Şiir, bilinmeyeni bilinen anlamlı sözcüklerle sanatsal anlatım biçimiyle bir anlatımdır. Şair anlamın ustasıdır. Sanat onun hüneridir. Yunus Emre "İlim ilmi bilmektir, ilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır” demektedir. Kendini bilmek, bilgiyi sevgiyle yoğurmak şairin inşa malzemeleridir. Temel harcı sevgidir, merhametin özde olmayan bir sevgi su üzerinde yazılmış yazı gibidir. Ama yürekten hapsedilen sevgi de, karanlıkta göz kırpmak gibidir. Birinin aslı, öbürünün meyvesi yok.
Sevgi edebi kelimelerle değil ancak ebedi anlayışlarla yorumlanabilir. Şairin şiirinin beslendiği zemin, sevgi toprağıdır sözcükler. Mevsimsel bitkiler gibi yeşerip korunamaz. Hayat ağacının yaşamsallığını, canlılığını, anlamlılığını ve güneşliliğini sağlamanın adıdır şiir sanatı. Şiir, sevgi ve yaşamın dilidir. Ki dil, kısıtlı kalıplar içinde tutsak edilmiş bir olgu değil. Evrensel bir iletişim şeklidir.
"Şiirin ahlaka uygunluğu ya da ahlak dışılığından söz etmek mümkün değildir. Bu ahlakın sınırları içinde yer alacağı bir şey değildir” diyor Ali Şeriati. Şiirle ilgili dilin fakirliğinin yol açtığı zorluklar karşısında bir şeyler anlatmak için ahlaka uygun olan ve ahlak dışı gibi kelimelerden başka bir terim bulamıyoruz. Şiir ahlaki konular içine girmiyor. Şiirin ahlaki konular içinde ele alınması İslamiyet'le başladı.
İslam öncesi Arabistan’da şairin asıl görevi propagandadır. Deyim yerindeyse "çölün gazetecisidir.” Bedevi şairleri Hz. Muhammed’e yönelik yergiler düzülmüş olması nedeniyle Bedir Savaşı’ndan sonra şairlerle hesaplaşma süreci başlamıştır. Bedevilerin bazı özellikleri yadsınmış, başta gelen şiir gelenekleri dışlanmış, şiir ve şairleri olumsuzlanmıştır. Sonraları "İslamiyet şiire karşı oldu” yolunda yerleşen anlayış bundan beslenmiştir.
Ancak Endülüs İslam’ı, Mekke ve Medine eğilimine uymayarak şiir sanatına yönelik bir yasa getirmemiştir. Hatta Arap şiiri Endülüs’te hayat bulmuştu. İslam müziğindeki ilahi ve benzeri koro eşliğinde söylenenler ilk kez Endülüs’te ortaya çıktı. Şiirde en temel konu aşktı. Karşı cinse duyulan aşk, güzelliğe, dostluğa, kahramanlığa, erdeme duyulan aşk, doğa aşkı, tanrı aşkı, bütün bunları içeren aşk denizinde yüzmek Endülüs’ün genel haliydi.
Şiir çoğu kez insaniyetin bildirgesi olurken, şair ise bunu okuyan bülbüldür. (Her nedense zalimler çok daha şair kesilirler) "Şairi savaşa göndermek bülbülü ateşte kızartıp yemek gibi bir şeydir.”
Bir emir savaştığı, yendiği ve esir aldığı bir başka emiri şair olduğu için bağışlamış. Saygı ve dostluk göstermiş ve düşmanlıkları bitirmiştir.
Yine Halife Ebu Yusuf Yakup el Mensur, zimmetine para geçirerek yolsuzluk yapan maliye memuruna "Alın yazısı iradeden daha güçlüdür ve yoksulluk erdemi baştan çıkarır” deyişlerini mısralara döktüğü için zincirlerinden çözdürmüştür.
Şiir bedene vurulmayan kılıç yarasıdır. Zikredilince yaradan akan bir sevgi pınarıdır. Anlamın, hakikatin arayışçısıdır şair. Yeryüzündeki ışığa değil karanlıkla içinde kalan kıvılcıma aşıktır.
* Siirt E Tipi Cezaevi'nde tutsak
NEVZAT ÇAPKIN*: Şiir sevginin dilidir