
KCK Emekçiler Komitesi, yayınladığı 1 Mayıs mesajında dünyanın finansal- küresel sermaye güçlerinin bu hedefe ulaşmak için başlattığı saldırıların tehdidi ve ağır tahribatı altında bulunduğunu belirtirken, emekçilerin de sömürgen ve egemenler karşısında her zamankinden daha güçlü ve iddialı bir hale geldiklerini kaydetti.
KCK Emekçiler Komitesi, Kürdistan halkının 2012 yılının 1 Mayıs’ını özgürlük ve demokrasi mücadelesinde bir merhale haline getireceğini söyledi. KCK Emekçiler Komitesi’nin 1 Mayıs mesajı şöyle: “1 Mayıs’ı dünya emekçilerinin ortak günü haline getiren işçilerin çalışma koşullarının düzeltilmesi ve 8 saatlik işgünü elde etmek için başlattıkları mücadelenin üzerinden 123 yıl gibi bir süre geçmiştir. Sanayi kapitalizmi yerini, finansal- küresel sermayeye bırakmış, sömürü ve talan daha da çeşitlendirilerek ince yöntemler kullanılarak sürdürülmeye çalışılmakta olsa da; aradaki fark sermayenin niteliksel dönüşümünden öteye gitmemekte ve bu sömürü soygun sistemine karşı mücadele her zamankinden daha fazla tarihsel bir görev olarak kendini dayatmaya devam etmektedir. Küresel- finansal sermaye güçleri dünya da sömürüye ve talana açmadık bir tek karış toprak bırakmak istememektedir. Bunun içinde doğa ve toplumun kimyasını bozarak tam bir kırım gerçekleştirmektedirler. Nasıl 19. yüzyıl sanayileşen kapitalizm için ucuz ve yoğun bir işgücü sömürüsünü kendi çıkarına görmüş ve bunu gerçekleştirmek için hoyratça doğanın tüketilmesine ve insan kırımına yönelmişse; küreselleşen sermaye de bunun ötesine geçerek; hormonal bir doğa ve ucubeleşen bir toplum oluşturma arayışı içerisine girmiştir.
Bugün dünyamız finansal- küresel sermaye güçlerinin bu hedefe ulaşmak için başlattığı saldırıların tehdidi ve ağır tahribatı altında bulunmaktadır. Fakat buna karşı; toplumun insan olarak varlığını koruma mücadelesi de devam etmektedir. Emekçiler, sömürgen ve egemenler karşısında her zamankinden daha güçlü ve iddialı bir hale gelmişlerdir.
Ortadoğu'da tarihsel hesaplaşma
İnsanın kendini toplum olarak var ettiği bir coğrafya olarak kabul edilen Ortadoğu'da, bugün insanlık egemen- sömürgenlerle tarihsel bir hesaplaşma içerisindedir. Ülkemiz Kürdistan ise emeğin özgür kılınması mücadelesine ev sahipliği yapmaktadır. Kürdistan halkı üstlendiği bu anlamlı ve tarihsel sorumluluğu ifade eden mücadelede önemli merhaleler kat etmiştir. Toplumsallaşmanın en üst aşaması olan demokratik uluslaşma, konfederal ve özerk ilişkilenme biçimlenişini ifade eden; ekolojik, demokratik, cinsiyet özgürlükçü paradigma temelinde politik ahlaki toplum oluşturma yönünde katedilen mesafeler de bunun bir kanıtı olmaktadır.
Mücadele gerçeği ortaklaşıyor
Kürdistan halkı edindiği demokratik ulus bilinci ve mücadelesi ile 2012 yılının 1 Mayıs’ını karşılamaktadır. Sahibi olduğu mücadele gerçekliğini başta Türk, Fars, Arap, Çerkes, Süryani, Laz ve diğer halkların emekçilerinin mücadeleleriyle ortaklaştıracaktır. Özgürlük mücadelemiz ilişki ve ortaklaşma içerisinde olduğumuz kardeş halklar ve emekçileri ile etkileşim içerisinde olmaya devam edecektir. 2012 yılının 1 Mayıs'ında bu çok daha somut olarak yaşanacaktır. Mevcut durumda Kuzey Kürdistan’da gelişen mücadelemiz, fiilen Türkiye’de yürütülen demokrasi mücadelesinin temel öncü gücü haline gelmiş bulunmaktadır. Bu da Kürdistan ve Türkiye halklarının geliştirecekleri ortak mücadele için de uygun koşullar yaratmaktadır.
Kirli oyunlar boşa çıkarılacak
Kürdistan ve Türkiye coğrafyasında birçok zeminde; toplumsal ve siyasal alanda bir arada bulunulmaktadır. Bu etkisini tüm demokratik mücadele ortamlarında gösterdiği gibi; 2012 yılının 1 Mayıs’ında da gösterecektir. Kürt emekçileri kardeş Türkiye halkları ve emekçileri ile miting alanlarını kendi renk ve sesleriyle dolduracaklardır. Daha önce karşılanan 1 Mayıslarda olduğu gibi; emek düşmanlarının kirli oyunlarını boşa çıkaracaklardır. Güncel, somut görev ve sorumluluklarını yerine getirmek için ortak kararlaşmalar içerisine gireceklerdir. Ortak manevi değerlerine sahip çıkacaklar ve emekçilerin 1 Mayıs Meydanı olarak adını verdikleri Taksim Meydanı'nda o gür sesleriyle bunun ilanını gerçekleştireceklerdir.
Aynı şekilde başta Kuzey Kürdistan olmak üzere ülkemizin tüm parçalarında ve üzerinde yaşanılan her coğrafyada; halkımız 1 Mayıs’ı önem, anlam ve ruhuna denk düşecek bir şekilde karşılayacaktır. Kürdistan halkı 2012 yılının 1 Mayıs’ını özgürlük ve demokrasi mücadelesinde bir merhale haline getirecek; tüm kardeş ve dost halkların emekçileri ile ortak mücadele bayrağını daha da yükseklerde dalgalandıracaktır. Bunun için de 1 Mayıs'ta meydanlarda olacaktır.”
ANF/BEHDİNAN
Ezilenler meydanlarda
1 Mayıs İşçi Bayramı'nı meydanlarda kutlayacak olan Türkiye ve Kuzey Kürdistan'daki milyonca emekçi "adalet" ve "özgürlük" isteyecek.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan genelinde bütün ezilenler, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarında alanlara inecek. İşçi ve emekçilerin uğradığı hak gaspları, Kürtlerin hakları, kadınların görünmeyen emeği dile getirilecek. 1 Mayıs kutlamalarında, AKP Hükümeti'nin milyonlarca emekçi ve yurttaşı mağdur etmeye devam eden politikaları teşhir edilecek.
Kürt sorunu çözülsün
1 Mayıs alanlarında haykırılacak talepler şunlar olacak: İşçi ve kamu emekçilerine yönelik hak gasplarının önlenmesi, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollardan çözümü, kadınların emeğinin görünür kılınması, yeni anayasa sürecinde yapılması gerekenler, cezaevlerinde uygulanan tecride son verilmesi ve hasta tutukluların tahliye edilmesi, artan askeri ve siyasi operasyonlara son verilmesi, iş cinayetlerinin son bulması için gerekli yasal tedbirlerin alınması.
Newroz ruhuyla alanlara
Kuzey Kürdistan'ın da hemen hemen her ilinde yapılacak olan 1 Mayıs kutlamalarına BDP de Newroz ruhuyla katılacaklarını açıklamıştı. Bu nedenle buradaki kutlamaların da oldukça kitlesel olması bekleniyor. 1 Mayıs vesilesiyle alanlara çıkacak olan milyonlarca Kürt, AKP Hükümeti'nin savaşı derinleştiren politikalarını protesto edecek, barışçıl çözüm için Abdullah Öcalan'ın tecritten çıkarılmasını, müzakerelerin devam ettirilmesini, askeri operasyonların durdurulmasını, tutuklamalara son verilmesini, KCK davalarında yargılanan binlerce kişinin tahliye edilmesini, yeni anayasada anadilde eğitim ve örgütlenme hakkı ile demokratik özerkliğin tanınmasını isteyecek.
İHD‘den 'provokasyon' uyarısı
Ancak İstanbul'da KESK, DİSK, TMMOB, TTB'nin çağrısıyla Taksim'de yapılacak kutlama öncesi İstanbul Valisi'nin açıklamaları tepki topladı.
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, "Taksim Meydanı'nda milletimizin üzüntüsüne sebebiyet verecek, milli hassasiyetlerimizi rencide edecek, Taksim'de anıt çevresinde ve anıtta birtakım olumsuz ve bizleri rahatsız edecek görüntüler verildiği takdirde, bundan sonra açık söylüyorum, Taksim'de kutlama konusunda yeni bir karar alabilirim" demişti. İnsan Hakları Derneği (İHD), İstanbul Valisi'nin Taksim'deki 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin açıklamalarını "devlet kaynaklı provokasyon niyeti" olarak değerlendirerek, endişe duyduklarını belirtti.
Taksim'i emekçiler kazandı
İHD, Mutlu'nun söz konusu açıklamasını "Emekçilerin yıllardır vermiş olduğu mücadeleler sonucu 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlama hakkını devlete kabul ettirebilmiş olmasına yönelik bir tahammülsüzlüğün ifadeleri" olarak değerlendirdi. 1977 ve 1996 yıllarının 1 Mayıs kutlamalarını hatırlatan İHD, Mutlu'nun açıklamasında "devlet kaynaklı provokasyon niyeti" görüldüğünü ifade etti. Açıklamada, "Taksim alanı Türkiye'de 1 Mayıs'ın en anlamlı bir şekilde kutlanacağı alandır. Bu alan emekçilerin yıllardır hayatları, sağlıkları pahasına kazandığı bir yerdir. Bu alanın kullanım inisiyatifi, hakkı emekçilerin, halkın elinde olup ne bir valinin, ne bakanın ne de başka bir makamın bu konuda bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır" denildi.
Polis saldırmazsa sorun çıkmıyor
İHD, devletin provokasyonları olmadığında ya da Sivas Katliamı'nda olduğu gibi yaratılan provokasyonlara devlet müdahalesiz kalmadığında halkın gerçekleştirdiği kutlamalarda herhangi bir sorun çıkmadığına dikkat çekti. Taksim alanındaki anıtın emekçilerin bayrakları ve sloganları ile sarılmasının "milli hassasiyetlere, onura el uzatma olmadığını" ifade eden İHD, şunları ekledi: "Bu uyumu yakalayamayan, anlamayan valinin ve onu bu açıklamaya iten zihniyetin insan hakları ve özgürlükler açısından bir tehlike olduğunu düşünüyor ve devlet olanaklarını elinde bulunduran ya da başka güçlerin provokasyonlardan uzak durmasını, istiyor, halkımızın da bu tehlikeli niyetlerin farkına vararak yaratılacak provokasyonlardan uzak durmasını önemle belirtiyoruz."
HABER MERKEZİ