Mardin'in Nusaybin ilçesinde 14 Mart'ta ilan edilen ve ardından soykırım saldırılarının başladığı 'sokağa çıkma yasağı' kısmi olarak 9 mahallede kaldırıldı. Bu sürede kuşatmaya alınan ilçede yaşanan hak ihlalleri de ortaya çıkmaya devam ediyor. Barış Annesi Emine Acar, Dicle ve Yenişehir mahallelerinin birleşimi olan ve halk arasında Moris olarak bilinen mahalledeki evini terk etmiyor ve yasak boyunca orada kalıyor. "Aylarca, burada işkencede kaldık" diyen Emine ana, "İnsan, Allah'a yalan söylemeyi beceremiyor. İnsanlara da doğruyu söyleyemiyor. Ben doğruyu söyleyeceğim" diyerek başlıyor yaşadıklarını anlatmaya. 


Üç sürgüne tanık

Emine ana çocuklarını ve torunlarını gönderdikten sonra eşiyle birlikte abluka süresince evinden ayrılmamış. Yaşamı boyunca 3 kez toprağından sürgün edilen Emine, Mardin'in Dargeçit ilçesi Çukurdere köyünden. Koruculuğu kabul etmedikleri için 92'de köylerinin yakıldığını anlatan Emine, "Köyümüz, 300 haneydi. Herkes bir yere gitti, dağıldık. O dönem köyde, iki yakınımızı işkenceyle katlettiler. Gerilla kıyafeti giydirip 'terörist öldürdük' dediler. Köy yakılınca, İdil'in köyüne göç ettik. Oradan da Nusaybin'e gelip yerleştik. Bu ömrümle 3 sürgün yaşadım. Nusaybin kadar güzel başka bir şehir yoktu. Biz göremeyiz ama çocuklarımız, torunlarımız artık güzel zamanlarda yaşasınlar" şeklinde dile getiriyor.


'Nehir durdu top sesleri durmadı'

"Oğullarım, bu işkenceden, yasaktan önce Irak'a çalışmaya gitmişlerdi" diyen Emine, yasakla birlikte torunlarını anneleriyle birlikte gönderiyor, kendisi ve eşi evlerinden yarılmıyor. Devlet güçlerinin, 3 aya yakın evlerinin üstünde nöbet tuttuklarını aktaran Emine, "Polisler yan tarafımızdaki evde kalıyordu. Evinden ayrılan komşularımızın evini talan ettiler. Evin içindeki eşyaları yağmalamış, kalanları ise kırıp dökmüşlerdi. Şehri boşalttılar, bir sessizlik vardı. Sürekli evler yanıyordu. Benim gördüklerimi kimse görmesin. Botan'ın sürekli akan nehri durdu tank ve top atışlarının sesi durmadı" diyor. 


'Bugünleri göreceğime inanmıyordum'

Evlerinin dört tarafından ve üstünden atışlar yapıldığını bu yüzden evin salıncak gibi sallandığını dile getiren Emine şöyle devam ediyor: "Roket ve bomba seslerinin ardı arkası kesilmiyordu. Tank ve topların mermileri evimize değiyordu. Evin avlusuna çıkmaya, pencereden bakmaya bile izin verilmiyordu. Elektrik yoktu. Yemeğimi, ekmeğimi gizli gizli bodrumda yapmaya çalışıyordum. Mahalledeki tandırı da yakıp yıktılar. Sürekli evde kaldığımız için el ve ayaklarımız şişti bu yüzden evin içinde gidip geliyorduk. Kendi evimi koruduğum gibi komşularımın da evini koruyordum. İzin vermiyordum o evleri tahrip etmelerine, anahtarları bendeydi. Sizi gördüm gençleştim. Böyle bir gün göreceğime inanmıyordum." 


Direnişin gururu içerisinde

 Nisebin'e yönelik kuşatma ve saldırılara rağmen kentten ayrılmayarak çocuklarıyla 134 gün süren direnişe tanıklık eden 45 yaşındaki Zübeyde Alkış, pencereden dışarı baktığı sırada hedef alındığı kurşunlardan şans eseri kurtulduğunu belirterek, yıldırılmak için maruz kaldıkları her türlü baskı ve saldırılara rağmen yaşam alanlarını terk etmedikleri için gururlu olduklarını söyledi. Evlerinden çıkmaları için devlet güçlerinin her türlü baskısına maruz kaldıklarını dile getiren Alkış, susuz bırakılmaları için su depolarının bilinçli olarak hedef alınarak patlatıldığını belirtti. Uzun süre 9 çocuğu ile susuz kaldığını ifade eden Alkış, bu duruma artık dayanamadıklarını ve “Bizi öldürmek istiyorsunuz” dedikleri özel harekât polislerinin “Size ateş edenler teröristler, biz değiliz” cevabı verdiğini kaydetti.

Onlarca zırhlı araçla asker ve polis tarafından kuşatmaya alındıklarının altını çizen Alkış, kendilerine saldırılarında onlardan başkalarının olamayacağını dile getirdi. Şans eseri hayatta olduklarını söyleyen Alkış, her şeye rağmen evlerini terk etmedikleri için gururlu olduklarını belirtti. 


 MARDİN