Newroz ateşi tüm Kürdistanı sardığı gibi Ankara siyasetini de ısıttı. Bu yıl yirmi iki yıllık hasretimi sona erdirip Newroz’u ülkemde doya doya kutlama fırsatını buldum. İlk Newroz kutlamasına Kuzey Kurdistan ile Güneybatı Kürdistan’ın kesiştiği nokta olan Pirsûs-Kobanê hududunda katıldım. Daha sonra sırası ile Hilvan (Curnareş), Urfa (Riha), Siverek (Girêsor) ve en sonunda Amed Newrozu’na katıldım. Amed Newrozu finaldi. Halkın büyük coşkusu ve katılımı vardı. Bu katılımı sandıklara yansıtabilirsek vay AKP’nin haline!
Amed Newrozu’nun en önemli anı sayın Öcalan’ın mesajının Kürtçe ve Türkçe okunduğu anlardı. Newroz mesajı okunmadan önce sicim gibi yağmur yağıyordu. Mesajın okunacağı anons edilince alanda büyük bir sessizlik hakim oldu. Sicim gibi yağan yağmur aniden durdu. Bulutlar dağıldı. Bir çanak gibi doğan güneş, iliklerine kadar ıslanan Kürdistanlıları ısıtmaya başladı.
Sayın Öcalan’ın mesajı 2013 ve 2014 yılı Newrozlarındaki mesajların tahkim edilmiş haliydi. Mesajda, tahkim edilmiş sürecin sadece Kürdistan’a özgürlük ve demokrasi getirmiyeceğini tüm Ortadoğu’ya demokrasi ve özgürlük getireceğini söylüyordu. Mesajın en önemli bölümü şüphesiz ki günlerdir kamuoyunu meşgul eden “slahların bırakılması” sorunuydu. Bu konuda mesaj, hiç bir polemiğe yer vermiyecek biçimde gayet açık ve netti. Öcalan PKK’ye silah bırakma kararının alınacağı kongre çağrısını, Dolmabahçe’de her iki tarafın anlaşmaya vardığı on maddenin uygulanması ve müzakkerenin başlamasına bağlıyordu. Bu on maddenin müzakkeresine başlanıldığı takdirde kongre çağrısı yapılacak ve bu kongrede Kuzey Kürdistan’da TC ordusu ve güvenlik güçlerine yönelik silahlı mücadeleye son verme kararı çıkacaktır. Silahların tümden bırakılması ise Kürdistan’ın Güney ve Güneybatısındaki IŞİD saldırıları ve sömürgeci katakullilerinin sona ermesine bağlıdır.
Kürt tarafının demokratik ve onurlu bir barış konusundaki iradesinin sağlamlığı sayın Öcalan’ın son Newroz mesajı ile bir kez daha pekiştirildi. TC Cumhurbaşkanı Erdoğan Kürt tarafının bu sağlam iradesi karşısında bugüne kadar sürdürdüğü Kürt sorununun demokratik ve barışçı çözümünü sürece yayma politikasına devam ettirmek istiyor. Bu nedenle de AKP içerisinde çelişkiler kendisini göstermeye başladı. Erdoğan 7 Haziran seçimleri yaklaştıkça, HDP’nin baraj sorunu olmadığı yolundaki haberlere, kamuoyu yoklamalarına ulaştıkça mutabakata varılan konularda mızıkçılık yapmaya başladı. Başkanlık sistemine geçmek için yeni bi anayasa hazırlanması ve bu anayasanın onaylanması için dört yüz milletvekiline ihtiyacı olan AKP bu sayıya ulaşamıyacağını anlayınca yeni oyunlar peşine düşmeye başlıyor.
Erdoğan tek adamlık konusunda yol almanın kolay olmadığını anladıkça, seçim günü yaklaştıkça daha çok çelişkili açıklamalar yapmaya başlayacak. Morali ve psikolojisi bozulan Erdoğan’ın istirahata ve rehabilitasyona ihtiyacı olacak. Ama ne gezer Erdoğan islami inancın temeli olan “biz”i unutup “ben” temelli stratejiye sarılıyor. “Ben” temelli inanca sarılanın akibeti ise bellidir. Haydi hayırlısı.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 25 Mart 1994’de KUM Meclisi üyesi, DEP Nizip yöneticisi Mehmet Şen kontgerilla tarafından işkence edilerek şehit edildi.
* 30 Mart 1985’de HRK komutanı ve Eruh baskınının mimarı Mahsun Korkmaz Gabar Dağı’nda TSK ile girdiği silahlı çatışmada şehit düştü. Onun anısına ARGK kuruldu, yine onun anısına oluşturulan akademide binlerce Mahsum yetiştirildi.
* 31 Mart 1947’de Doğu Kürdistan’ın Mahabbad şehrinde “Mehabbad Kürt Cumhuriyeti”nin ilan edildiği Çarçıra Meydanı’da Qazi Muhammed, Sadri Qazi ve Said Qazi İran Şah yönetimi tarafından idam edildi.