
2014 yılının Ağustos sıcağında, on binlerce insan sarımsı çöl bulutunun içinde yollara düştüğünde yaşlı anaların, çocukların susuzluktan çatlamış dudaklarına bir damla suyla hayat veren o kadınlar, sonbaharda birçok kişinin ismini bile duymadığı Kobanê’deki DAİŞ saldırısıyla dünyanın gündemine oturdu. Tüm dünya bu kadınları konuştu, yazdı; uluslararası medyanın deyimiyle “DAİŞ’e karşı savaşan bu inanılmaz kadınları tanımanın vakti geldi” dedi. Yılın sonlarından itibaren daha çok konuşulmaya başlansa da Rojava’nın kadın savaşçıları (YPJ) 2014 yılına damgasını vurdu.
Silava'dan Arînlere…
Çokça yazılıp çizildi, ancak bir gerçeğin altını bir kez daha çizmekte fayda var. Gülen yüzleri, kararlı-özgüvenli duruşları, inançlı bakan ışıldayan gözleriyle fotoğraflanan YPJ savaşçılarının mücadelesi elbette ne Şengal ve Kobanê ile başladı ne de 2014'le sınırlı. YPJ’nin ilk şehidi Silava ile başlayan Arîn Mîrkan’larla devam eden mücadelemizin zemini, bir kadın devrimi olarak adlandırılan Rojava Devrimi; daha da öncesinde son 30-40 yıla yayılan Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesine dayanıyor.
Bu belki bir başka yazının hatta romanın anlatacağı cinsten kapsamlı, bir o kadar destansı ve görkemli bir tarih. Ancak bu yazıya dipnot olarak düşülmesi gereken, bu mücadele öyle çetin koşullarda, öyle ağır bedellerle, öyle iğne ile kuyu kazarcasına yürütüldü ki, Kobanê’de ve diğer alanlarda dünyanın şimdi fark edebildiği bu kadınlar böyle bir tarihin taşıyıcıları oldukları için bu denli kendilerine güvenli, iradeli, inançlı ve kararlı.
Aynı mücadeleden edindikleri tecrübeyle bugün DAİŞ ismiyle karşılarına çıkan erkek egemen zihniyeti de çok iyi tanıyorlar. YPJ saflarında savaşan tüm kadınlar attığı her merminin aslında kölelik düzeninin ister vahşi yüzünü isterse ‘modern’ yüzünü gösteren bu düzen olduğunun bilinciyle yaşıyor. Bu yüzden DAİŞ’e karşı savaş en fazla da bir kadın özgürlüğü savaşıdır, diyor.
DAIŞ çetelerine karşı yıl boyunca yürütülen savaşın her safhasında bu nedenle en önde yer aldık. Kadın savaşçılar olarak kendi öz gücümüze dayanarak ve güvenerek, öz örgütlülüğümüzü geliştirerek büyük bir savaş düzeyi açığa çıkarabildik. Direnişimizin şiddetini belirleyen, fedakarlığı bu denli üst boyuta taşıyan, her mevziyi geçilmez bir kale haline getiren de, DAİŞ şahsında sistemle ideolojik, felsefik yaşamsal her anlamdaki savaşımızdı.
Direnişin zirvesi Kobanê
Şengal'de katliamla yüz yüze kalan halkımızı kurtarmak için tek bir an beklemeden mevzilere koşan yoldaşlarımız bu savaşın zaferini ıspatladı. Açılan güvenlik koridorunu korumak için Cezaa'da yürütülen görkemli direnişi başarıya ulaştıran ruh bu sorumluluk duygusuydu. 10 kadın yoldaşımız, büyük bir irade ve fedai ruhla savaştı ve şehadete ulaştı. Rabia'da, Dugura'da, Sinune’de aynı ruhla mücadele yürüten, direnişin öncülüğünü yürüten Şehit Evin yoldaşlar öncülüğündeki onlarca kadın yoldaş ölümsüzlüğe yürümekte tek bir an tereddüt etmedi.
İşte Kobanê direnişi bu çizginin zirvesidir. YPJ direnişi, komutan Arîn'le tüm dünyayı sarmış, Kürt kadınının direngenliğinin neleri başarabileceğini dosta düşmana göstermiştir. Sözde devletlere, üstün silahlara sahip orduların başaramadığını inancıyla bütünleşmiş, özgürlük hedefine kilitlenmiş bir kadın militan başarmıştır.
Bugün Özgür Rojava'nın savunma mevzilerinde direnen kadınlar Önder Apo'nun kadın özgürlük çizgisinin ne denli büyük gelişmelere yol açabileceğini de göstermiştir. Ütopya denilen, Ortadoğu'da kökleşen dogmalara karşı yaşam şansı tanınmayan kadın ideolojisi zaferini ilan etmiştir. Yıla damgasını vuran kadın kahramanlıklarına bütün halkımız ve dünya şahitlik yapmıştır. Sadece şahitlik yapmamış, aynı mevzilerde yer almıştır.
Artık hiçbir kadın yalnız değil
Artık ne Kürdistan'da ne Ortadoğu'da ne de dünyada hiçbir kadın yalnızdır. Kobanê’den kilometrelerce uzakta Afganistan’da burkalarıyla eylem yapan kadınlar, “YPJ bizim de umudumuzdur” demiştir. Kader Ortakaya bunun için sınır tanımadan özgürlüğe yürümek istemiş, Sibel Bulut bunun için “ben bu haklı kavganın tam ortasında olmalıyım" diyerek direnişte yerini aldı.
Yaşanan bu görkemli direnişle kendinden ötesine meyil vermiş bir geleneğin, fedai ruhunun başarısı artık kesinleşmiştir. Gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki; Kürdistan tarihine damgasını vurmuş büyük kadın militanların çizgisi artık ölümsüzleşmiştir. Direniş sembollerimiz olan Zilanların, Beritanların çizgisini esas alan ve Rojava devriminin başlangıcından bu yana bu gelenekte ısrarın adı olmuş Silava, Zozan, Evin, Gulan, Sema, Sozdar, Rojda, Beritan ve Arin yoldaşlar bu ruhu, çizgiyi zirveleştirerek bütün kadınlara ve insanlığa kurtuluşun yolunu göstermiştir.
*YPJ komutanlarından