‘Bir grup arkadaşla gerillaya katılmaya karar vermiştik.

En fazla 6 ay yaşarız diyorduk. 3 ay az 3 ay fazla. Ne farkeder ki.
Böyle düşünüyorduk o zaman.“
Bir yılbaşı gecesi Lice-Hani-Genç üçgeninde katledilen 19 yıllık gerilla Numan Amed’in kuzey yürüyüşü öncesi gülümseyerek anlattığı hikayesi böyle başladı.
Numan (Ertem Karabulut) ve 9 arkadaşının katledildiği esnada, tıpkı geçen yıl Roboskî katliamının yaşandığı günlerdeki gibi bir ülkenin bir bölümü yılbaşını kutluyordu. Diğer bölümü ise Amed kırsalındaki operasyon haberinden dolayı barış umutlarını, güvercin tedirginliğiyle 2013’e devrediyordu.
Operasyonun planlandığı ve yürütüldüğü esnada devlet görevlileri İmralı’da Kürt halk önderi Abdullah Öcalan ile görüşüyordu. Operasyondan habersiz olmaları mümkün değildi. Başbakan ve sözcüsü Hüseyin Çelik’in de haberi vardı muhtemelen. Çelik’in “İmrali ile görüşmelerin istismar edilmemesi“ uyarısı, 10 gerillanın imhasına binaen pis bir sırıtmadan başka hiçbir anlamı olmayacaktı.
Tam on can.
Gökyüzünün en parlak yıldızları.
Alacak karanlıkta kalleşçe vuruldular.
Yerleri tespit ediliyor önce. Sonra imha planı yapılıyor. Bir yılbaşı gecesi etrafları kuşatılıyor ve yanıcı, boğucu silahlarla imha ediliyorlar. Kalleşçe, namertçe, devletçe.
Gelîye Tîyarê, Gelîye Şex Cuma, Roboskî katliamları da aynı devletin işi.
Ben diyeyim 3, siz deyin 33. Katliamcıdır. Sinsidir, kalleştir.
Diyalog, barış iklimi, müzakere, çözüm vs. patlayan roketlerin dumanında gezinen ürkek bir silüettir şimdi.
Numan ve 9 arkadaşının bahara sakladıkları öfkenin, inancın zehirlenmesidir.
Bir şafak vakti Şırnak’ta, Nusaybin’de kapıların kırılması, çocukların gözlerindeki korkudur.
Liberal ve yandaş basının gündem bulma sevincidir şimdi.
Endişeli bir bekleyiş, temkinli ama umutlu bir serzeniştir geçmişe.
Bir halkın tutsak yüreğinin koca bir devletle düelloya tutuşmasıdır.
Numan ve 9 arkadaşının geleceğe taşınan umutlarıdır.
Ne üç ay eksik, ne üç ay fazla yaşadı Numan. 19 yıl yaşadı katıldıktan sonra. 19 yıl halkının umutlarını taşıdı yüreğinde. Sevdasının filizlendiğini izledi o şıkeftte.
Numan’ın yüreği, bir halkın yüreğidir şimdi.
“Gerilla yüreği, tüm zamanların ve yaşamın en güçlü kavramlarını içinde barındırdığı bir yuva ve kaynak gibidir.
Yüreğinin çarpıntısı ise içinde taşıdığı kavramların kendisinde yaratmış olduğu duyguların soluklanmasıdır ve çalışır namlusundan hızla kopan fişek gibi yolunu bulmaya.
Gerilla yüreğinin içinde yaşar, yaşam ile yüreği arasında bir köprüdür.
En büyük kılavuzudur yüreği, onun için sürekli dinlemesi gereken.
Yüreğinden kopuş ise kendi kendine en büyük ihanet, parçalanmışlık ve yabancılaşmadır.
Kendi kendinden boşanmadır yani.
Yaşam çizgisinin en kritik bir anında, yüreğinden sana doğru bir çığlık, sesleniş duyumsarsın. Ardından bir ferahlanma dalgası yüreğinden kopup tüm bedenine yayıldıkça rahatlarsın.
İşte yeniden kaptırırsın kendini yüreğine bütünleşircesine ve yeniden sen, sen olursun.”