1980’li yılların başında Êzîdî halkımızın yoğun yaşadığı yerlerde henüz fazla bir derneğimiz yokken, dernek çalışmaları henüz oturtulamamışken Zeki arkadaşın evi adeta bir dernek gibiydi. Zeki heval büyük bir değerdi. Şehadeti Kürt halkı ve Êzîdîler için büyük bir kayıptır.
Ezîdxan’ın MAM ZEKİ’si 4.BÖLÜM
Hazırlayan: Murat ALPAVUT
Türk devleti Şengal’de bir suikast sonucu Kürtlerin ‘Mam Zeki’si Zeki Şengalî’yi katletti. Yıllarca ‘Mam Zeki’ ile birlikte özgürlük mücadelesi veren yol arkadaşları konuşmakta zorlanıyorlar. Kelimeler boğazlarına düğümleniyor, gözleri doluyor. Onlardan birisi de Hunerkom’un kuruluşuna öncülük eden ve ömrünü özgürlük mücadelesine adayan sanatçı Seyidxan.
O’na Zeki Şengalî’nin şehadetini duyduğu andaki duygularını soruyorum. Gözleri doluyor, ”O’nu anlatmak çok zor” diyor ve ekliyor: ”Mücadelenin büyük emekleri sonucu değerlerin yaratılması ve bu değerlerin ani ve beklenilmeyen anlarda şehadet gibi bir mertebeye ulaşmaları hem anlamlı hem de acıdır.”
Omuzlarıma büyük yük bindi
Şengalî’nin şehadet haberini bir televizyon programı yaparken aldığını belirten Seyidxan, ”Programa girmeden bir kaç dakika önce bir arkadaş kulağıma Zeki arkadaşın şehadete ulaştığını aktardı ve gerçekten beklenilmeyen bir şehadetti. Beni çok etkiledi. Bu programı sunarken omuzlarıma büyük bir yük bindi, dilim bir türlü dönmedi” diyor.
Şengalî için ”Büyük bir değer, büyük bir kayıp o anlamda başta Kürt Êzîdîler olmak üzere bütün Kürtler için çok büyük bir kayıptır” diyerek şöyle devam ediyor: ”Yıllarca emek ve çaba vermiş ve herkesin gölünde taht kurmuş bir ‘Mam Zeki’ çıktı ortaya. Şengal Katliamı sonrası ‘Şengal bitti’ denilen noktada Zeki ve onun gibi değerli arkadaşların orada çabası çok anlamlıdır. Büyük değerler yarattı ve büyük umutlar yeşertti o sahada. Biz de onların mücadelesini daha da yükseltmek gibi bir görevle karşı karşıyayız.”
Umut ve ışık idi
Sanatçı Seyidxan’ın Zeki Şengalî’yle tanışıklığı ise 80’li yılların başına rast geliyor. Seyidxan o dönemlere dair şunları anlatıyor: ”Kültürel etkinlikler, Newroz, anma geceleri gibi çeşitli etkinlikler üzerinden Kürdistanlılara ulaşmak istiyorduk. Bu vasıtayla Hannover bölgesine gittik. Zeki arkadaş o dönemlerde işçiydi. Ancak bir Êzîdî genci olarak özgürlük mücadelesi onun için bir umut ve ışık idi. Mücadeleyle tanışma, kendisini onunla ifade etme çabası içindeydi. Êzîdî toplumunun yıllardır baskı ve zulüm altında olduğunu, fermanlar yaşadığını çok iyi bilen birisiydi. Ve dolayısıyla da özgürlük mücadelesi onun için çok önemli bir yoldu.
Büyük bir coşkuyla çalışırdı
Kendi yöresindeki ailelerle ilişki kurmaya, özgürlük mücadelesini onlarla tanıştırmaya çalışıyordu. Bildiğim kadarıyla 1983, 84 yıllarında Hannover bölgesindeki dernekler bünyesinde çalışma yürüten, gazete, dergi dağıtan, aktif çalışan bir yurtsever arkadaştı. Öyle ki sabah 8’de fabrikada işe başlar ve iş çıkışında çantasını omuzuna atar ve aileleri ziyaret ederdi. Bunu büyük bir coşku ile yapardı. Bir taraftan da mücadele içerisinde daha fazla yer almak, daha fazla zaman ayırmak istiyordu. Verilen bir görevi yok demeden yerine getirmenin çabası içindeydi hep. ‘Yok’ kelimesini Zeki arkadaşın şahsında ne duydum ne de işittim.
Evi dernek gibiydi
Öyleki, 80’li yılların başında Êzîdî halkımızın yoğun yaşadığı yerlerde henüz fazla bir derneğimiz yokken, dernek çalışmaları henüz oturtulamamışken Zeki arkadaşın evi adeta bir dernek gibiydi. Ülkedeki gelişmeleri paylaşmak isteyen, kültürel çalışmalar hakkında bilgi edinmek isteyenler Zeki arkadaşın evinde toplanır, bilgileri orada edinirdi. Ailece böyle bir çabanın içerisindeydiler.
Folklor ekibimizin Başbar’ıydı
Onlarca çalışanı, bizleri evine sığdırıyordu. Yemeğiyle içeceğiyle her şeyiyle hiç kimseye muhtaç ettirmezdi. Bu çalışmayla orada yaşayan Êzîdî halkımızı ve çevresini de ortaklaştırırdı. Onları bu çalışmalara teşvik ediyordu. Bizler sanatçılar olarak özgürlük mücadelesini sanatla, kültür, tiyatro, folklor gibi etkinliklerle oradaki halka taşımak istiyorduk. Zeki arkadaşta o bölgedeki öncü yurtseverlerden birsiydi. Yorulmadan, bıkmadan çalışan, kollayan bir özelliğe sahipti. O zamanki çalışmalarımız onun için büyük bir mucize, bir ışık, aydınlık gibiydi. O nedenle çalışmalara büyük bir saygı duyuyor, katkı sunuyordu. Ve çok kısa bir süreçte bizim çalışmalarımız içinde gördük Zeki arkadaşı. Bir baktık ki Zeki arkadaş folklorün ‘Halaybaşı’nı kapmış.”
Çabası yok oluşu önlemek içindi
Özellikle 1982 ve 1983 yıllarında Zeki Şengalî ile sanat ve kültür çalışmaları sebebiyle çok sık görüştüklerini, birlikte kaldıklarını söyleyen Seyidxan şöyle devam ediyor: ”İyi hatırlıyorum, saygıyla andığım Abdullah Sevgat, Ali Agal, Berivan arkadaşlar da vardı. Zeki arkadaşla bu arkadaşlar ortak bir gruptu. Folklor çalışmamızda da yer alan arkadaşlardı aynı zamanda. Bu arkadaşlar Kürt Özgürlük Hareketi’nin Êzîdî halkına yaklaşımını, verdiği değeri çok iyi biliyorlardı. Zeki arkadaş, Êzîdîlere yönelik baskı ve zulmün bilincindeydi. Çabası da bu yok oluşu önlemek içindi.
Zeki ve diğer arkadaşlar özgürlük mücadelesine katılan ve şehadete ulaşan Êzîdî halkının öncü insanlarıydı.
Zeki arkadaşın diğer bir özelliği ise, görevin büyüğü küçüğü demeden hepsine koşturan, sempatik, güler yüzlü ve paylaşan bir arkadaştı. Mücadelenin bir anını bile kaçırmak istemiyordu bu nedenle çalıştığı firma ile sürekli başı sıkıntıya giriyordu. Her geçen gün bu mücadeleye daha fazla emek vermek onun için öncelikli olmuştu.”
O adeta bir sabır taşıydı
Zeki Şengalî ile 1988 yılında Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen bir gecede karşılaştıklarını belirten Seyidxan, ”Orada artık bir yurtsever değil, bir öncü kadro, bir halk devrimcisiydi” diyor. Zeki Şengalî’nin 1993 yılında bir yıl boyunca Hunerkom çalışmalarından sorumlu olduğunu da aktaran Seyidxan şöyle devam ediyor: ”Çok sıcakkanlı, sempatik, yardımsever bir arkadaştı. Bir anne babanın şefkatini biz sanatçılara tattırdı. Bütün pratik çalışmalarımızda hep öndeydi. Gecelerde kurduğumuz tekniği bile sırtlar, taşırdı. Kızmazdı adeta bir sabır taşıydı. Bir arkadaşa merhaba deyip iki kelime konuştu mu sanki siz onu yıllardır tanıyormuşsunuz gibi bir etki bırakırdı üzerinizde.
Komple bir devrimci
Zeki arkadaş, hem öncü, hem fedakar, hem paylaşan, koruyup kollayan bir halk devrimcisiydi. Çalışmaların büyümesi gelişmesi için sürekli çaba gösteren emeğini, zamanını, boşa harcamayan bir arkadaştı. Bu komple bir devrimcinin bir halk öncüsünün taşıması ve yapması gereken özelliklerdir. Ben Zeki Heval’i böyle tanıdım, böyle gördüm. O gerçekten halkın önderiydi. Zeki arkadaş komple bir duruşa sahipti. Mücadelenin bütün değerlerine sahiplik eden bir liderdi.
Onun için bir kez daha söylemem gerekirse Zeki arkadaşın şehadeti sadece Êzîdî halkı için değil bütün Kürdistan halkı için büyük bir kayıptır.”
Herkesin gönlünde yer edindi
2013 yılında Kürdistan’da Zeki Şengalî’yi çok kısa bir süreliğine de olsa gördüğünü anlatan Seyidxan, ”Onun yaşamı daha sonra Kürdistan’da geçiyor, Şengal’de geçiyor. Ütopyasında, hayalinde olan Kürdistan topraklarıydı. O ana kutsal topraklara dönmek istiyordu. O kutsal topraklara gerçekten bağlıydı. Şengal de öyle kutsal bir bölge ve kutsal bir mekan. Mam Zeki şehadetiyle o kutsal toprakları kutsadı ve herkesin kalbinde, gönlünde yer edindi. Bugün Şengalli çocuklar, kadınlar ‘Mam Zeki’ dediklerinde ‘Bizi bir araya getirdi, bizi korudu, bizi örgütledi, bizi geliştirdi, bize Önder Apo’nun felsefesini taşıdı’ diyorlar. Bundan sonra bizim de yapacağımız onun mücadelesini omuzlamaktır. Onun bilincindeyiz. Bu da bizim sözümüzdür. Onları bir kez daha saygı ve minnetle anıyorum” diyerek, konuşmasını tamamlıyor.
Hayali Êzîdîlerin birliğini sağlamaktı
Beşir B. ise 1980’lerden bu yana Mam Zeki Şengalî’nin arkadaşı. ”PKK ne istiyor? Kürdistan’da nasıl bir harekettir?” soruların yanıtı Zeki Şengalî’den öğrendiklerini söylüyor.
Ve başlıyor anlatmaya: “O dönem aç insanlar gibiydik. Aslında özgürlüğe açıktık. Zeki heval işte bu örgütlemenin öncülerindendi.” Almanya’ya geldikleri dönem Mam Zeki’nin Avrupa’da örgüt çalışmalarında yer aldığını söyleyen Beşir, “Zeki arkadaş, Avrupa’da örgüte en çok maddi destekte sunan arkadaştı. Hatırlıyorum, o dönemde 10 bin mark vermişti. Köln’de bir gece düzenlemişti, o gecede heval Zeki’nin ismi deklere edilmiş ve herkes tarafından tanınmaya başlamıştı. 1993’ten bu yana görüşmelerimiz hep sürdü. 2003’te Musul’da, sonra Şengal’de görüştük. En son Temmuz ayında görüştüm’’ diyor.
”Hiçbir sorunu küçük ve büyük diye nitelemezdi. Önüne gelen her konuyu çözüme kavuşturmadan başka bir konuya geçmezdi. Zeki arkadaş, Êzîdîlerin birliği, örgütlülüğünü sağlamak gecesini gündüzüne kattı. Hepimizi çalıştırır, görevler verirdi’’ diyen Beşir, Zeki Şengalî’ye yönelik suikastin de Êzîdîlere yönelik katliamın bir devamı olduğunu belirtiyor.
Mam Zeki’nin dönüş kararı
Mam Zeki’nin Avrupa’ya geçtiği dönemde Musul’da olan Beşir, ”O zaman Önderlik üzerinde komplo yaşandı. Bunun üzerine ülkeye dönüş kararı alınmıştı. O süreç çok ağır ve fedakarlık istiyordu. Avrupa’da bu anlamada büyük eylemler yaşandı ve Önderliğe sahip çıkıldı. O zaman PKK’nin 7. Kongresi yapıldı. Biz kongreye katıldık. Önderliğine sahip çıkmak için böyle bir karar aldı. Heval Zeki, böylesi bir dönemde yönünü dağlara çevirdi. Ülkeye döndükten sonra Almanya hiç dönmedi. Bu özel bir zamandı. Her Kürt ve vicdan sahibi insanın, bu komploya karşı sesiz kalmaması gerektiğine inanıyorduk” dedi.
Bu bir komplo
Mam Zeki’nin şehadet haberiyle sarsıldığını ifade Beşir, “Şehadet haberini aldığım günden bu yana, hala kendime gelmiş değilim. İnanmıyorum, bu bir komplo. O Êzîdxanın Koordinesi’ydi. Tüm arkadaşlar arasında bir köprüydü. Onunla iletişimimiz çok kuvvetliydi. Asıl sorun onun yerini nasıl dolduracağız. Bu yoldaşlığa layık olmak için ne yapabiliriz? Şimdi tüm yoğunlaşmamız bunun üzerinedir. Mam Zeki’ye yapılan bu komployu nasıl boşa çıkaracağız? Mam Zeki’nin Êzîdî toplumu içinde oluşturduğu güçülü birliği devam ettireceğiz, onun boşluğunu doldurmak için tüm gücümüzle çalışacağız” diye konuştu.
Êzîdîlerin öncüsüydü
EGÎD EREN / CELLE
Mam Zeki Şengalî’nin 1978’lerde Kürt Özgürlük Hareketi ve Êzîdî toplumunun yaşadığı sorunlara çözüm getirdiği odasındaki çalışma masasındayız. Yol arkadaşlarıyla birlikteyiz. Hepsi hüzünlü, yaslı… Yoldaşlarının şehit düştüğüne inanmıyorlar, inanmak istemiyorlar. Aslında çok konuşmak istemiyorlar, ama gazetemizi de kırmak istemiyorlar.
Ali Sacık
1980’lerden bu yana Mam Zeki’yle birlikte olan arkadaşları Ali Sacık ve Beşir B…. Sözü onlara bırakıyoruz.
Siirt’in Kurtulan (Mısırcık) ilçesinden olan Ali Sacık, 4 çocuk babası. 15 bine yakın Êzîdî’nin bulunduğu Celle’de yaşıyor. Sacık, PKK’nin daha parti ilanı yapmadığı tarihlerde Zeki Şengalî’yle tanıştıklarını söylüyor. 1978’lerde Almanya’ya göç ettikleri sırada Mam Zeki’yle tanışıyorlar.
Almanya’da oldukları dönemde ülkeden haberdar olmak için Zeki’den bilgi aldıklarını hatırlatan Sacık, ”Heval Zeki bu tarihlerde partiye sempati duymaya başladı. O zaman Zeki heval, bizim gibi ilticacı değildi. Almanya’ya çalışmak için gelmişti. Kürdistan’daki mücadeleyi, Kürtleri, Kürt sorununu iyi biliyordu. Bu anlamda öncülük ediyordu. 1980’lerde Türk devletinin başına cunta gelmişti, saldırılar artmıştı. Çok fazla gözaltı ve infazlar olmuştu. Êzîdîlerin Avrupa’ya göçü de artmıştı. İşte bu dönemde Celle kentinde ilk kez Êzîdîlerin derli toplu anlamda örgütlüğü de başlamıştı” diyor.
Feodalizmi yıktı!
Mam Zeki’nin bu dönemde öncülük rolü oynadığını ifade eden Sacık şöyle anlattı: ”Bir örgütlülülüğümüz yoktu. Heval Zeki arayışı, mücadelesi hep örgütlülüğü geliştirmek üzerine oldu. Bu davaya ailesiyle birlikte katılmıştı. Zeki, geleneksel aileyi başta olmak üzere feodalizmi şahsında yıkmıştı. Hepimiz üzerinde pozitif bir etki bırakıyordu.
O dönem bir komite kurduk. Bir grup Êzîdî genç olarak oluşturulan komitede görev aldık. Kürdistan özgürlük mücadelesine destek sunduk. Fabrikada, tarlada çalıştığımız paralarla mücadeleye destek sunuyorduk. Almanya’da bu şekilde örgütlendik.”
Serxwebûn’un kuruluşunda yer aldı
Zeki Şengalî’yle akraba olduklarını lakin mücadele sayesinde tanıştıklarını kaydeden Sacık, ”1980’e kadar sıkı bir yoldaşlığımız sürdü. Yurtsever Kürdistanlılar Derneği adında bir kurum açtık. Bu sayede kendimizi tanıma ve sorunlarımızı çözme şansı bulduk. 1984’te, Mart ayında uzun yürüşe başladık. Hannover’den Bonn’a kadar sürdü. 18 gün yürüdük. Zeki yoldaş aynı zamanda 1982’de Avrupa’da yayınına başlayan Serxwebûn gazetesinin kuruluşunda da yer aldı” diye konuştu.
Topun peşinde koşmayı bırak!
Mam Zeki’yle bir anısını paylaşan Sacık şunları söyledi: ”Almanya Celle takımında futbol oynuyordum. Şehit Ali Agal arkadaşla birlikte oynuyorduk. 1984’te Dodan’da şehit düşen Ahmet Ergin arkadaşla futbol sahasında yanıma gelirdi. Benim daha da aktifleşmemi istiyordu. ‘Heval ne zaman bu topun peşinden koşmayı bırakacaksın. Ülkemizin davası yerinde duruyor’ demişti.
1999’a kadar kadar Alman’ya birlikte çalıştık. Önderliğe yönelik komplodan sonra ülkeye dönüş kararı aldı. Artık birbirimizden kopmuş, her birimiz farklı alanlarda çalışma yürütüyorduk. Mücadele çizgisini dejenere etmek isteyenlere karşı hep ayaktaydı. Hiçbir zaman taviz vermedi! Öcalan ve PKK çizgisinden hiç ödün vermedi. Son birkaç güne kadar da diyalogumuz hep sürdü.”
Apoculuktan hiç şaşmadı
2014’de Zeki Şengalî’nin yanında 1 ay kalan Sacık, ”Esas PKK varlığıyla, Apoculuğuyla vardı. Hayatı pahasına bu çizgiden şaşmadı. Böyle bir ahlakla yaşadı. Her anlada, büyük fedakarlık göstererek halkı için mücadele verdi. Bu tutumu sayesinde Êzîdî toplumu içinde öncü bir Apocuydu” diyor.
Sacık, son yıllarda Zeki Şengalî’nin Musul ve Şegal hattında çalışmalar yürüttüğünü belirtti ve ekledi: ”2003’te Irak rejiminin yıkılmasından sonra oradaki Êzîdî toplumu içindeki çalışmalarda yer aldı. Êzîdî toplumu için önemli çalışmalar yürüttü. O dönemde içimizdeki ihanetçilerin saldırıları vardı. Musul’da bir dernek açtı, ancak onlar tasfiye etmek istiyorlardı. Lakin, Mam Zeki bunu izin vermedi. Çok derin ve uzakları görebiliyordu. Ne diyebilirim ki, Mamın yolunda sapmayacağız ve ona layık olacağız.”
YARIN: Mücadale arkadaşları Mam Zeki’yi anlattı