Bavyera’nın en büyük kültür merkezi olan Nürnberg’de geçmiş seçimlerde çokta parlak bir tablo yok.
7 Haziran’da AKP yüzde 46,39; CHP yüzde 23,56; MHP yüzde 13,29 ve HDP yüzde 13,14 oy ile dördüncü parti olmuştu. 1 Kasım’da ise AKP’nin oyu yüzde 54.7’ye yükselirken, HDP’nin oy oranı ise yüzde 11.4’e geriledi. 24 Haziran’daki için ise kentte yeni yeni çalışmalar başlatılmış. Bu arada HDP ile dayanışma içinde olan Alman aktivistler seçimleri izlemek için Türkiye ve Kürdistan’a gidecekler.
Nürnberg, Münih’ten sonra Bavyera eyaletinin en büyük ikinci kenti. Bavyera’nın da kültür merkezi. Ortaçağ’dan kalan kanalları, gotik mimari atmosferiyle ziyaretçi akınına uğruyor. Rönesans döneminde yapılan çeşme heykelleri dikkat çekerken; cesaret “aslan”, ölçülülük “şarap” ve sevgi “çocuk” olarak tasvir edilmiş.
Nürnberg, 2. Dünya Savaşı öncesi kalabalık Nazi mitinglerine ev sahipliği yaptı. Adolf Hitler, Nürnberg’i Nazi partisi kongrelerinin kenti yaptı. Savaş sırasında askeri merkez oldu, Flossenbürg toplama kampındaki bir yan kampı da burada yer aldı. Bombardıman sonucu şehrin yaklaşık yüzde 90’ı yok oldu. Şehir savaş suçluların yargılandığı Nürnberg Mahkemesi’ne de ev sahipliği yaptı.
Hitler’in en sevdiği şehir olarak da bilinen Nürnberg geçmişiyle yüzleşme konusunda bir çaba içinde. Şimdi bir barış ve insan hakları kenti olmak istiyor. Uluslararası Nürnberg İnsan Hakları Ödülü, 1953’te Nürnberg’de çıkarılan nasyonal sosyalist “ırk yasaları”na karşı verilen anlamlı bir cevap. Ödül, insan haklarının savunulması yolunda gayret gösteren kişi ve gruplara veriliyor.
Nürnberg’deki mevcut tablo
24 Haziran baskın seçimlerine dair seçim atmosferini yerinde izlemek için gittiğimiz Nürnberg’de geçmiş seçimlerde çokta parlak bir tablo yok. 7 Haziran seçimlerinde AKP yüzde 46,39; CHP yüzde 23,56; MHP yüzde 13,29 ve HDP yüzde 13,14 oy ile dördüncü parti olmuştu. 1 Kasım seçimlerinde ise AKP’nin oyu yüzde 54.7’ye yükselirken, HDP’nin oy oranı yüzde 11.4’e geriledi. Genel seçimlerde tablo böyle iken referandumda ise Nürnberg’in yüzde 44.6 ile Berlin’den sonra en fazla “Hayır” diyen kent olduğu görülüyor. Nürnberg’deki mevcut tablo böyle iken HDP’nin bunu değiştirmek için yeterli bir çalışması olduğundan bahsetmek ise mümkün değil.
Ramazan ayı dolasıyla Nürnberg’de Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı camiler AKP ve MHP’nin seçim büroları gibi çalışıyor. Merkezde 8 olmak üzere çevresindekilerle birlikte 20’ye yakın cami ve dernek AKP ve MHP ittifakı için çalışıyor. Önünde ‘Türk’ kelimesi olan kurumlar yurt dışında da devletin tüm olanaklarını kullanarak, AKP’ye hizmet sunmakta.
Nürnberg’te çaba yetersiz
HDP ve CHP’nin ise kendi potansiyellerini harakete geçirmek ve bu devlet odaklı çalışmaları dengelemek açısından azami bir çaba sarf etmesi gerekiyor. Seçim çalışmalarıyla ilgili gerçekleştirmek istediğim 3 randevumun da havadan gerekçelerle iptal edilmesi de bunun bir sonucu sanırım.
Kentte bana eşlik eden Dilan Dersim de seçim çalışmalarının yetersiz olduğu konusunda hem fikir, “Çok pasif kalıyoruz” diyor. Geçen sene 42 meclis üyesi sayısının bu sene 10’un altına düştüğünü ifade eden Dersim, sınırlı sayıda kişiyle seçim çalışmasını yürüttüklerini belirtiyor. Dersim, “Onlar da zorda kalıyor. Bugün tüm günümü veririm ama yarın ne yapacağız. Burada çalışmaları bir türlü programlayamadık” diyor. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde daha iyi bir atmosfer olduğunu vurgulayan Dersim, “Bu kente kitlemiz fazlasıyla var. Ancak kitlede bir soğuma var, derneğe eskisi gelip gidişler yok. Yıpratan tartışmalar var!” diye konuştu.
Trenle demokrat, sosyalist ve anarşistlerin çoğunlukla kullandığı şirin bir kafe olan Desen’e doğru yol alıyoruz. Sosyal çalışmaların yürütüldüğü Desen’in bahçesinde Diyalog Derneği üyesi Sanat Tasarımcısı Tutku Can yağmur altında beni bekliyor. Sıcak bir selamlaşmada sonra hemen bir çay ısmarlayıp sarılan tütün sigarasıyla baskın seçimleri konuşmaya başlıyoruz.
Üniversite öğrencisi Tutku Can ise Almanya’da yaşayan gurbetçilere seçim hakkının yasaklanması gerektiği görüşünde. Can, “Türkiye’deki halk seçimde kararlarını versin. Almanya’da yaşayan başta gençler olmak üzere ailelerin önceliği ise apolitik durumdan çıkmaları. Bundan dolayı seçimlerde kime neden destek sunulması gerektiği yönünde çalışmamız gerekiyor” diyor. Türkiye’deki geri gidişe işaret eden Can, “Bu durumun değişmesi için sandığa gidip HDP’ye oy vermek gerekiyor” diyor.
Türk olan Can ise “HDP çok iyi bir durumda. Türk gençlerinin de bilinçlenmesi gerekiyor” derken; Anadolu ve Mezopotamya’da soykırıma uğramış Süryani, Ermeni, Êzîdîlerin, tüm farklıların HDP çatısı altında aday olduğunu hatırlatarak “HDP’nin bu başarısı Türkiye’ye kazandırıyor” ifadelerini kullanıyor.
Amed’in geleceği için
Seçim Koordinasyonu, Almanya Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu’na (ATİK) bağlı Nürnberg Kültürlerarası Diyalog Derneği’nde toplantısını gerçekleştirdi. 24 Mayıs’ta gerçekleşen toplantıda yuvarlak masa etrafından annesiyle birlikte bir çocuk da yer alıyordu. Anneye yaklaştım ve çoçuğun ismini sordum. Gülümseyerek “Amed” diyerek yanıt verdi. Amed çok şirin bir çoçuktu, “toplantıda sıkılmaz mı“ diye sordum. Annesi “Amed’in evi ve geleceği burası” diyerek yanıt verdi.
Toplantı boyunca, Amed’in umudu için HDP etrafından kenetlenen göçmen, işçi, politikacı ve aydınların seçim planlamalarını not aldım. Amed’in ismini aldığı coğrafyanın geleceği için seçimlerde büyük bir umut ve fedakarlıkla çalışma yürütenler arasında, yaşadığı bir kaza sonucu yaralanan bir yurttaş da vardı.
Taksiciler örgütlenecek
Afiş ve pano hazırlıkları ile başlayan öneriler HDP’nin seçim takvimine göre yapılan programlarla sürdü. Türk Konsolosluğun bu tarihe kadar halen oyların kullanılacağı salonu bilinçli bir şekilde ayarlamadığı belirtilerek, bundan ötürü çalışmaların aksadığı kaydedildi. Afişler ve panoların Di Linke tarafından destekleneceği belirtilirken, hafta sonları ve resmi tatillerde de seçim çalışmaların yapılması kararlaştırıldı. HDP’nin bayrak ve flamaların yetersiz olduğunu dile getiren Demokratik Kürt Toplum Merkezi temsilcileri, ellerinde 4 bayrak ve birkaç Demirtaş’ın eski seçimlerden kalan posterlerinin olduğu söylendi. Ancak önümüzdeki günlerde İstanbul’dan bayrak ve flamaların gönderileceği aktarıldı.
Toplantıda, ev gezileri için gruplar yapıldı. Geçen seçimlerde seçmenleri sandığa götürmek için kentteki taksicilerin örgütlendiği hatırlatılarak, bu seçimde de benzer bir çalışmanın yürütüleceği ifade edildi.
Müşahitler için ortak çalışılıyor
HDK Nürnberg Eşbaşkanı Kadir Çörüt ise müşahit listelerinin üzerinde durdu. ATİK’e bağlı Yenigün Kültür Merkezi’nden Münir Köroğlu, pusularda HDP resminin gösteren sıralama hakkında seçmenlerin bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. CHP’nin müşahitler konusunda ortak çalışma kararı aldığı belirtilerken, DİDİF’in de özgün olarak 3 bine yakın HDP beyannamesi dağıttığı kaydedildi.
Yeğenimi ikna ettim HDP dedi
Koordinasyonda yer alan Yazar Metin Ayçiçek, Kürdistanla irtibatın koparılmasını gerektiğini ifade ederek, “Ulusalcı kemalist bir yeğenim vardı geçen seçimlerde ikna edemedim. Bu sefer başka şansımız yok. HDP’ye oy verecem” dediğini aktardı. Ayçiçek, herkesi yakınlarını ikna etme konusunda daha fazla çaba içinde olmaya davet etti.
Öker ve Aydoğan katılacak
1 Haziran Cuma günü Nürnberg Alevi Kültür Merkezi’nde erken seçimlere yönelik saat 19:00 panel verilecek. Milletvekilliği adaylığı iptal edilen Turgut Öker ve vekilliği düşürülen HDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan panele konuşmacı olarak katılacak. Rehdorfer Str.6 90431 adresinde bulunan AKM Cemevi’nde düzenlenecek panel “Baskın seçimde HDP” başlığıyla gerçekleşecek.
Katılım azdı
Nürnberg’de AuseBpoltz meydanında düzenlenen seçim mitingine katılım düşük oldu. Selahattin Demirtaş’ın Figen Yüksekdağ ile birlikte yer aldığı posterleri açıldığı etkinliğe Almanlar ve Demokrasi Bloğu temsilcileri katıldı. PYD, HDK, HDP bayrak ve flamalarının açıldığı etkinlikte halaylar çekilerek, “Diktatör Erdoğan” sloganları atıldı, zılgıtlar çekildi.
Alman aktivistler gözlemci gönderecek
Kentteki Alman aktivistler de HDP’yle dayanışma içinde. Baskın seçimlere ilişkin görüştüğümüz Alman aktivistler Stefam Saber, Markus Schuler ve Sonja Schwab ile sandık güvenliği için Türkiye ve Kürdistan’a gidecek gözlemci heyetlere ilişkin konuştuk.
“Totaliter bir atmosferde gerçekleşecek baskın seçimleri nasıl görüyorsunuz?” diye soruyorum. Emekli olan 65 yaşındaki Sonja Schwab’ın cevabı şöyle: “Bu seçimlerin demokratik bir şekilde gerçekleştiğinden şüpheliyim. Avrupa’dan seçimleri takip etmeleri için komisyonlar göndereceğiz. Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanı adayı olduğu partiyi tek insancıl oluşum olarak görüyoruz. Demirtaş’ın şu an hapishanede olmasını kötülüğün başlangıcı olarak görüyorum. Ancak milliyetçi ve faşist devletin bir şekilde yenileceğine inanıyorum. Bu da AKP ve MHP’nin oy kaybetmesiyle mümkün. HDP, feminist, ekolojik, cinsiyet özgürlüğü beyannamesiyle seçime gidiyor. Tek çözüm yolu HDP gözüküyor. Halkları temsil eden HDP ile kaos engellenebilecek. Kürt sorunu da HDP ile çözülür. Türkiye’de özgürlük isteyenler HDP ile ancak amaçlarına ulaşabilir.”
7 Haziran başarısını gördük
Yüzde 10 barajını hatırlattığım Schwab, HDP’nin baraj altında bırakılmaya çalışıldığını belirterek şöyle devam ediyor: “Devleti yönetenlerin isteği bu. Parlementoda olması gerekirken şu an eşbaşkan ve vekilleri hapiste. HDP’li yoldaşlara yönelik saldırılar bir skandal. 7 Haziran’da HDP nasıl örgütlendiğini ve başardığını gördük. Zor zamanlarda harekete geçebildiğini de gördük. Ben bu seçimde HDP’nin barajın çok üzerine çıkacağına inanıyorum” diyor.
En fazla ‘Hayır’ diyen 2. kent
Markus Schuler ise Almanya’daki Türkiyelileri seçimlere ilişkin doğru bilgilendirmenin önemine vurgu yapıyor: “Türkiyeli vatandaşlarla iletişimde olmak gerekiyor. Erdoğan’a bağlı medya organlarıyla değilde, onların gerçek haberler duymalarını sağlamak gerekiyor. Unutmayalım referandumda Berlin’den sonra en fazla ‘Hayır’ diyenler Nürnberg’den çıktı.”
Neden yüzde 60 Hitler’i seçti!
“Almanya’da yaşanan Türkiyeliler neden daha fazla AKP’yi tercih ediyor” sorumu ise Schuler şöyle yanıtlıyor: “İyi bir soru. Neden yüzde 60 Hitler’i seçtiyse o nedenden. İki nedeni var: Bir, faşist bir mağduriyet oluşturabilir. Ekonomik kriz gibi. Nefreti güçlendirdi, bunu Erdoğan da yapıyor. Erdoğan’ın yaptıklarını görünce Hitler’in ‘Mein Kampf’ kitabını okuyup uyguladığını görüyorum. Çok paralellikler var. Efrîn’e yönelik yaptığı saldırı, bizim Polonya’ya yaptığımız saldırı gibi. Yöntemler aynı. Kemalizmin tekçi politikalarıyla gelen ideoloji devam ediyor. Halen ‘Türkiye Türklerindir’ söylemi değişmedi. Bunun tersini söyleyenlerde ‘burdan gitmeli’ diyorlar.
HDP bu seçimin terazisi
MHP faşist birincisi. Kemalizimde faşist bir partiyle ittifak yaptı. Bir de solcu HDP var. Baksanıza kemalizm ile AKP arasında çok bir fark yok. CHP’nin Kürtlerden daha fazla nefret ettiğini düşünüyorum. Bence AKP’yi seçenler ‘CHP kadar beter bir partiyi seçmiyoruz’ diyorlar. İyi bir şey yapıyorlar sanki. HDP kendine güvenmeli. Aleviler ve farklı halklar konusunda daha iyi çalışmalı. Ancak değişikliğin seçimlerle olacağına inanmıyorum. Seçimi Erdoğan kaybetse bile 7 Haziran’da olduğu gibi bir durum yaratabilir. Uzun bir savaşa hazırlanmalı. Yenilgiye uğrayacak. HDP bu seçimin terazisi. Terazinin her iki kafesinde, Yüzde 42’lik faşist partiler var, HDP’de bunun tartısı olacak. Merak ediyorum Erdoğan ne yapacak?
Diktatöre karşı örgütlenmeli
“Almanya’nın diktatör Hitler’i devirme deneyimi var? Bu deneyim Erdoğan konusunda nasıl değerlendirilmeli?” diye soruyorum. Sonja Schwab yanıtlıyor: Örgütlenmek gerekiyor. Demokrasiye olan umudun kaybedilmemesi gerekiyor. Faşist sisteme karşı nasıl direnildiğini tarihten öğrenmeleri lazım. Belki de daha önemlisi, Avrupa nasıl Türkiye’nin demokratikleşme sistemini destekleyebilir? Türkiye’de Kürtler başta olmak üzere halklarla dayanışma dışında bir önerim yok. Ben ve diğer arkadaşlarım Almanya’ya Türkiye’deki faşist sistemi desteklememeyi öğretmeliyiz. Mesela silah yardımı gibi konularda. Almanya’da kriminalize edilen Kürt özgürlük hareketinin simgeleri yasaklanmasına karşı durmak gibi.”
DİTİB’e göz yumuluyor!
Nürnberg’de DİTİB’e bağlı ibadet yeri olan camilerin AKP-MHP‘in seçim bürosu gibi çalışmasına Almanya hükümeti neden göz yumuyor. Camiler dini mekansa bu siyasi partilerin propagandası neden yapılıyor?
Sonja Scwab: “Neden Türkiye’ye silah satışı yapılıyorsa aynı nedenle. Efrîn hareketine neden yardım ediyor? Bunların hepsi iş. Birlikte iş yaptıkları kişinin bir diktatör olmasının anlamı yok. Fotoğraflarda gördük, DİTİB çocuklara asker üniforması giydirip ellerine bayraklar vermiş. DİTİB çok büyük bir yardım alıyor. Uzun zamandan beri gözlemliyorum, Türkiye ne zaman kötü bir duruma düşse, Almanya’nın yanında görüyoruz. Yüz yıllardır Almanya ve Türkiye arasında anlaşmalar var. 1915’de Ermeni Soykırım’ına kadar dayanıyor bu birliktelik.”
Sonja Schwab da Türkiye’nin bir NATO üyesi olduğuna işaret ederek, “Göçmen anlaşması nedeniyle Almanya çok panik davranıyor. Almanya demokrasi yolunda değil. Türk ekonomisi düşüyor. Yabancı yatırımcılar Türkiye’den ayrılıyor. Bir sürü boykotlar oldu, bu düşüşlerinde bir anlamı var. Kapitalistlerde aptal değiller. Bir ülke gerçekten çöküyorsa onlar da geri çekilirler” diye konuşuyor.
Türkiye ve Kürdistan’a gidecek gözlemci heyetler için çalışmalarını yürüttüklerini belirten Alman aktivistler son olarak “Kaç kişinin gideceği henüz belli değil. Seçim Platformu var, onlarla dayanışma içinde olacağız” diye ekliyor.
Biz zaten kazandık
Nürnberg’de HDP’nin ittifak yaptığı Demokrasi Bloğu’nda yer alan Araştırmacı Yazar Metin Ayçiçek, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında Kurtuluş Davası’ndan yargılandığı için yurt dışına çıkmak zorunda kalmış. Seçim çalışmalarına büyük bir heyecanla katılan Ayçiçek, devlet partilerin oluşturduğu, 2 ittifakın esasının sömürgeciliğe dayandığını anlattı: “Rojava’da da örneklerini gördüğümüz, halkların kardeşliği modelini savunan tek blok HDP’dir. 7 Haziran’da nispeten biraz özgür bir ortamda anlattığımızda büyük bir başarı elde ettik. Sömürgecilik bunun için bu kadar korkmaktadır. Bu sadece sömürgeciliğin AKP kanadı değil, sömürgeciliğin sosyal demokrat kisvesi altında, ortaya çıkan milliyetçi cephe de CHP. Böyle bakınca bir seçim olmaktan çok, ülkenin kaderine yönelik çok ciddi bir savaşın ifadesidir.”
Seçim sonucuna ilişkin tahminini sorduğumuz Ayçiçek, “Ben tahmin yürütmüyorum. Daha öncede söyledim, biz kazandık zaten. Bu topraklarda tek tek çatışmaları kaybetsek bile bu savaş bizim zaferimizle sonuçlanacak. Hakların kardeşliği, barışı, özgürlüğü kazanmıştır” dedi.