Demir yığınları içerisinde 6 adımlık hücrelerinde yazdıklarıyla ne kadar özgür olduğunu gösteriyor ‘tutsak’ kalemler. Cezaevinden çıkan kadın edebiyatı ise okurlarda büyük bir ilgi ile karşılanıyor. Ayşegül Tözeren, kadınların erkeklere oranla daha az yazdığını, fakat ortaya çıkan eserlerin çok tutulduğunu belirterek, “Hapishanede yazan kadınların eserlerini incelediğimizde dışarı çıktığı andan itibaren dağ temalı olduğu için ilgi ile karşılanıyor. Genellikle kadınlar çok az yazarlar. Güzel eserler ortaya koyma olasılıkları çok yüksek. Ama bunu yansıtmadıkları için kadınlar açısında dezavantaj oluyor. Benim fikrimce içerideki kadınlar daha çok yazmalı ve dışarı çıkartmalıdır. Çünkü dışarıya yansıttıklarında nitelikli eserler ortaya çıkar. Onlardan çok biz dışarıdaki okurlar beğeniyoruz. Onun için o cesaretin olması gerek” dedi.
‘Zor koşullarda eserler ortaya çıkıyor’
Ayşegül, cezaevinde eser yazmanın zor olduğunu vurgulayarak, dışarıda imkanı olan editörleri bu yönden duyarlı olmaya çağırdı. Ayşegül,”Kadınlar genelde daha az yazarlar. Bu içerideki kadınlar için de geçerli. Kadınlar yazdı mı çok iyi eserler ortaya çıkar. Mesela, Rojbin Perişan, ‘Bakır sesli kadınlar’, ‘Canlı mahalle’ betimlemeleri ile çok ortaya çıkan bir kitap. Bunun dışında yazdıklarının bizim gördüğümüz Deniz Tepeli ve Zeynep Avcı nitelikli eserler yazan yazarlarımız. Tabi içeride yazmanın zorlukları çok fazla. Yazı yazacak bir masan bile olmuyor. Yazıyı yazdıktan sonra dışarı çıkartacak bir bilgisayar bulamıyorsun. Bu tür zorluklar altında yine yazmaktan vazgeçmiyorlar. Bu noktada dışarıdaki basına ve yayıncılara büyük görev düştüğünü düşünüyorum. Çıkan bu eserlerin tanıtımını yapmak bizim görevimiz olmalı“ diye belirtti.
JINHA/AMED