Kürt Halk Önderi “Abdullah Öcalan’a Özgürlük” talebiyle Strasbourg’ta başlatılan nöbet eylemi 400. haftasında. Her hafta Avrupa’nın farklı ülkelerinden grupların devraldığı nöbet eylemi 2 bin 795 gündür kesintisiz sürüyor.

NİZAM BARAN / STRASBOURG

Fransa'nın Strasbourg kentinde 25 Haziran 2012'de Avrupa Konseyi (AK), İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde başlayan ve dünya tarihine aralıksız süren en uzun eylem olarak adını yazdıran “Öcalan'a Özgürlük Nöbeti” 400. haftasına girdi. Kürt halkı ve dostları, Öcalan özgürlüğüne kavuşana dek eylemi sürdürmeye kararlı.

Avrupa'da yaşayan Kürdistanlılar 15 Şubat komplosunu kınamak amacıyla 21 yıldır aralıksız eylem ve etkinliklerle tepkisini dile getiriyor. Her sene düzenlenen uzun yürüyüş ve eylemlerle komplo ve tecrit protesto ediliyor. 2012'den bu yana ise Avrupa kurumlarının merkezi Strasbourg’da Öcalan’a Özgürlük Nöbeti tutuluyor. Nöbet eyleminin fikir sahibi ise Güney Afrika’da ırkçı Apartheid rejimine karşı Nelson Mandela ile mücadele eden Essa Moosa. Kürtlerin en uzun soluklu eylemi Öcalan’a Özgürlük Nöbet eylemi 2 bin 795 gündür kesintisiz olarak devam ediyor.

Her hafta yeni bir grup

Sekizinci yılında devam eden nöbet eylemini her hafta Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen yeni gruplar devralıyor. Eylemciler soğuk, sıcak, kar ve yağmur demeden her gün Öcalan’a özgürlük talebini haykırıyor. Gün boyu nöbet tutan eylemciler, Öcalan’ı anlatan broşür ve bildiriler dağıtırken, birebir diyaloglarla da Öcalan’ı ve Kürtleri anlatmaya çalışıyor. Kürtler ve dostlarının katıldığı nöbete; kadınlar, gençler, şehit anneleri ve yakınları, Kürt kurum temsilcileri, siyasetçiler, sanatçılar vb. toplumun farklı kesiminden katılımlar oluyor. Her hafta gerçekleşen eylemle Kürtler ve mücadeleleri daha fazla duyuldu, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi daha yaygın tanındı. Yüzbinlerce kişi kesintisiz bu eylemle bir şekilde komplo ve tecritten haberdar edildi.

Bingöl: Özgürleşene kadar

   

Öcalan’a Özgürlük İnsiyatifi Eylem Komitesi’nden Zülfü Bingöl ve nöbet eylemine daha önce katılan Songül Talay, Şafak Arabacı ve Sabri Atan, nöbet eyleminin önemini gazetemiz Yeni Özgür Politika'ya değerlendirdi.

Eylemin koordinatörlüğünü 2 yılı aşkın zamandır sürdüren Zülfü Bingöl, nöbet eyleminin 400. haftasına girdiğini belirterek, Öcalan özgürleşene kadar da devam edeceğini vurguladı. Bingöl, "Önderlik özgürlüğüne kavuşana dek nöbet eylemimiz devam edecek. Önderliğimizi her an her saniye yaşamak için bu eylemin devam etmesi önemlidir. Düşüncelerini halklara ulaştırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Talay: Bizi kabul eden tek lider

   

Songül Talay, Almanya'da doğmuş ve Öcalan'ın fikirlerinden ve felsefesinden etkilen genç bir Êzîdî kadın. Aynı zamanda Êzîdî Kadın Meclisleri Çatı Örgütü Temsilcisi. 2018'de bir grup Êzîdî kadınla nöbet eylemine katıldığını söyleyen Talay, “CPT ve Avrupa Konseyi Önder Apo'ya dönük ağır tecrite sessiz kalıyordu. Bunu kabul etmemiz mümkün değildi. Önder Apo'nun fiziki özgürlüğünü talep etmek için bir haftalık nöbet eylemini devraldık. Bunu sadece bir nöbet eylemi olarak görmemek gerekir. Bu nöbet eyleminde Önderliği hissediyor ve yaşıyorsunuz" dedi. Tarih boyunca fermanlara maruz kaldıklarını belirten Talay, "2014 yılında Şengal’de DAİŞ saldırısını Önder Apo felsefesi ve aldığı önlemler kurtardı. Bizi olduğumuz gibi kabul eden tek lider" diye konuştu. Öcalan’ın özgürleşeceğine inançlarının tam olduğunun da altını çizen Talay, "Kürt halkı ve dostlarının güçlü sahiplenmesi bunu getirecek" diye belirtti.

Arabacı: Milyonlara ulaşması engellenemedi

   

2016 yılında Hollanda’dan bir grupla nöbet eylemine katılan Şafak Arabacı bir Kızılbaş Alevi inancı mensubu. Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu’nun (AvEG-KON) önceki dönem eşbaşkanı da olan Arabacı, "2016'nın ilk haftasında bir grup AvEG-KON üyesiyle beraber Sayın Öcalan için başlatılan Nöbet eylemini devraldık. O dönem ilk defa bir Türkiyeli Konfederasyon bu eyleme katılmıştı. Sayın Öcalan'a dönük tecrit ve Kürt illerine dönük saldırılar artık kabul edilecek gibi değildi" dedi. 15 Şubat komplosunun sadece Türk devletinin değil "Emperyalist burjuvanın Kürtlere duyduğu kinin bir sonucu" olduğunu vurgulayan Arabacı, "Onu sömürgeleştiren güçler Öcalan şahsında Kürtleri rehin almaya kalktı. Fiziki olarak bunu başarmış olabilirler ama Sayın Öcalan'ın düşüncelerinin milyonlara ulaşmasını engeleyemediler" dedi.

Atan: Önder Apo’ya borçluyuz

   

Sabri Atan ise Kürdistan Êzîdîler Topluluğu Birliği (NAV-YEK) üyesi. 2014'te nöbet eylemine katıldığını söyleyen Atan, Abdullah Öcalan Roma’ya geldiğinde yapılan eylemlere de katılmış. "Önder Apo Roma'ya geldikten sonra biz de Roma'ya gittik. Günlerce orada kaldık. Önder Apo'nun o gün içinde bulunduğu tehlikenin farkındaydık. Bu tehlike karşısında her duruma hazırdık. Ama maalesef süreci doğru okuyamadık" diye belirtti. Abdullah Öcalan’ın Êzîdî toplumu için büyük bir anlam ifade ettiğini kaydeden Atan, "Önder Apo'nun felsefesi bize yaşam umudu sunuyor. Felsefesi bizi 74. fermandan kurtardı. Kendimizi Önder Apo'ya borçlu hissediyoruz" dedi. Strasbourg nöbet eyleminin tecride karşı duruş için önemli bir eylem olduğunu söyleyen Atan, “Strasbourg nöbetinde bir hafta boyunca Önderlik için hazırlanan bildirileri dağıttım. Onun fikirlerini halka ulaştırmak için emek verdik. Parlamenterler bizi ziyaret ettiğinde aynı şeyleri söyledik. Bütün halklar için tek çıkışın Reber Apo'nun olduğunu söyledik" diye ekledi.

 
 

Nöbet Montpellier grubunda

   

Nöbet eyleminin 400. haftasını Fransa’nın Montpellier kentinden gelen Kürdistanlılar devraldı. Azad Şırnak, Cevat Güneş, Haydar Çewlik ve Baki Alça, bir hafta boyunca nöbette kalacak. Grup Sözcüsü Cevat Güneş, 400. haftanın 15 Şubat komplosunun 21. yıldönümüne denk geldiğine dikkat çekerek, "Öfkemiz büyük" dedi. Güneş, "Montpellier’den Önderliğimizin özgürlüğünü talep etmek için katıldık. Önder Apo’nun özgürlüğü demek Kürt halkının ve Ortadoğu halkının özgürlüğü demek. Halkımız bunu böyle görmeli ve direnişini yükseltmeli" diye konuştu.