”DAİŞ barbarlığına, Erdoğan ve AKP faşizmine karşı mücadele etmek için tahliyemi talep ediyorum.”

Tefrik edilen Nusaybin Davası’nda dört tutsağa ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve toplamda 68 yıl hapis cezası verildi.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağının devam ettiği 26 Mayıs 2016’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 17’si çocuk 70 kişi hakkında açılan ve daha sonra tefrik edilen Nusaybin Davası’nda duruşmalar devam ediyor. Yapılan yargılamalar kapsamında 6 kişinin duruşması daha görüldü.

Slogan atınca saldırı

İlk olarak Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Mehmet Ziriğ’in duruşması görüldü. Mahkeme, Ziriğ’e “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası; ayrıca “Kasten öldürmeye teşebbüs” iddiasıyla 15 yıl, “Kamu malına zarar verme” iddiasıyla 2 yıl hapis cezası verdi. Toplamda bir ağırlaştırılmış müebbet ve 17 yıl hapis cezası verilen Ziriğ, mahkeme salonunda “Bijî Serok Apo” sloganı attı. Ziriğ’in slogan atması üzerine jandarma, saldırarak ağzını kapatmaya çalıştığı Ziriğ’i salondan çıkardı.

Ardından Tokat T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Fırat Dari’nin duruşması görüldü. Dari, iddia makamının hazırladığı iddianamenin hukuki olmadığını söyledi. “Ülkeyi bölmeye yönelik bir suç ile suçlanıyorum ama buna dair herhangi bir delil yok ortada” diyen Dari, “Tek gerekçe sokağa çıkma sürecinde o bölgede olmamdır” dedi. Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, Dari’ya “Ülke bütünlüğünü ve birliğini bozma” iddiası ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, “Kasten öldürmeye teşebbüs” iddiası ile 16 yıl ve “Kamu malına zarar verme” suçundan ise 2 yıl hapis cezası verdi.

Yine Tokat T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Mazlum Yaşa ise Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı. Mahkeme heyeti Yaşa’ya, “Ülke bütünlüğünü ve birliğini bozma” iddiası ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, “Kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasından 16 yıl ve “Kamu malına zarar verme” suçundan ise 2 yıl hapis cezası verdi.

İddianameyi tanımıyorum

Yargılamalar Elazığ T Tipi 2 No’lu Cezaevi’nde tutulan Süleyman Göksel Yerdut’un duruşmasıyla devam etti. Yerdut, iddianameyi tanımadığını ve ona ilişkin savunma yapmayacağını belirtti. MLKP’nin üyesi olduğunu söyleyen ve MLKP’nin silahlı alanında çalışma yürüttüğünü kaydeden Yerdut, “Kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesinde yer almak benim için onur vericidir. Açık ve net olarak söylüyorum ki; DAİŞ barbarlığına, Erdoğan ve AKP faşizmine karşı mücadele etmek için tahliyemi talep ediyorum. Yaşasın partimiz MLKP. Yaşasın Rojava ve yaşasın özgür Kürdistan” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, Yerdut’a “Ülke bütünlüğünü ve birliğini bozma” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, “Kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasından 15 yıl hapis cezası verildi.

 
 

59 cinayet için ret

 

Cizre’deki 79 günlük sokağa çıkma yasağı sırasında Türk güçlerince işlenen cinayetlere ilişkin İçişleri Bakanlığı hakkında yapılan maddi ve manevi tazminat başvurularının 59’u reddedildi. Kararlarda, kişiler ”örgüt üyesi” ilan edilerek, ”idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunamadı” denildi.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015 ve 2 Mart 2016 tarihleri arasında ilan edilen 79 günlük sokağa çıkma yasağı sırasında yaşanan cinayetlere ilişkin başlatılan soruşturmaların birçoğu ”takipsizlikle” sonuçlandı. Mardin İdare Mahkemesi’ne, İçişleri Bakanlığı hakkında açılan maddi ve manevi tazminat başvuruların birçoğu da reddedildi.

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHP) avukatları, şu ana kadar vekaleti kendilerinde bulunan toplam 81 kişinin katledilmesine ilişkin Mardin İdare Mahkemesi’ne maddi ve manevi tazminat başvurusunda bulundu. Başvurular sonrası açılan davalardan bazıları duruşmalı, bazıları da duruşmasız görüldü. Şimdiye kadar 59 başvuruyu reddeden mahkeme, geriye kalan 22 başvuruyu ise halen sonuçlandırmadı. Avukatlar, yerel mahkemenin verdiği kararların tümünü Gaziantep Bölge İstinaf Mahkemesi’ne taşıdı.

Mahkeme hukukla ilgilenmedi

 Dosyaların reddedilmesine, bugüne kadar varlıkları çokça tartışılan gizli tanık ifadeleri, kişiler hakkında açılan soruşturma ve davalar, ölümlere ilişkin verilen ”takipsizlik” kararları gerekçe gösterildi. Mahkeme, kişileri ”örgüt üyesi” ilan ettiği kararlarını ise, ”...idareye atfedilebilecek hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk sebeplerine gidilebilecek bir hususa rastlanılmadığı” şeklinde savundu.

Davacıların belge, bilgi ve araştırma taleplerini tümüyle reddeden mahkemenin, kararlarında sokağa çıkma yasağı ile ilgili herhangi bir hukuki yorum ve değerlendirmeden kaçınması dikkatlerden kaçmadı.

Bakanlık gizli tanıklarla savundu

 Yasaklar sırasında yaşananların ”karanlıkta” kalmasına neden olacak söz konusu durumun yanı sıra kararlarlarda hakkında dava açılan İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı savunmalar esas alındı. Mahkemeye verdiği savunmalarda hakkındaki tüm davaların reddedilmesini talep eden Bakanlık, kişiler hakkında verilen gizli tanık ifadeleri ile kendini savundu. Yer yer, ”..müteveffanın ölümüne güvenlik güçlerinin sebep olduğunu ispata yarayacak herhangi bir kanıt ileri sürülememiştir” diyen Bakanlık, kişilerin çatışma bölgesinde olduğunu ve bundan kaynaklı ”örgüt üyesi” olduğunu ileri sürdü.

Meşru müdafaa sınırının aşıldığına dair herhangi bir kanıtın bulunmadığını iddia eden Bakanlık, açılan davaları ise ”hukuki dayanaktan yoksun” şeklinde nitelendirdi.

Dosyalarına akıbeti belirsiz

 Yasak sırasında katledilen diğer kişilere ilişkin idare mahkemelerine yapılan herhangi bir başvurunun olup olmadığı, başvurusu yapılanların ise ne aşamada olduğu hakkında herhangi bir bilgi elde edinilemedi.