsanın beş duyusu ama çok duygusu vardır. Üzülmek, sevinmek, gülmek, ağlamak, cesur olmak, korkmak, utanmak, sıkılmak… İnsani duygulardır. “Nefret” insani bir duygu mudur?... Dünya insanlık literatüründe “Üzülmek suçu, sevinmek suçu, ağlamak suçu, cesur olmak suçu, utanmak suçu, sıkılmak suçu…” Diye bir suç yoktur. Ama “Nefret suçu” diye bir suç vardır. Nefret insani bir duygu değildir. Nefret zalimin iktidar hırsı ile bu hırsa bağlı zulmünden doğan kibir ve zalimlik olgusudur.
“Yahudi” olduğu iddia edilen bir kişi İslam Peygamberi Muhammet Mustafa’ya “Hakaret” içeren bir “Film” yapmış. Bu zavallıca bir çaba ve provokasyondur! Başta İslam toplumu olmak üzere dünya insanlık ailesinin inanan kesiminde kutsallığı tartışmasız olan İslam Peygamberine “Hakaret” etmek ABD Hukukunda suç mudur? Bilmiyorum. Ama dünya insanlığının vicdanında hiç kuşkusuz suçtur. Bu anlamda birilerinin “Sanat yapıyorum” adına insanlığın kutsal değerlerine hakaret etmek hakkı olamaz. Bu konunun tartışıldığı ortamda gazeteci Başbakana soruyor: “İnanca hakaretin nefret suçu kapsamına alınması için bir çabanız olacak mı?” Başbakanın cevabı: “BM’de bunu gündeme getireceğim. Önemli mesajlar vereceğim. Bu bir sebep netice ilişkisi. Tahrik biçiminde olduğu zaman insanların kutsallarına, dini inançlarına saldırıların tanzim edilmesi konusunda uluslararası düzenlemelerin yapılması gerekir.
Uluslararası hukuk noktasında değerlendirmeler yapılabildiği gibi ulusal hukuk açısından da bir şey yapılabilmeli. Türkiye olarak biz başı çekelim. Fikir düşünce ve inanç özgürlüğü; farklı insanların fikir, düşünce, inanç özgürlüğünün sınırına kadardır. Yıllar önce, Varşova’da uluslararası toplantıya katılmıştım ve nihai metne İslamofobi’yi bir nefret suçu olarak soktum.” Bir soru daha: “Ulusal hukuk içinde nefret suçu için bir adım atılacak mı?”
Cevap: “Niye yapılmasın? Ömer Çelik’e talimat veriyorum, hemen çalışmasını yapalım. Filmle ilgili değil, benzer hareketler için. Değerlere, inançlara hakaret anlamında, bunları suç sayan düzenleme. Bu konuda Türkiye dünyaya öncü olacak.” Veeee durumdan vazife çıkaran Diyanet İşleri Başkanı “Kutsal değerlere hakaret insanlık suçu ilan edilmeli.”
Tam da bu noktada CHP Milletvekili Veli Ağbaba’nın “Adalet Bakanının yanıtlaması talebiyle” verdiği soru önergesi “Nefret suçlarına yönelik kaç dava görülüyor?” Adalet Bakanlığının cevabı: “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” maddesi ile “İbadethane ve mezarlıklara zarar verme suçlarından” 1666 dava açılmış, 496 ceza verilmiş! Adalet Bakanlığının verdiği cevaba göre; “Buna karşın insanlığa karşı suç maddesinden 2, inancından dolayı hakaret iddiasıyla 21, ayrımcılık suçunda 36 dava açılmış.” Bu davaların ayrıntısını, kime karşı ne için açıldığını bilmiyoruz!
Lakin buradaki “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” davalarının tamamı Kürtlere karşı açılmış! Sebep? Kürtler “Ben Kürdüm, ana dilimi ve temel özgürlüklerimi istiyorum!” demesi “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmektir.” ve suçun katmerlisidir. Ama yazılı ve görsel basında, haber programlarında Kürtlere sövüp saymak suç değildir!
Bakana “Talimat” veren ve “Bu konuda Türkiye dünyaya öncü olacak.” diyen Başbakan sen defalarca nefret suçu işlemedin mi? Karaca Ahmet Dergahı’nın üzerine dozer salarak… Cemevine “Ucube” diyerek… İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç olan Madımak Katliamı katilleri için verilen “Zaman aşımı” kararına “Bu karar Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun!” diyerek… Nefret suçu işledin! Konuştuğu her ortamda inkar, nefret ve şiddet dili kullanmaktan geri durmayan Başbakan “Bu konuda dünyaya öncü olacak(mış)!” Komediye, kara mizaha bakar mısınız?...
AKP ve Diyanet İşleri Başkanlığı Alevi toplumunun ibadet yeri olan Cemevlerini inkar ederek nefret suçu işliyor. Türkiye’de geleneksel inkarcı devlet zihniyeti halkların ve inanç gruplarının varlığını inkar ederek, asimilasyon politikası uygulayarak nefret suçu işliyor. Sadece inkarcılık ve asimilasyon değil nefret suçlarını oluşturan. İnkar ve asimilasyon politikasına karşı varlık mücadelesi veren toplumsal yapıya uygulanan zulüm ve katliam nefret suçunu da aşıp insanlığa karşı işlenmiş suçlara giriyor. “Bu konuda dünyaya öncülük edecek” Başbakana sadece birkaç soru; Madımak katilleri nerede? Alevilerin kapılarına işaret koyanlar nerede? Sürgü’de toplu katliam provası yapanlar nerede? Roboskî’de 34 canın hava bombardımanı ile katledenler nerede? Konuyu BM’ye götüreceğine “Cemevi diye ibadethane yoktur!” diyerek inkarcılık yapan, Alevi toplumuna ve insanlık tarihine karşı suç işleyen Yargıtay’a götürsene!...
Nefret suçu...!?