Kolombiya Hükümeti ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) karşılıklı kesin ateşkes anlaşmasına varılacağı geçtiğimiz Salı günü taraflarca kamuoyuna duyuruldu. Müzakere heyetleri tarafından tarafından duyurulan anlaşmanın Küba’nın Başkenti Havana’da Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos’un da katılımıyla bugün (Perşembe) imzalanması bekleniyor. Ayrıca imza törenine Güney Amerika’nın önde gelen devlet başkanları da davet edildi. Santos yaptığı açıklamada ayrıca müzakerelerin 20 Temmuz’a kadar bitirilip nihai barış anlaşmasının imzalanmasını beklediklerini söyledi.
FARC müzakere heyeti ise bu gelişmenin ülkenin geleceği açısından önemli bir merhale olduğuna işaret etti.

Bir kaç soru…

FARC’la Santos Hükümeti arasındaki görüşmeler Kasım 2012’den bu yana sürüyor. FARC görüşmelerin başından beri ateşkes ilanında ısrarlı oldu. Sonuncusu geçtiğimiz Ağustos ayında olmak üzere defalarca tek taraflı ateşkes ilan etti. Buna Santos Hükümeti şu ana kadar ciddi bir adıma atarak karşılık vermemişti.
Müzakere süreci dahilinde ağırlığı ordu bombardımanları sonucu, her iki taraftan ve sivillerden yaklaşık 1.500 kişi hayatını kaybetti. Onlarca insan yaralandı, kaçırıldı ya da yerinden edildi.
Kolombiya iç savaşının başlangıcı (1948)’den bu yana yaklaşık yedi milyon kişinin zorla yerinden edildiği geçtiğimiz haftalarda açıklandı. Santos’un başkanlığı (2010)’dan bu yana ise en az 280 bin kişi zorla göç ettirildi.
Bütün bunların sorumluluğunu kim/kimler taşıyacak? Başından beri ateşkes taleplerine hükümet olumlu yanıt vererek can kayıplarının önüne geçemez miydi?
Geçtiğimiz aylarda resmi görüşmelere başlanan Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN)’nun ateşkes talebine rağmen neden onlarla da ateşkes anlaşması yapılmıyor?
Yoksa niyet barış değil, teslim almak mı?

Bazı riskler…

İlki nihai barış anlaşması imzalanırsa yargılamaların nasıl yapılacağı, gerillalara dönük af sorununa nasıl bir çözüm bulunacağı halen belirsizlikler taşıyor. Bu konuda kamuoyuna durulan bir mutabakat henüz yok. Ayrıca silah bırakmanın nasıl gerçekleşeceği belirsiz.
Bir diğeri Başkan Santos’un barış anlaşmasını referanduma sunmakta ki ısrarı. Bu Santos’un farklı konularda da izlediği “şantaj” siyasetinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Yapılacak anlaşmayı, barışı, dört yıllık uğraşı referanduma sunmak, farklı onay mekanizmaları geliştirmek yerine ne derece akılcı olabilir?
En önemli sorunsa devletle iç içe geçmiş paramiliter güçlerin varlığı. Olası bir anlaşması sonrası bu güçlerin 80’li yıllarda olduğu gibi yeni katliamlara imza atabilecekleri gerçeği.

Şantaj siyaseti

Kolombiya’da geçtiğimiz haftalarda yüz binlerce kişinin katıldığı bir çiftçi direnişi gerçekleşti. Direnişi odağında Kolombiya’nın ABD ve AB ile yaptığı serbest pazar anlaşmasının ortadan kaldırılması vardı.
Bu süreçte Santos Hükümeti ELN’yi direnişe verdiği destek nedeniyle  provokatörlükle, müzakereler zarar vermekle  suçladı. ELN geri adım atmadı.  

FARC ise gelişen direniş karşısında sessiz kaldı. Ülkenin en önemli sorunu etrafında şekillenen bu büyük toplumsal harekete sessiz kalmak Santos’un şantajına boyun eğmek anlamına mı geliyor? Bu tarz direnişlerin bizzat örgütleyicisi olmazsanız, gelecekte (barış sonrası) legal siyasette ne derece başarlı olabilirsiniz?


AYKAN SEVER