Nisêbîn’de zorla evlerinden göçertilen yüzlerce insan kenti terk etmemek için Bawernê Köyüne kurdukları çadırlarda yaşama tutunuyor. „Nisêbîn bizim yerimiz yurdumuzdur nereye gidelim?“ diyen aileler, „biz toprağımızın mücadelesini veriyoruz“ diyorlar. 

Mêrdîn’in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde devletin her türlü saldırı ve zorla göçertme politikasına rağmen kenti terk etmeyerek Bawernê köyüne yerleşen onlarca aile, çadırlarda zorlu yaşam mücadelesi veriyor. 1988’de Şirnex’te köylerinin yakılmasıyla Nisêbîn’in Koçerler Mahallesi’ne göç eden Ahmet Baran (50), ikinci göç yerini terk etmeyeceğini dile getiriyor. Daha önce mevsimlik tarım işçisi olarak Adana başta olmak üzere Türkiye’nin batısına gittiğini ifade eden Baran, 2004’ten bu yanan tamamen dönüş yaptığını ve bir daha asla göç etmeyeceğini dile getiriyor. 

Tarım, şoförlük, günlük işlere kadar birçok iş yaparak geçimini sağlayan Baran, yıkım sonrası bu imkanlarının kalmadığını ve ekonomik olarak zorlandıklarını söyledi. 


Herkes evine gitmek istiyor

Tel örgüler nedeniyle kimsenin kendi mahallesine gidemediğini hatırlatan Baran, „Evleri yıkılmayanların da evleri tel örgüler arkasında kalmış kimsenin gitmesine izin verilmiyor. Tel örgüler ve yasak olmazsa insanlar evini yeniden inşa ederdi ya da çadırları kurardı. Biz şimdi başkasının arazisinde kalıyoruz daha ne kadar kalacağız o belli değil. Önümüz kış, yağmur-çamurdur biz ne yapacağız?“ diye konuştu. 

Tel örgü ve yasakları göçertme politikasının devamı olarak değerlendiren Baran, şunları söyledi: „Biz nereye gidip göç edeceğiz? Biz oraya gittiğimizde de bizi kabul etmiyorlar. Burası bizim yerimizdir. Biz yerimizden gitmeyiz. Her şey yerinde güzeldir. Bir güvercin bile yerinde bellidir.“


‘Erdoğan bizi öldürdü’

Evi yıkılmış ve eşyaları yakılmış Kumri İnan (65) kızı ile birlikte çadırlarda yaşayanlardan. Barınma, gıda ve temizlik gibi birçok konuda çektikleri zorluklara dikkat çeken İnan, şöyle devam etti: „Erdoğan bizi öldürdü. Kentlere gidenler de evsizdir. Herkes bir yere gittiler. Hayat burada daha zor ama biz burada kaldık. Biz nereye gidelim Nisêbîn bizim yerimiz yurdumuzdur nereye gidelim?“ 


Mayınlar temizlenmeli...

Evlerine dönmeye izin verilmediğini de sözlerine ekleyen İnan, mahallelerde mayınların temizlenmemesi ve tel örgülerle yasaklanmasına tepkili: „Evlerimize gitmemize izin vermiyorlar. Biz gittik evimizin oraya en azından içimiz ferahlar dedik ama bizi içeriye almadılar.“ Yeniden evine, mahallesine dönme hayali kuran İnan şöyle devam etti: „Başımıza ne geldiyse Kürt olmaktan geldi ama biz toprağımızın mücadelesini veriyoruz. Biz nereye gidelim bizi öldürseler de, kendi yerimizin davasından vazgeçmeyeceğiz. Bizim üzerimizden kurşunlar geçti ama yine de korkmadık kaldık.“ 


Ameliyatlı halde evsiz kaldı

Çadırlarda yaşamanın zorluğuna dikkat çeken iki çocuk annesi Songül Tekin (46) de, evlerine dönmek istediklerini dile getirdi. „Yaşadığımız sürece yerimizden toprağımızdan vazgeçmeyeceğiz“ diyen Tekin, ameliyatlı bir halde evden çıktığını üzerinde yatacak bir yatak dahi almadığını, çevredeki yurttaşların yardımıyla yaşayabilecek düzeyde eşya sahibi olduklarını söyledi.

Çadırların yaz ayı için çok sıcak olduğunu ve kimsenin gündüz saatinde içeri dahi giremediğini dile getiren Tekin, Kış gelecek biz bu çadırların içinde nasıl soba yakacağız. Çocuklarımız bu sokaklarda kaldı“ diye ifade etti. 


Nisêbîn ile dayanışmaya

Topraklarını terk etmeyecekleri vurgusu yapan Tekin, „Biz yerimizden gitmeyiz. Biz burada doğmuşuz, atalarımız burada doğmuş biz hayatımızı ve toprağımızı bırakmayacağız“ dedi. Dayanışma çağrısı yapan Tekin, 40 bine yakın insanın evinden tek bir eşya dahi almadan çıktığını hatırlattı. 


DİHA/MÊRDÎN