Zeki AKIL

Kürt halkı bu yılki Newroz’u da topyekün saldırı altında karşılıyor. Erdoğan önderliğinde Türkiye karanlık bir tünele sokuldu. Kara bir faşizm inşa ediliyor. AKP ve MHP eliyle içeride ve dışarıda Kürtleri imha planları yürürlükte. Bu soykırım politikalarına karşı da Kürtler yaşamın her alanında bir direniş içinde. 2015’te Çöktürme Planı İmralı tecridiyle pratikleştirildi. 24 Temmuz’da da askeri ve siyasi soykırım saldırıları başlatıldı.

Kasım ayında Kürt halkının direniş halkasına zindanlardaki açlık grevleri eklendi. Leyla Güven önce eyleme başladı. Bu eylem tabi ki, anlamlıydı. Leyla Güven hem DTK Eşbaşkanıydı hem de milletvekili seçilmişti. Normal koşullarda hapiste olmaması gerekirdi. Çünkü yasalara göre dokunulmazlığı vardı. Ancak Faşist yönetim hapiste kalması emrini verdi. Leyla ise İmralı tecridi eksenli eylem başlattı. Çünkü İmralı bir halkın iradesini temsil ediyordu. İmralı’ya yaklaşım savaş ve barış gerekçesiydi. İmralı tecridi sürdükçe savaşın süreceği kesindi. Leyla ise barışı, demokrasiyi ve özgürlüğü tercih etmiş bir insandı. Hem bu değerlere bağlılığı hem de savaş ve imha politikalarına karşı oluşu onu bu eyleme götürdü.

Leyla Güven yüksek bir siyasi ve toplumsal duyarlılıkla sürece dahil olmak istedi. Bir tutsak olarak açlık grevini başlattı. Doğal ki, eylem kendisiyle sınırlı kalmadı. Zindanlara binlerce insan doldurulmuş. Bu kadar insanın sürece duyarsız kalacağı beklenemezdi. Nitekim eylemlere katılanların sayısı giderek arttı. Avrupa’da açlık grevleri başladı. Güney Kürdistan’daki insanlardan katılanlar oldu. Rojava daha kitlesel direnişe destek verdi. Kısacası bütün Kürdistan’da direnişe yeni bir ivme kazandırdı. Faşist Türk hükümeti ve basını eylem yokmuş gibi davransa da direniş dalgasının yükselmesinden korktuğu artık gizlenemiyor.

Kürdistan’da bahar her zaman direnişin ve yaşamda hareketliliğin yükseldiği bir mevsimdir. Bu yıl ki bahar da öyle başladı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaygın kutlamalarla geçti. Şimdi de Kürdistan Newrozlaşıyor. Leyla Güvenlerin direnişine Newroz’un coşkusu eklenecek. Faşist Erdoğan’ı korku sarmaz mı? Tabi ki sarar. Ardından 31 Mart seçimi var. Erdoğan ve Bahçeli bu yerel seçimi bile Türkiye’nin bekasını ilgilendiren bir seçim olarak tanımladılar. Korkularını topluma taşırmak istiyorlar. Ancak şiddet ve korku üzerine politika yapabiliyorlar. Başka malzemeleri kalmamış, soykırımcı yüzleri açığa çıkmıştır. Öyle korkuyorlar ki, etrafa korku salarak korkularını gizlemeye çalışıyorlar. Ancak korkutarak, sindirerek ayakta kalacaklarına inanıyorlar. Kendilerine güvenseler bütün muhalifleri hain ve terörist ilan etmezler, halkıyla bu kadar davalı olmazlar ve on binlerce insanı talimatlarla hapishanelere atmazlar.

Diyarbakır HDP binasında insanlar açlık grevine giriyor. Açlık grevini engellemek için polis parti binasını basıyor. Açlık grevindekileri gözaltına alıyorlar. Sonra başka bir grup başlıyor. Polis tam bir katliamcı güruh gibi kapıları kırarak yine parti binasını basıyor, milletvekillerini darp ediyorlar. Ardından yine açlık grevine katıldılar diye polis bir daha parti binasını basıyor. Bunu da içişleri bakanı övünerek, ben baskın talimatı verdim diye açıklıyor. Hukuktan ne kadar koptukları, kabalığı, hoyratlığı ve zorbalığı nasıl temsil ettiklerini sergilemekten çekinmiyorlar.

Newroz zalim Dehaklara karşı özgürlüğün ve dirilişin bayramı olarak tarihsel kimliğini kazandı. Şimdi ki Dehaklara karşı da aynı ruh ve zafer inancıyla Newroz’a anlam katma zamanıdır. Baharın sıcaklığı ve aydınlığıyla, direniş ruhu ve sloganlarıyla Newroz’a akma zamandır. Leyla onların zulme karşı bedenlerini eritmeleri ve karanlıklara bir meşale olma çabaları meydanlarda karşılığını bulmalıdır. Seçim çalışmalarıyla da birleştirerek meydanları canlı tutma, şenlendirme ve özgürlük özlemlerini haykırma zamanıdır. Bir halk isterse her koşulda direnir. Mutlaka direniş yolları ve eylem biçimlerini bulur. Kürdistan ve Türkiye’de uzun yıllara dayanan direnişler, deneyimler ve birikimler oluşmuştur. Yeter ki, Newrozlara katılım isteği ve özgürlük arayışı olsun, önünde hiçbir güç duramaz.

Newroz bütün Kürdistan’da, yurtdışında doğru sahiplenilir ve diğer halklar ve dost güçlere de taşırılırsa görkemli bir çıkışın kapısını aralar. Yeter ki, öz güven ve sarsılmaz bir irade ortaya konulsun. Türk faşizmi dünyada büyük oranda tecrit olmuş ve zorbalık dışında elinde hiçbir argüman kalmamıştır. Ağır bir ekonomik kriz sürecine girmiştir. Gerillanın ve halkların direnişiyle bahar halkların baharına dönüşecektir. Newroz yaraşır bir ayağa kalkma ve meydanlara akma zamanıdır.