Fransa iki önemli gündemle çalkalandı. Paris’te Kosova ve Ermenistanlı iki öğrencinin sınır dışı edilmesine dönük tepkiler sokağa taşırken, Hollande ve hükümeti insan hakları örgütleri, muhalefette yer alan partilerin hedefi oldu. Sınırdışı işlemi hükümet tarafından ısrarla savunuldu. Ardından Hollande, bir açıklama yaparak Kosovalı öğrencinin eğitimini devam ettirmek için Fransa’ya geri gelebileceğini belirtti.
Kosovalı 15 yaşındaki Leonarda Dibrani, Hollande’ın açıklamasının hemen ardından ailesiyle birlikte gelme koşulu dışında bir seçeneği kabul etmeyeceğini ifade etti. Tüm bu tartışmalar sürerken, halen Rusya’da bulunan eski CIA çalışanı Edward Snowden’ın sızdırdığı bilgilere göre ABD Ulusal Güvenlik Kurum-NSA’nın Fransa’da 10 Aralık 2012-8 Ocak 2013 tarihleri arasında 70 milyon telefonu dinlediği, 2010 yılında ise Meksika Devlet Başkanı’nın mail adresinin şifrelerini çözerek, bilgileri ele geçirdiği basına yansıdı. Son bir haftadır öğrencilerin sınırdışı edilmesi nedeniyle göçmen kurumları, insan hakları savunucularının hedefinde olan Fransa İçişleri Bakanı Manuel Valls, Edward Snowden’in açıkladığı yeni bilgileri “şok edici” olarak tanımladı. Fransa’nın Amerika tarafından dinlendiği gündeme bomba gibi düşerken, Fransa Parlamentosu güvenlik bütçesini oyluyordu!
Le Monde Gazetesi, NSA’nın, 10 Aralık 2012-8 Ocak 2013 tarihleri arasında 70 milyondan fazla telefonu dinlediğini belirtirken, ortaya çıkan belgelerde NSA’nın sadece ‘terör şüphelilerini’ değil, aynı zamanda iş ve siyaset dünyasından üst düzey kişileri de izlediğini yazdı. Tüm bunlar Fransa’daki son bir ay boyunca yaşanan gelişmelerle birlikte okunduğunda “Fransa’da neler oluyor” sorusunu daha yüksek sesle sormayı gerektiriyor.
20 Eylül günü CIA, Manuel Valls, Fransa İstihbaratı, MİT, İngiliz İstihbaratı Paris’te biraraya gelip önemli bir toplantı gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz haftalarda basına yansıyan bilgiler düşünüldüğünde örneğin Paris’te katledilen üç Kürt devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in davasına bakan hakimin evine “hırsızın” girdiği tarih 23 Eylül’ün özel bir tarih olduğu anlaşılıyor. Muhtemel toplantının gündemleri arasında Kürtler de var. Suriye’nin baş gündem olduğu ise açık. Böylesi bir toplantının ardından NSA’nın dinleme skandalının ortaya saçılması ABD ve Fransa arasında yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu gösteriyor!
23 Ekim tarihinde ise Reuters haber ajansında yayınlanan Nicholas Vinocur imzalı haberde, Paris Katliamı’na ilişkin yeni bilgilere yer verildi. Vionocur, Fransız polisinin, Paris’te 9 Ocak 2013’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katil zanlısı Ömer Güney ile Türkiye arasındaki bağlantılara dair yeni bilgilerin olduğunu yazdı. Reuters’in haberine göre, zanlı Güney’in Türkiye ile onlarca telefon konuşmasının bilgisinin dosyada olduğu belirtiliyor. Tüm bu bilgilerin 23 Eylül tarihinde hakimin evinden çalınan bilgisayarın içerisinde olduğu ise aşikar!
Reuters haberinde başka bir veri ise Adelet Bakanlığı’nın yapmış olduğu açıklamada Fransa’nın şuana kadar kendilerinden bilgi istemediği belirtiliyor. Oysa Fransa sözkonusu dosyaya dair sayısız kez Türkiye’den bilgi istediğini ama Türkiye’nin şuana kadar kendileriyle bir bilgi paylaşımında bulunmadığını bizzat dosyaya bakan hakimin ağzından açıklamıştı! 9 Ocak’tan kısa bir süre sonra MİT’in Fransa İçişleri Bakanı Manuel Valls ile görüşmek üzere bir heyet gönderdiği kulislere yansımıştı. 20 Eylül 2013 tarihinde ise MİT-Fransız İstihbaratı görüşmesi yapıldı. Böylesi bir katliamın bu görüşmelerde gündem olmaması düşünülebilir mi? 10-Aralık-2012-8 Ocak-2013 NSA’nın Fransa’daki dinlemelerine Paris katliamı da takıldı mı?
Neler oluyor!
Fransa Gündemi