İngiltere Gündemi


Bu hafta ana akım İngiltere medyası, Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) üyesi bazı siyasetçilerin sosyal medya üzerinden ırkçı açıklamalar yaptıklarına dair skandallara genişçe yer verdi. Aslında UKIP oldukça ilginç bir oluşum. Son genel seçimlerde aldığı yüzde 3.1 oy ile parlamentoya milletvekili göndermeye yetecek bir orana bile ulaşamamıştı. Şu ana dek tek başarıları, parti başkanları Nigel Farage’da dahil olmak üzere Avrupa Parlamentosu’na 9 milletvekili göndermek olmuştu. Avrupa Parlamentosu’nda İngiltere’ye ayrılmış 73 koltuk olduğu göz önüne alındığında UKIP’in başarısının çok da yüksek olmadığı görülecektir.
Asıl ilginç olanı ise bu kadar az bir oya sahip olmasına rağmen UKIP ve özellikle de liderleri Nigel Farage’ın medyada hemen hemen her gün haber konusu olması. Olumlu ya da olumsuz bu kadar göz önünde tutulmaya çalışılan bir parti ise haliyle halktan bir noktada destek toplamaya başlayacaktır. Farzı misal televizyonda her gün eşeklerle ilgili programlar yapılırsa bir süre sonra halk da eşeksiz yapamaz hale gelirdi.
Peki nedir UKIP’in arkasındaki hikaye? İngiliz siyaseti özellikle son 10 yıldır sürekli bir şekilde göçmenlik konusunu gündeme getirerek iç politika malzemesi yapıyor. Ülkeye gereğinden fazla sayıda göçmenin geldiği, bu insanların geldiklerinde yerli Britanyalıların işlerini ellerinden aldıkları, sosyal yardımlardan pay aldıkları, ücretsiz sağlık ve eğitim gibi olanaklardan gereğinden fazla yararlanarak bu alanları çalışamaz hale getirdiklerine dair mesajlar, siyasi partiler ve de medya tarafından sürekli pompalanır oldu. İlk etapta sağ eğilimli Muhafazakar Parti gibi oluşumların kullandığı bu taktik o kadar karşı konulmaz hale geldi ki, İşçi Partisi’nin yeni lideri Ed Miliband bile kendi partisinin iktidarda olduğu geçmiş dönem hükümetinin fazla sayıda göçmen gelmesini engellemekte yetersiz kaldığına dair öz eleştiride bile bulundu.
Tam da böyle bir atmosferde UKIP diye bir parti ortaya çıkarak, İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılmadan göçmenlik sorunundan kurtulamayacağını, hatta ülkede yaşanan diğer birçok kötülüğün arkasında Avrupa Birliği’nin olduğunu iddia ederek adeta yeni bir şeytan yarattı. 2007 yılında yaşanan ekonomik kriz ülkede büyük bir huzursuzluğa yol açınca, halk her konuşanı dinleyerek yaşananlara bir anlam vermeye çalıştı. Her kriz döneminde ortaya çıkıp o krizden nemalanmaya çalışan şarlatanlar oluyor elbette. İşte UKIP ve son derece kurnaz lideri Nigel Farage’de onlardan birisi. Aslında ortada planı programı olan gerçek bir parti falan da yok gibi, daha ziyade tek kişilik bir şov ve onun etrafındaki şakşakçılardan oluşuyor. Tüm politikaları İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasına dayanan bir partinin ekonomi, sağlık ya da sosyal hizmetler gibi reel politikayı ilgilendiren konularda söyleyecek pek bir şeyinin olmaması da anlaşılır bir durum. Zaten parti lideri de bunun farkında ve uyanık bir lider olduğu için AB dışındaki konularda keskin görüşler belirtmekten kaçınarak adeta oy mıknatıslıyı yapıyor.
UKIP’in bu aşamaya gelmesinde İşçi Partisi’nin de rolü var elbette. UKIP’in daha ziyade sağ seçmenlerin oylarını alarak Muhafazakar Parti’yi zayıflatacağını ve böylece kendilerinin birinci parti konumuna yükseleceğini hesaplayan İşçi Partisi’nin, şu ana kadar UKIP’e karşı ciddi bir duruş sergilemeyerek bir nevi onların yükselişine göz yumduğu tahmin ediliyor. Yoksa ırkçı bir oluşum olan UKIP’in, işçilerin ya da Britanya halklarının faydasına bir iş yapmayacağı açık ortada. Şu aşamada yapılması gereken tek şey, bir sarmaşık gibi gizlice büyüyen ve halkın akıl sağlığı üzerinde ırkçılık gibi uzun süreli kanserojen etkileri olabilecek bir oluşuma kesin bir dille dur diyebilmektir. No pasaran!