
Demirci Kawa efsanesine dayanan Newroz, bir başkaşkaldırı ve özgürlük bayramıdır. Anlatımlara göre, bir zamanlar Kürtlerin yaşadığı topraklar üzerinde, yani halk olma vasfına kavuştuktan itibaren kendilerine vatan olarak belirledikleri ülkede Dehak adında zalim ve zulümkar bir kral varmış. Uyguladığı baskı ve şiddetle namına nam katan bu zalimin Asur İmparatorluğu'nun Kralı olduğu da söylenir. Ortadoğu halklarına kan kusturan bu zalim Dehak'ın, günlerden birgün her iki omuzunda birer yılan başının çıktığı ve bu yılanların beslenmesi için hergün iki gencin beyninin yılanlara verilerek acılarını dindirildiği söylenir. Kralın acı çekmemesi için yılanların hergün iki genç insanın beynini yemesi gerekiyormuş...
İlkbaharın gelişini, aydınlığın doğmasını, doğanın yeşermesini; hayatın anlam bulmasını da engelleyen zalim Dehak’a karşı alttan alta büyük bir kin ve öfke birikimine yol actığı da söylenen bir söylencedir. Sonunda uygulanan baskı ve yapılan vahşetten bıkan halk büyük bir arayışa girer. Yapılan birçok plan ve gizli sızmaların ardından, sonunda iki Aryenli genç, hergün iki gencin kurban olarak kesildiği kralın sarayına aşçı olarak girmeyi başarır. Bu iki aşçı hergün kesilmesi için kendilerine getirilen iki Kürt gencinden birinin gizlice saraydan kaçmasına yardımcı olurlar.
Kawa Newroz ateşini Zerdeşt'ten aldı
Zalim kralın elinden gizlice kaçıp ve hergün çoğalan gençlerin, Kürtler’in atalarını oluşturdukları rivayet edilir. Zalim Dehak’ın zulmünden kaçan ve dağlarda halklaşarak coğalan bu halk, yani Kürtler, Kawa adlı bir demirci tarafından eğitilerek bir ordu haline getirilirler. Kawa'nın liderliğindeki bu ordu 20 Mart'ı 21 Mart’a bağlayan gecede zalim kralın sarayına doğru yürüyüşe geçer ve Kawa, kralı çekiç darbeleri ile öldürmeyi başarır. Kawa, gercekleştirmiş olduğu eyleminin hemen ardından etraftaki tüm dağ ve tepelerde ateşler yakarak, hem özgürlüğün zaferini kutlar; hem de yaktığı ateşle Dehak'a karşı yapmış olduğu özgürlük eyleminin muştusunu halklara vermiş olur.
İşte o günden sonra Kürtler ve Ortadoğu'da yaşayan farklı halklar bu zalim kraldan kurtulup özgürlüklerine kavuşmuş olurlar. Ayrıca hem yapılan zulmün sonu ama aynı zamanda zulümsuz başlayacak olan yeni bir yaşamın başlangıcını, hem de sonbaharın gelişini büyük bir coşku ile kutlarlar. Böylece Kürt halkı ve diğer Ortadoğu halkları zalim Kral Dehak ve despot Asur İmparatorluğu’ndan kurtulmuş olurlar.
Yine denilir ki, ateş aynı zamanda Zerdeşt’in kutsal olarak gördüğü ve her türlü kire, pasa ve lanete karşı koruyucu bir elementir. Zerdeşt’e göre ateş zalimi; zulmü, kötülüğü ve ruhu ile bedeni kirli olan her şeyi yakarken, iyi, güzel ve doğru olan her şeyi de korur. İşte Demirci Kawa'nın, ateşi sembol olarak seçmesinin nedeninin de bu olduğu rivayet edilir. Yine rivayete göre ateşin, Newroz bayramının sembolü olmasının nedeni de bundandır. Demek ki, ateşin Newroz sombolü olmasının nedeni hem kötülüğü yakan, hem de doğru ve hakikati koruyan bir element olmasıdır. Ateşin özgürlük ve isyanın sembolü olması da bundandır...
Çağın Dehaklarına karşı çağdaş Kawalar...
Newroz, Kürtler için sadece öylesine kutlanan bir bayram değildir. Dini ya da herhangi kutlu birgünün anlam ve önemine bağlı duyguların verdiği güçle konuşmaların yapıldığı birgün değildir. Newroz, sadece baharın müjdelenip insanların eğlenildiği birgün de değildir....
Kürdistan ve Ortadoğu'da Newroz her şeyden önce bir özgürlük bayramıdır. Kürtlerin ve Ortadoğu halklarının Asur İmparatorluğu'na karşı başkaldırma ve zalim Dehak'ın zulmünden kurtulma gündür. Bugün halkların bayramı, özgürlüğün şahlanışı, insanlığın kardeşleştiği gündür. Kürt halkı, Newroz'u kutlama gücünü acı ve keder dolu günlerinden almaktadır...
Kürtler, Newroz'u bir mitolojik olarak değil, büyük bir direniş ruhu, zalimlere karşı büyük bir başkaldırı bilinci, özgürlüğün hakikatı olarak görürler. Bu nedenle Kürtler, Newroz'un bu ruhunu, bu bilinci ve özgürlük hakikatını o günden bugüne taşıyarak, kendi bedenlerini ateşe vererek yaşatmışlardır. Kürt gençleri, Newroz'u, Kürtlerin kendilerini küllerinden yeniden yarattığı bir eylem olarak görmüşlerdir...
Ve bu bilinçle Amed zindanında yapılan baskı, şiddet ve zulme karşı büyük bir başkaldırışı gerçekleştirerek, çağın Dehak'ı Esat Oktay Yıldıran'a boyun eğmemişlerdir. Çağın Dehakları, Diyarbakır 5 No'lu zindanında Kürtleri bir kez daha ezmek ve tarihten silmek istemişlerdir. Ancak bu Dehaklara karşı Çağdaş Kawa Mazlum Doğan tarih sahnesine çıkmıştır. "Direniş zafere, teslimiyet ihanete götürür'' diyen Mazlum Doğan, 1982 yılında 20 Mart'ı 21 Mart'a bağlayan gece 3 kibrit çöpünü yakarak, yaşamına son verir. Bu, zalimlere, Kürtleri yok etmek isteyen kan emicilere, çağın Dehaklarına karşı bir başkaldırıydı. Daha sonraki yıllarda Mazlum Doğan'ın izinden yürüyen Kürt kadınları Zekiye Alkan Diyarbakır sularında, Rahşan Demirel İzmir kalesinde, Berîvan ve Ronahî Almanya'nın Manheim kentinde, Fikri Baygeldi ve Sema Yüce yoldaşlar Çanakkale zindanlarında bedenlerini ateşe vererek Newroz'u karşılamışlardır. Kürtlerin yeniden dirilişi ve direnmesi, yeniden halklaşması ve uluslaşması anlamına gelen bu kutsal özgürlük eylemleri daha sonraki Newrozlarda da devam etmiştir...
Zekiye Alkan, “Newroz ateşi çalı çırpı ile değil, insan bedeni ile yakılır” diyerek kendini Newrozlaştırır. Ruhunu devrime adayan Zekiye, 1990 yılında bedenini büyük bir cesaretle Newroz’a feda eder. Kendisini çok genç yaşta Kürdistan devrimine adayan Rahşan, 1992 yılında yaşamını Newroz’un kutsal ateşine armağan eder. Kürdistan’dan fersa fersah uzaktan olan Ronahî ve Berîvan yoldaşlar Avrupa Newrozlarını Kürdistanileştirmek ve sıcak mücadele ruhunu buraya taşırmak için 1994 yılında bedenlerini Newrozlaştırarak şahadete ulaşırlar.
Newroz’u gerçek anlamda Newrozlaştıran, ona öz kazandıran büyük komutan Mahsum Korkmaz’ın 1986 yılının Newroz’unda şahadet olayıdır. Büyük Komutan Agit yoldaşın 28 Mart'taki şahadeti hem Newroz'a bir anlam daha yüklemiş, hem de Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ne büyük bir sıçrama yaptırmıştır. Kürt Özgürlük Hareketi’nin “Kahramanlık Haftası” olarak ele almasının nedeni de bundandır. Mazlum ve Agit gibi önderlerin bu dönemde şehit olmaları elbette ki hareketi zorlamış ama aynı zamanda mücadelenin gerekçelerini artırmış, büyük bir eylemselliğe yol açmıştır.
Newroz Kürdistan'ı birleştiren özgürlük ateşidir
1982 yılında Çağdaş Kawa Mazlum Doğan'ın, Diyarbakır zindanında yaktığı diriliş ve özgürlük ateşi Kürdistan kentlerinde, dağ ve ovalarında gürleşir ve zülme karşı büyük bir direnişe dönüşür. Saldırı ve zulüm politikası ile sonuç alamayan Türk devleti, bu sefer Newroz'un, Türklerin bir bayramı olduğunu lanse etmeye çalışır. Sadece Türk devleti değil, Kürtleri baskı ve zulüm altında tutan Arap ve Farslar da aynı biçimde Newroz'un kendilerine ait olduğu safsatası ile gerçek özünü revize etmeye çalışır. Ancak Kürt halkı büyük bir coşkuyla kendi kahraman şehitlerıne sahip çıkarak, Newroz'u anlam ve önemine uygun bir biçimde kutlamaya devam etmişlerdir...
Newroz kutlamaları çoğu zaman Arap ve Fars devletlerinin yaptıkları gibi, Türk devletinin de saldırısına maruz kalır. Örneğin 1990'lı yıllarda Nusaybin, Cizre, Şırnak gibi Kürdistan'ın birçok il ve ilçesinde gerçekleşen Newroz kutlamasında onlarca sivil insan katledilir. Türk ve diğer sömürgeci devletler, Newroz’un Kürt halkının serhildan günü olduğunu bildiği için çoğu zaman kutlamaları yasaklamışlardır…
Başkan Abdullah Öcalan'ın barış ve demokrasi manifestosunun okunduğu 2013 yılındaki Newroz'dan sonra, bugüne daha büyük anlamlar yüklenmiş oldu. Newroz'un özgürlük ve zulme karşı mücadele etme anlamına, barış ve demokrasi anlamı da yüklenmiş olur. Newroz, artık barış ve demokrasinin en üst düzeyde mücadele edildiği gün olarak Kürtlerin tarihinde yerini almış olur...
Newroz artık sadece ateş yakmak, meydanlarda halay çekmek, Kürt kadınlarının zılgıtlar eşliğinde yeniden varoluşlarının sevincini yaşamak değildir, Newroz artık Rojava Devrimi'nin de eşitlik ve özgürlüğe dayanan demokratik, ekolojik, kadın özgürlüğüne dayanan bir sistemin adı, artık Kobané de büyük direnerek ve büyük kazanarak zaferi elde etmenin adıdır. Newroz Efrîn’dir, Cizîrê’dir, Kobanê’dir. Newroz artık Kürt kadınlarının ruhunda, Kürt çocuklarının yüreklerinde, Kürt halkının beyninde, Kürt gençlerinin eyleminde bir meşale olarak yanan Zerdeşt’in özgürlük ateşidir…