Hükümetin varlığını korumak için uyguladığı bu yöntemlerin meşrulaştırılması için erkek vatandaşlar teşvik ediliyor, tabiri caizse ödüllendiriliyor. Hükümet ülke sınırlarındaki halkları 'terbiye' etmek için kültürel ve demokratik haklarına tecavüz ediyor, iradesini kırıyor ve kendi kontrolünde tutmaya çalışıyor. Bu şekilde yüce devletini örnek alan erkek vatandaşlar da kadınları kendi denetimlerine almak, iradesini kırmak ve o doymak bilmez güdülerini tatmin etmek için tecavüz yöntemine başvuruyor.
En son Sakarya da Ö.C. davası bu içler acısı Türkiye tablosunu bir kez daha karşımıza çıkardı. 35 kişinin tacizine ve tecavüzüne maruz kalan 14 yaşındaki Ö.C.'nin davası devlet zihniyetinin gerçek yüzünü ortaya koydu. Bu 35 kişinin 2'si polis, biri emniyet müdürü, 20'si de 18 yaşından küçük. Asıl insanın içini acıtan ve gerçekten ne olacak bu milletin hali dedirten durum da bu. Yani daha 18 yaşını bile doldurmamış 20 genç, ki çocuk olarak adlandırılıyorlar, şimdiden bunu yapıyorsa yarın kadınları nasıl bir gelecek bekliyor merak ediyorum. Bu tacizci 20 kişi 18 yaşından küçük diye serbest bırakıldı ve yargılanmadı. Üstüne üstük bir davul zurnayla karşılanmadıkları kaldı. Alkışlar eşliğinde ıslıklarla kahraman edasıyla. Doğru ya, erkekliklerini daha bu yaştan ispat ettiler… Devletinin gurur kaynağı, geleceğin devlet adamları olacaklar. Devletin memleketi emanet edeceği böyle yetenekli ve 'gerçek' erkeklere ihtiyacı var.
Aynı devlet 18 yaşından küçük olmasına rağmen taş attı diye binlerce çocuğu cezaevlerinde tutuyor ve en ağır işkencelere maruz bırakıyor. Taş atan çocukları ajanlaştırmak için kendi de bu delikanlı 20 gence öğrettiği gibi, tecavüz ediyor. Dayak, küfür ve kötü muamelenin haddi hesabı yok zaten. Bir taş ile devletin birliği ve ülkenin bütünlüğü sarsılmak isteniyor. Bundan daha beter, daha büyük suç olamaz devlet nezdinde.
Bu 10 yıllık AKP Hükümeti dönemi boyunca en ahlaksız ve toplum yaşamını bozan davalar beraat edildi ki demokrasi yanlıları için cezaevlerinde yer olsun. Hırsızı, katili, tecavüzcüsü cirit atarken dışarıda, düşüneni ve demokrasi savunucuları hep içeride bu memleketin. Yani Ö.C. davasıyla devlet bir kez daha gençlere ve halka şu mesajı verdi: istediğiniz her şeyi yapmakta özgürsünüz, yeter ki şu demokrasi ve barış yanlısı olaylara bulaşmayın. Yeter ki sizden beklenenden fazla düşünmeyin ve hak isteme gibi bir gaflete katılmayın.
Ayrıca AKP Hükümet döneminde tecavüz vakalarının bu kadar artmasının en büyük nedeni Kürt kadınları öncülüğünde gelişen kadın özgürlük mücadelesini darbelemek ve boşa çıkarmaktır. Özgürleşmek isteyen kadını sokağa çıkmaya korkar hale getirmektir. Çünkü sokaklarda tecavüzcüler, tacizciler ve hırsızlar cirit atıyor. Bugün Kürt kadınları ve barış ve demokrasi yanlısı kadınlar eylemlerle, mitinglerle ve gösterilerle hükümete karşı olduklarını gösteriyor. Aktif olarak tüm alanları dolduran kadınlar AKP'nin eril zihniyetine karşı mücadele ederken AKP de tabii ki atakta.
Sistemin tecavüzcü zihniyetine en büyük cevap yine kadınlardan geliyor. 'Öcalan'a Özgürlük' yürüyüşleri başta olmak üzere 1 Eylül'de barış eylemlerini düzenleyerek ve öncülük ederek kadınlar bir kez daha gerçek gücünü ve iradesini gösteriyor. Kadının gömüldüğü derin sessizlikten kurtulmasına ve özgür yarınlarda düşler kurmasına tahammül edemeyen hükümet ne yaparsa yapsın bu özgürlük yürüyüşünü durduramaz.
NÛJIYAN ERHAN: AKP ve tecavüzcüleri