Türk devleti "Çöktürme Planı" çerçevesinde Kürtleri soykırıma tabi tutmayı planlamıştı. 24 Temmuz 2015’ten beride aralıksız bu plan çerçevesinde saldırılarını ve terörünü sürdürüyor. Kürtler Türk devletinin vatandaşları. Yasalarına göre devletin vatandaşlarını koruması ve haklarını gözetmesi gerekir. Ancak devlet vatandaşlarını koruma yerine bir kaç bin kişiyi öldürecek, kaç binini yaralayacak, kaç yüz binini sürgüne gönderecek planları yapıyor.
Türk devleti kurulduğundan beri Kürtlerle ilişkilerini hep imha ve inkar üzerinden yürüttü. Bu hastalıklı zihniyetten kurtulsa sorunun çözümü çok kolaylaşır. Yüz yıllık insan kaybı ve kaynaklar heba olmayacaktı. Türkiye şimdi AB’nin bir üyesi olarak demokrasi ve özgürlükler ülkesi olacaktı. Gelinen noktada Avrupa’yla ilişkileri dibe vurmuş. Erdoğan da Kenan Evren’in çizgisine gelmiş. 12 Eylül’de Kenan Evren hapistekiler için "asmayalım da besleyelim mi" diyordu. Erdoğan da aynı kavramları kullanıyor. "İdamı kaldırdığımıza pişmanım, onları hapiste beslemek zoruma gidiyor" diyor. Erdoğan sonunda faşist militarist bir cuntacının çizgisine geldi.
Erdoğan Kürt düşmanlığında Kenan Evren’i geride bıraktı. Evren, Türkiye sınırları dışındaki Kürtlerle bu kadar uğraşmıyordu. Erdoğan tüm Kürtlere düşmanlıkta sınır tanımıyor. Referandum gerekçesiyle Güney Kürtlerini hedefledi. Suriye’de Kürtlere karşı DAİŞ ve El Nusra ile ittifak yaptı. Bunlar yetmedi Efrîn’i işgal etti. O da yetmedi şimdi Fırat’ın doğusunu temizleyeceğim deyip duruyor. Kürtlere karşı Araplardan devşirdiği çeteleri silahlandırıp maaşa bağlıyor. Dünyada Kürtlere karşı kullanacağı kim, ne varsa tereddüt etmeden üzerine atlıyor.
Dikkat edilirse DAİŞ Baxoz’da kuşatıldı ve dünya basını ilgiyle süreci izliyor. Dünyanın önemli gündemlerinden biri. DAİŞ’in elindeki son kara parçası da düştü. Ve bu Newroz günü insanlığa güzel bir müjde verildi. Ancak Erdoğan medyasında tam bir yas havası var. Bütün dünya seviniyor, bir insanlık belasından kurtulduğu için. Erdoğan topladığı MGK toplantısında yine Kürtleri tehdit ve imha karaları çıkarıyor. Dünya DAİŞ nedeniyle Kürtlere şükran borçlu. Birçok güç bunu dile getiriyor. Ancak Erdoğan DAİŞ’in yenilgisinden dolayı midesine yumruk yemiş gibi kıvranıyor.
Erdoğan Kürtleri ezdim, çukurlara gömdüm diyordu. Tüm belediyelerine zorla el koydu. İş yapabilecek kim varsa zindanlara doldurdu. Tüm basını emrine aldı ve azgın bir mahlukat gibi HDP ve Kürtlerin üzerine saldırttı. Seçim propagandası yapılıyor ama hiçbir televizyon kanalı bir HDP’liyi çıkarmaya cesaret edemiyor. Erdoğan meydanları saldırı ve düşmanlık alanına çevirmiş. İnsanları parti binasında açlık grevi bile yapamıyor. Polis tam bir eşkıya hukuku içinde parti binalarını basıp insanları tutukluyor.
Bastırdım, sindirdim dediği noktada Newroz onlara tarihi bir cevap oldu. 2019 Newrozu çokça tartışılacak. Bu kadar baskı ve bunaltıcı bir atmosferde milyonlar meydanlara aktı. Leyla Güven ve tutsakların açlık grevleri, devletin hoyratlığı insanları patlama noktasına getirdi. Kuzey Kürdistan halkı bilinçli bir halktır. Milyonlarca insan direkt mücadelenin içindedir. Bedel ödemiştir. Olan bitenin tanığıdır. Güçlü bir önderliği ve örgütlenme geleneği var. İmralı’nın böyle tecride alınmasını kabullenmiyor. Dağlarda gerillası, zindanlarda binlerce tutsağı var. Kürdistan’ın diğer parçalarıyla ortaklaşan kaderi ve ilişkisi var. Bu halkı teslim almanın o kadar kolay olmadığı görüldü.
Karamsar olanlar, tarih bilinci zayıf olanlar psikolojik saldırılardan etkilenebiliyorlar. Ancak bilinçli ve direnen bir halka kimse diz çöktüremez. Kürt halkı Newroz halkı olduğunu çok net biçimde gösterdi. Newroz çağdaş Kawa Mazlum Doğan şahsında karanlıkları yırtma, aydınlığa çıkma ve umut yaratma günü olarak güncelleşti. Tarihi direniş, diriliş ve özgürlük geleneğini daha da anlamlandırarak moral değerlerimizi yükseltti. Erdoğan yeni Dehakların temsilcisi olarak zulmü ve zorbalığı halklarımıza dayattığında karşısında Mazlumları, Zülküfleri ve Leylaları buldu.
Newroz Kürdistan’ın dört bir yanında, yurtdışında görkemli bir çıkışa tanıklık yaptı. Kürt halkı suni sınırları tanımadı. Bilinçte ve ruhta giderek birleşiyor. Efrîn’den Wan’a, Süleymaniye’den Mahabad’a kadar ayakta olan, özgürlük sloganları haykıran bir halka dönüştü. Irkçılar ve işgalciler hesaplarını iyi yapsın. Kürtler artık kolay bir lokma ve kurbanlık olmayacaklardır. Muazzam bir güç ve bilinç ortaya çıkmıştır. Ancak daha fazla birleşmeye ve örgütlenmeye ihtiyaç vardır. Newroz birliğin ve örgütlenmenin zemini olmalıdır.
Newroz hamlesinin ardından 31 Mart hamlesine de ihtiyaç vardır. Özellikle Kuzey tam bir Newroz ruhuyla seçim hazırlıklarını tamamlamalıdır. 31 Mart final olmalıdır. Çalışmalar gevşetilmemeli. Erdoğan ve Bahçeli faşizmine tarihi bir ders daha verilmelidir.