
Hendek arkası 1. BÖLÜM
Öz yönetim direnişlerini ve bir bütünen Kürdistan’da yaşanan süreci yerinde gözlemleme şansını elde ettim. Anlatılan ile görünen arasındaki farkı da ancak oradaki yaşama şahitlik edince ayırt edebildiğimi itiraf etmek zorundayım.
Avrupa’da yaşayan bir Kürt gazeteci olarak bir haftalık ziyaret süresince başta Nusaybin ve Amed’teki direniş ve atmosferi gözlemleme imkanı elde ettim. Durumu kavramak için devletin süpürüldüğü, tamamen denetimin halkın ve direniş güçlerinde olduğu mahelleleri ve yaşam alanlarını gezmek; direnişçilerle, direnen halkla, kadın, yaşlı ve çocuklarla sohbet etmek gerekiyormuş.
27 Aralık gece yarısı Amed’e indikten sonra Nusaybin’e doğru yola çıktık. Daha önce asker ve polis kontrol noktalarının olduğu, devriyelerin kol gezdiği 170-180 kilometrelik güzergah boyunca devlet namına hiçbir güçle karşılaşmadık. Güzergahın 165. kilometresinde, yani Nusaybin’in girişinde bekleyen zırhlı araçlar ile devletin varlığının ilk ve tek işaretini görmüş olduk. Ancak onların yüz metre ilerisinden başlayan hat boyunca İpek Yolu’na açılan tüm caddelerin brandalarla kapatılmış olması ve artlarındaki hendeklerin, barikatların görüntüsü, yol arkadaşlarımın anlatttığı Nusaybin direnişinin ipuçlarını veriyordu.
Sadece yol güzergahı ve ovada değil dağlık alanda da devletten söz etmek mümkün değil. Kalekol ve karakollara sıkışmış bir devlet yapısı var. Daha sonra sohbet edeceğimiz Serhat, Botan, Garzan ve Zagros hattından kışlık konaklama için gelen koçerlerin anlatımları da aynı doğrultuda oluyor. Koçerler geldikleri günlerde resmi izinler için başvurdukları devlet yetkililerinin ciddi uyarılarıyla karşılaşmış.
Medeni isimli koçerin konuyla ilgili anlatımları bölgenin durumunu anlamamıza katkı sunuyor. Resmi müsaade için gittiği karakolda Medeni’ye şunlar söylenmiş: “‘Geçen senelere göre durum daha tehlikeli. Sürecin bozulmasıyla birlikte yoğun operasyonlar ve dolayısıyla çatışmalar olacak’ dediler. Ama pratikte yaşanan ise tam tersi. En rahat sezonumuz bu. Henüz araziye askerlerin çıktığını görmedik.”
Çobanlardan İsmail de birkaç kez yakınlarda bulunan karakollardan taciz ateşi açıldığını söyledi. Fakat askerin araziye çıkması şurda dursun, stratejik noktalara kurulan kalekol ve karakollar gerillanın hedefi olmuş.
Kentte devlet, zırhlı aracında
Önce Suriye’den göç eden Araplar, daha sonra Şengal’den göç eden Êzîdîlerin yerleştirildiği Nusaybin’e bağlı Dala (Akçatarla) köyünde kurulan AFAD kampı da boşaltılarak halka saldıran Türk özel kuvvetlerinin karargahı haline getirilmiş. Mülteci kampı yerini son dönemlerde tank ve zırhlı araçlarla doldurulmuş bir savaş karargahına bırakmış durumda.
Kırsaldan çekilen devlet, Nusaybin ilçe merkezinde (diğer ilçelerde de durum farklı değil) zırhlı araçların içine sıkışmış durumda. Yayan polis veya özel harekatçı görmek neredeyse mümkün değil. Zırhlı araçların içinde denetim altındaki mahalelerin girişlerine konumlanmış, bekliyorlar. Zaruri ihtiyaçlar bile zırhlı araçlarda nöbet değiştirilerek gideriliyor. Devlete kapalı olmayan mahallelerde bile zıhrlı araçların veya resmi binaların dışına çıkan polis veya devlet gücünden söz edilemez. Bazı yerlerde sivil kıyafetler ve araçlarla gezdikleri bilgisi veriliyor.
Sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinden bu yana direnişin olduğu mahallelere hakim bina ve minarelere yerleştirilen keskin nişancılar ile son teknolojiyle donatılmış zırhlı araçlar, termal radarlarına takılan her kıpırdanmaya ateş ediyor. Devlet, varlığını böyle hissettirmeye çalışıyor Nusaybin’de.
Nusaybin’de Kobanê manzarası
Direniş güçlerinin denetimindeki mahallelerin her evi, her duvarı ve bahçesi bir direniş mevzisi haline getirilmiş durumda. Riskli noktalardaki evlerde bulunan siviller tahliye edilmiş, buralar direnişin öncü siperleri olarak dizayn edilmiş.
Nusaybin’de öz yönetim güçlerinin kontrolünde beş büyük mahalle bulunuyor. Daha çok 90’larda köy yakmaları sonucu Şırnak, İdil ve Nusaybin kırsalından ilçeye göç edenlerin yerleştiği, geliştirdiği Dicle ve Fırat mahalleleri ile ilçenin güneyinde Suriye sınırına paralel uzanan Zeynelabidin Mahallesi, Abdulkadir Paşa Mahallesi , Yenişehir Mahallesi ve Kışla Mahallesi’nin bir kısmı.
Dicle Mahallesi, ilçede “Mahaleya Elîka” olarak biliniyor. Fırat Mahallesi ise daha çok İdil ve Cizre, yani Şırnak bölgesinden devlet zoruyla göçertilen koçerlerin yaşadığı bir mahalle ve “Mahaleya Koçeran” olarak biliniyor. 90’lı yıllardan bu yana sürekli direnişi ve asiliğiyle tanınan Şirin Sokak da Mahale Koçeran’ın önemli bir noktası.
Zeynelabidin Camisi ve tarihi Moryaqub Kilisesi’nin bulunduğu Zeynelabidin Mahallesi’nin ilçede bilinen ismi “Mahaleya Kanîka”. Şehir merkezinin hemen yanıbaşında, Nusaybin yerlilerinin oluşturduğu ilk mahallelerden biri. Özellikle Mahaleya Kanîka’nın da direnişe katılmasıyla birlikte devlet güçlerinin çözümsüz kaldığı ve diğer mahalleler üzerindeki yoğun saldırının gevşediği bilgisi, sohbet ettiğim herkesçe ifade ediliyor.
Büyük direnişe hazırlık
Nusaybin’de hendeklerin kazılması ve barikatların hazırlanması aşaması da ilgi çekici. Bu çalışmalar çok önce başlamış, ancak devlet saldırılarının yoğunlaşması, bazı önlemleri gerektirmiş. Üç mahalledeki ana caddelerle kesişen caddelerin güvenliği ve devlet güçlerinin hareketsiz bırakılması için caddelere araçların yığılması sağlanmış. Mesela Çağçağ Caddesi’nin her ucunda yüzlerce araç, devlet güçlerinin girişine engel olmuş. YDG-H’liler araç sahiplerinden anahtarlarını alarak isterlerse beklemelerini, isterlerse de belirtilen saatte gelerek araçlarını almalarını söylemiş. Yolun bloke edilmesiyle birlikte YDG-H’li gençler ile halkın hummalı hendek kazıma, barikat kurma ve koridor/tünel inşa etme çalışması devam etmiş.
Bir iki hafta içinde ana caddelerin tüm bağlantı noktaları sağlamlaştırıldıktan sonra ise bu kez Cağçağ Caddesi de devlete kapatılmış. Devlet güçleri Nusaybin Otogarı’nın bulunduğu Çağçağ Caddesi girişinde zırhlı araçlarla bekliyor. Çağçağ Caddesi’nin devlete kapatılmasıyla birlikte Dicle ve Fırat mahallelerinin direnişleri de birleşmiş. Neredeyse Nusaybin’in yarısı olan bu iki büyük mahalle tamamen direniş güçlerinin kontrolüne geçmiş ve zayıf noktaların sağlamlaştırılması, halkın ihtiyaçlarının karşılanması gibi işler mahalleler arası dayanışma ile halledilmiş.
İlk günlerde, AKP ve yandaşlarının propagandaları, sürecin tam anlaşılamaması, bazı bireysel kaygılar ve bazı gençlerin araç sahiplerine yönelik yöntemsiz yaklaşımları, halkın bir kesiminde rahatsızlıklara neden olmuş. “Devletin tankı, topu ve ordusuna karşı ferdi silahlarla ve hendeklerle durulabilir mi?” diyenler olmuş. Fakat bir süre sonra, bu sorunlara güçlü ve ikna edici bir anlatımla yanıt olan “yüzü kapalı kişiler”, endişeli hali rahatlamaya bırakmış. Şimdi Nusaybin’de o endişeyle karşılaşmak pek mümkün değil. Herkeste zafere tam inanç var.
Direniş güçlerinin profili
Gerek direnişe hazırlık çalışmaları, gerekse saldırılara karşı direniş dönemlerinde belirleyici emek ve rol gençlerin. Gece gündüz hummalı bir çalışma yürütmüşler. Hendek kazma, barikat oluşturma ve bu ağır çalışmaların yanında bölgenin güvenliği için kışa, soğuğa aldırmadan nöbet tutmak, halkın ihtiyaçlarını karşılamak gibi çalışmalar gençler üzerinden yürütülmüş.
Hazırlık ve direniş üç halka şeklinde örgütlendirilmiş.
* Gençler: Bunlar, son bir-iki yılda ve son aylarda YDG-H’nin çalışmaları ile örgütlenen gençler... Çoğu YDG-H’nin uzun süren ilgisi ve eğitimiyle örgütlenmiş. Direnişteki payları çok büyük. Şiddetli saldırılar ve direnişin içinde bir yandan da politik bilinç kazandıkları, ortak görüş.
* Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H): Kürtçesi “Tevgera Ciwanen Welatparêz Yên Şoreşger” olan bu oluşum, Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin kritik ve tarihi sürecini göğüsleyen, yürüten ve görkemli direnişe imzasını atan yapılanma... Eğitimli, öğrenci gençliğin ağırlıkta olduğu, sürecin temel taşlarını oluşturan bu yapılanma, Kürt halkının da parlayan yıldızı. Direnişte aktif yer alırken, diğer yandan da her bölgede gençleri kazanmak, örgütlemek, halkı direnişe dahil etmek, öz yönetimin taşlarını döşemek gibi stratejik çalışmalar yürütüyor.
* Keskin nişancılar: Onlar, adından en çok bahsedilen direnişçiler. Mesela Nusaybin’de, değişik isimlerle anılan fakat herkesin efsaneden söz eder gibi anlattığı kadın keskin nişancılar var, devlet güçlerinin korkulu rüyası.
* Yekîneyên Parastina Sivîlan (YPS): Türkçesi, “Sivil Savunma Birlikleri”. Direniş sürecinde kurulmasına ihtiyaç duyulan ve belki de sürecin en stratejik örgütlenmelerinden biri. Daha çiçeği burnunda olan bu yapılanma, öz yönetimlerin öz savunma gücü olarak da tanımlanabilir.
YPS, içerik ve misyon olarak Rojava’daki Asayiş‘in ve daha sonra kurulan Hêzên Parastina Civakî’nin (HPC) sentezi gibi düşünülmüş. Öz yönetimler, YPS ile saldırılara karşı korunuyor.
Direnişin karargahı
Direnişin sürdüğü, öz yönetim çalışmalarının devam ettiği alanda çalışmaların koordine edildiği yere halk arasında “Karargah” deniyor. Karargah her ne kadar askeri bir yapılanmayı ifade etse de aslında bir bütünen direnişin ve yaşamın koodine edildiği idari yapıdan başka bir şey değil. Saldırıların yoğun olmasından ötürü öz yönetim sisteminin meşru savunma ayağı biraz daha ön planda, ancak karargahta halk ile ilişkilerden lojistik ihtiyaçlara, direniş alanlarının genişletilmesinden halktan gelen şikayetlerin ele alınmasına, mahallelerin altyapı sorunlarından propaganda çalışmalarına kadar çok yönlü çalışmalar yürütülüyor. Normal bir yerleşim yerinde belediye veya idari bina nasıl yoğunsa ve herkesçe nasıl biliniyorsa, Nusaybin’deki direniş karargahı da aynı fonksiyon ve üne sahip.
Küçük direniş sözlüğü
Mahallede ne, nedir ?
Nusaybin’de direnişin sürdüğü 3 mahalle, neredeyse ilçenin yarısından fazlasını oluşturuyor. Direnişle birlikte günlük hayatta giderek önem kazanan sözcükleri irdelemek, YDG-H ve YPS tarafından savunulan mahalleleri anlamaya yardımcı olabilir.
BRANDA: Direnişin sürdüğü mahallelerde devlet güçlerinin görüşünü engellemek için kullanılıyor. Çadır, kumaş veya birleştirilen battaniye, kilim veya halılardan oluşuyor. Devlet güçlerinin konumlandığı yerlerin 50-100 metre ilerisinde ile sokak ve cadde girişlerine gerilmiş brandalarla karşılaşmak mümkün.
HENDEK: Brandanın arkasındaki cadde ve sokakların hemen hemen tümünün girişinde belli aralıklarla kazılan çukurlar var. Bu hendeklere döşendiği söylenen tuzaklarla tank ve ağır zırhlı araçların mahallelere girmesi ve katliam yapması engelleniyor. Her sokağın veya caddenin bütün stratejik noktalarına hendekler kazılmış durumda. Her mahallede yüzlerce hendek var. Bunlar, direnen mahallelerin en önemli savunma silahlarından biri.
BARİKAT: Hendeklerin hemen arkasında daha çok parke taşlarıyla döşenmiş barikatlar yer alıyor. Hemen hemen her hendekten sonra bir barikat var; bunun yanı sıra mahallelerin farklı bölgelerinde de kurulmuş. Bu barikatlar ayrıca, içe doğru genişleyen gözlerle saldırılara karşı direniş mevzisine dönüştürülmüş durumda.
TÜNEL VE KORİDOR: Direnişteki mahallelerde halkın keskin nişancılar veya zırhlı araçlar tarafından açılan ateşten korunması ve direnişçiler arasındaki bağın sağlanması için evler, mevziler arasında tüneller ve koridorlar açılmış durumda. Koridorların temel malzemesi de parke taşı.
Peki neden parke taşı? Direnen gençler bu sorumuza, parke taşlarıyla örülen barikatların bomba veya top atışıyla darbelenseler dahi hızla yeniden inşa edilebildiği, üstelik darbelenerek yıkılan taş yığınının dahi zırhlı araçların geçişini engelleyerek işe yaradığı yanıtını veriyor.
AZİZ OÐUR
YARIN:
* Direniş başlıyor: Sızma harekatı ve göğüs göğüse çatışmalar
* Makineye karşı insan
* Hendekler, öz yönetimin temeli
* Karargah’ı ziyaret
* Direnişin çocukları: Ma insan ji dijminê xwe ditirse? (İnsan düşmanından korkar mı?)