Tayyip Erdoğan’a akıl ve fikir verenler Erdoğan’ı yine yanılttı. Erdoğan’ın akıl fikri ile yola çıkanlar da kötü yanıldı. Erdoğan ve ekibi toplamda, 7 Haziran 2015’teki seçim yenilgisi ardından toplanıp, Ergenekoncularla da işbirliği yaparak Kürtleri ezmeyi, Fethullahçıları sınırlamayı, Suriye’de Kürtlerin kazanımlarını yok etmeyi, Türkiye’de kendisine karşı bürokraside, akademi dünyasında, iş alanında, akademik dünyada, siyasette, spora, magazin dünyasında, sosyal medyada kim varsa da bastırmayı planlıyordu. Bunun için 1 Kasım 2015 seçimlerindeki darbe mekaniği işletildi. 

Erdoğan, sözüm ona ipleri eline aldı. Kendi politikalarıyla sonuç almak için F16 savaş uçaklarını, tankları, cehennem toplarını, kobra ve skorsky helikopterlerini, Jandarma Özel Hareket timlerini, Polis Özel Hareket timlerini, bordo berelileri, uzman çavuşları, MİT’i, Doğu Perinçek’i, tecavüzcü vakıfları, Diyaneti, medyayı, zırhlı kepçeleri yani devletin zulüm ve vahşeti için çalışabilecek nesi varsa kullandı. 

Yaralılar üzerine benzin dökerek yaktırdı. Daha anne karnında olan bebekleri, kundaktakileri, annelerini, nineleri, dedeleri, genç kadın ve erkekleri keskin nişancılarıyla, tanklarla toplarla Silvan, Cizre, Sur, Silopi’de, Gever’de katletti. Vahşetin her karesini kendi tetikçileri aracılığı ile yayarak vahşetle Kürtler üzerine korku salmaya çalıştı. 

Ama Erdoğan ve ekibinin hesabı tutmadı. Sonbahar’a kadar bitecekler dedi. Bitmedi. Kışın bitecekler dedi. Bitmedi. Mart’ta bitecekler dedi. Bitmedi. Muhtarları topladı konuştu. Olmadı. Kaymakamları, valilileri topladı olmadı. İşverenleri topladı olmadı. Yüzbinlerce mülteciyi kendi çıkarları için ölüme sürükledi, onlar üzerinden pazarlıklar yaptı olmadı. Olmuyor. 

Tayyip Erdoğan yapamıyor, yapamaz ve yapamayacak!.. Neden mi? Çünkü öncelikle Erdoğan, toplumu, toplumsal gerçekliği yok sayıyor. Yalanla, hileyle hareket ediyor. Korku yaratarak, korkuyu siyasetin aracı haline getirerek kendisini ayakta tutmaya çalışıyor. Birlikte hareket ettiği, destek aldığı ya da destek verdiği kişiler ve kurumların hepsi kriminal. Yani suçlu. Hem de insanlığa karşı suç işlemişler. Hırsızlık yapmışlar, insanları yakmışlar, evleri kentleri yok etmeyi marifet saymışlar. Tayyip Erdoğan da onların lideri gibi hareket ederek suçu bizzat teşvik ve tahrik ediyor. Yaptığının yanına kar kalacağını sanıyor.

Ama ölümlü dünya. Her insan evladı ölümü bir şekilde tadacak. Dünya malı dünyada kalacak! Tayyip Erdoğan bu gerçeği dini ve ilmi bildiği halde kendisini padişah, Tanrı tarafından özellikler kazandırılmış bir seçkin bir kul olarak görüyor ki; bu gerçeği görmek istemiyor. Yani içine girdiği durumu fark etmek bir yana, bodoslama dalmış gidiyor. 

2016 Newrozu’ndaki tabloyu görünce de iyice etekleri tutuştu ve “Seferberlik çağrısı” yapıyor. Halk korkusu böyle bir şey işte. Yaptığı yanlıştan vazgeçmek yerine kendini devletin ve toplumun timsali haline getirmiş ve herşeyi yapacağını, her şeye kadir olabileceğini düşünüyordu! Ama öyle de olmadığı görüldü. Newroz alanlarında görüldü, Kürdistan dağlarında görüldü. Spor salonlarında görüldü. Erdoğan ve ekibi artık kötü bir gidişin içinde hızla yol alıyor. Öyle “Erdoğan’ı hedefliyorlar, Türkiye’yi bölecekler, devleti yıkacaklar” teraneleri de tutmaz. Hırsız ve katil bir Cumhurbaşkanı vardı, insanlığa karşı suçlar işleyerek, işleterek suç dosyasını kabartmış, siyaseten memleketi uçurumun eşiğine getirmiştir.

Yıkmak ve bitirmek istediği Kürtler ise direniş ile karşı koymuş, bu direnişlerini 2016 Newrozu’nda somutlaştırmış ve Erdoğan’a yol buyurmuşlardır. Tercih Erdoğan’ın... Sokaklar ve alanlar ise halkın...