HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Taşdemir, yaklaşan yerel seçimlerde merkezi siyasete karşı kadınlarla birlikte daha güçlü bir mücadele hattı ortaya koyacaklarına ve yerel demokrasiyi de öreceklerine dair inancını dile getirdi ve ekledi: “Mesele sadece bir belediyeyi almak ve yönetimi kurmak değil, daha geniş bir çerçevede baktığımızda faşizm karşısında yereli ve demokrasiyi savunmaktır.”
HABİBE EREN / JINNEWS/ANKARA
31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlere az bir süre kalırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) 10 Şubat’ta Amed’de Kadın Seçim Beyannamesi’nin açıklayacak. Türkiye tarihinde yerel seçimlerde kadın beyannamesi hazırlayan ilk parti olan HDP, eşit temsiliyet politikasındaki kararlılığını da bir kez daha ortaya koymuş oldu.
HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlere ve 10 Şubat’ta açıklayacakları Kadın Seçim Beyannamesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Merkezi siyaseti boşa çıkaran bir politika
31 Mart yerel seçimlerine stratejik yaklaştıklarını ve sıradan bir seçim olarak ele almadıklarını belirten Taşdemir, Kürdistan illerinde ve Türkiye’nin batısında temel politikaları ve çalışmaları olduğunu dile getirdi. Bölgede kayyumlara karşı yürütecekleri politikaya dikkat çeken Taşdemir, “Öncelikle iradenin gaspına karşı büyük bir mücadele verip kayyum siyasetini defetme ve demokratik, kadın özgürlükçü, ekolojik paradigmamızı bir kez daha toplumla birlikte güçlendirme üzerine çalışmamız var. Batıda da gittikçe otoriterleşen, AKP-MHP faşizminin kurumsallaşma biçimine dönen merkezden yerele kadar belirlenen siyaseti boşa çıkaran bir politika yürüteceğiz” dedi.
Kadın mücadelesi siyasete alan açıyor
Faşizme sandıklarda büyük bir cevap verme üzerinden bir perspektifle çalışma yürüteceklerini kaydeden Taşdemir, şöyle devam etti: “Bu siyasetin içerisinde en fazla da kadın siyasetini güçlendiren, kadınların bu konuda ciddi rol ve sorumluluk aldığı, değişime öncülük ettiği, perspektifini aslında geliştirdiği bir politik yaklaşım söz konusu. Bizim belediyecilik anlayışımızın belki de Türkiye’de görülmeyen en bariz farklılığı, kadın mücadelesidir. Sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp uluslararası arenada da ciddi perspektifler sunan, ciddi deneyimleri açığa çıkaran bir kadın mücadelesi var. Kadın mücadelesine yönelik ciddi bir saldırı konsepti var. Özellikle kayyumlar eliyle Kürdistan’da kadınların yarattığı ve kazanım olarak miras bıraktığı birçok alana saldırılar oldu. Belediyelerle Kadın Daire Başkanlıkları’ndan tutalım kadın merkezlerine kadar tahrip ve müdahale edildi. Erkek egemenliği ve geleneksel siyaseti güçlendiren mekanizmalara dönüştürüldü.”
Tekçiliği yerele indirgemeye çalışıyorlar
Batıda da kadın hareketlerinin hedef haline getirildiğini ve bir bütün ülke siyasetinde tecavüz ve istismarı meşrulaştıran yasaların gündeme geldiğini vurgulayan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü, kazanımları sahiplenmenin, faşist erkek iktidarına bariyer oluşturmak açısından yerel seçimlerin önemine dikkat çekti.
Merkezi siyasetin tekçi ve eril anlayışının yerele indirgenmeye çalışıldığına işaret eden Taşdemir, “Gittikçe yaşam alanlarımızı daraltan bir pozisyona götürüyor. Kentimizden sokağa, hatta evimizin içine kadar bizi saldırıya açık hale getiriyor bu siyaset. Bizim aynı zamanda evimizde, sokağımızda, mahallemizde ve kentimizde demokratik, paylaşımcı, kadın özgürlükçü ve eşitlikçi bir yaşam alanı gibi bir idealimiz var. Yine kadın yoksulluğundan tutalım kadınların sosyalleşme alanlarına kadar yerelden politika üreten ve bunu merkezine kadını koyan bir perspektifle mücadelemizi yürütüyoruz” dedi.
‘Kendimizi ve kentimizi nasıl yöneteceğimizi konuşuyoruz’
HDP’ye yönelik tutuklama operasyonlarına rağmen her yerde, bütün karar mekanizmalarında eşbaşkanlık sistemini uyguladıklarının altını çizen Taşdemir, geri adım atan değil büyüten bir yaklaşımla mücadele ettiklerini dile getirdi.
Birçok yerde adayların ön seçimle belirlendiğini, kadın adayların halktan büyük bir destek alarak seçildiğini belirten Taşdemir, “Elbette bu kadın mücadelesinin alanda yarattığı değişimle, yürütülen mücadelede halklarla ve kadınlarla doğrudan kurulan bağlantı ile alakalı. Diğer yerlerde eğilim yoklamalarında kadınlar ciddi bir etki yarattı. Şimdi biz daha çok adaylarımızla birlikte alana çıkıp halkla ve kadınlarla buluşup kendimizi ve kentimizi nasıl yöneteceğimizi ve varlık mücadelemizi nasıl yükselteceğimiz tartışmalarını yürütüyoruz” dedi.
Merkez partilerde kadın yok
Seçime girecek tüm siyasi partilerin beyannamelerini açıkladığını hatırlatan Taşdemir, merkez siyasi partilerin topluma sunduğu beyanname içeriklerinin oldukça eril ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamayan bir yerde durduğunu söyledi ve ekledi: “Bırakın kadınların ihtiyaçlarını görmeyi, iradelerini ve temsilini sağlayacak bir mekanizma yok.”
Beyanname iddialı
Siyasi partiler arasında farkındalığı yaratan tek partinin HDP olduğunu ifade eden Taşdemir, “Türkiye’de ilk defa genel seçimlerde olduğu gibi yerel seçimlerde de kadınlar kendi sözünü, eylemini ve iddiasını ortaya koyuyor. Beyannamemiz de bu çerçevededir. O açıdan biz kadınlarla birlikte daha güçlü bir mücadele hattı ortaya koyacağımıza ve yerel demokrasiyi de öreceğimize inanıyoruz. Somut olarak belediyelerde neler yaptık? Neler yapacağız ve önümüzdeki süreçleri nasıl planlayacağız? Bunu nasıl toplumsallaştıracağız? Bunun mücadelesini yürütüyoruz. Bundan sonra alana gidip kadınlarla buluşacağız” diye konuştu.
’Kendimizi savunmaya evimizden başlayacağız’
Ülkede tek bir kişinin yönettiği ve karara bağladığı, Meclis’in inisiyatifsizleştirilmeye çalışıldığı, sivil toplum ve kadın örgütlerine müdahale edildiği bir rejimin ortaya çıktığını yineleyen Taşdemir, “Şimdi bunu yerellere kentlere, sokaklara ve evlerin içine kadar taşımak isteyen bir siyasi anlayışla karşı karşıyayız. Dolayısıyla demokrasi ve özgürlükleri savunacağımız yer de kendi yaşam alanlarımız. Kendimizi savunmaya evimizden başlayacağız. Mahallemizde, ilçemizde ve yaşadığımız ile ve bölgeye kadar bunu yapacağız” diye belirtti.
‘Mesele sadece belediyeyi almak değil’
Tekçi anlayışın bir bütün yerel demokrasiyi de ortadan kaldırabileceği tehlikesine işaret eden Taşdemir, buna karşı mücadele için yerel seçimlerin çok önemli olduğunu vurguladı. Taşdemir, “Halklar, ekonomik sorundan savaş sorununa, Kürt sorununa ve tecride kadar çok ciddi bir kriz ve travma ile karşı karşıya. Bunu çözebilmenin yolu mücadeleleri içeren bir yerel yönetim perspektifidir. Mesele sadece belediyeyi almak ve yönetimi kurmak değil, daha geniş bir çerçevede baktığımızda faşizm karşısında yereli ve demokrasiyi savunmaktır. Leyla Güven açlık grevinde 3 ayı geride bıraktı. Yine çok sayıda cezaevinde direniş sürüyor. Tüm bunlar da kurumsallaşmaya çalışılan faşizm karşısında bir mücadele alanıdır. Nihai hedefimiz, faşizmi durdurmak” dedi.