
Görüştüğümüz baba Şemsettin Dülek, kızının anne kucağına olan ihtiyacı gözetilerek o günün koşullarında annesiyle birlikte cezaevinde kalmasına karar verdiklerini söyledi. Bir sabah uykusundan uyandırıp cezaevine gönderdikleri kızları Ekin Şinar’ın anne özleminin bitmediğine dikkat çeken Şemsettin Dülek, “Çünkü her dışarı çıkışında gözü annesini arıyor” dedi. Şimdiye kadar 3 kez birer haftalığına babasının yanında kalmak için dışarı çıkabilmiş küçük Ekin Şinar’ın babası, kızıyla geçirdiği kısa anlara sevinemediğini de anlattı. Zira annesinin yokluğunda mahsunlaşan Ekin Şinar’ın hali, yürek parçalıyor.
Tutsaklara umut ışığı oldu
Öte yandan Ekin Şinar’ın varlığı cezaevindeki tutsaklara dayanma gücü verirken, onlar için bir umut ışığı oluyormuş. O’nun varlığı sayesinde cezaevi koşullarının olumsuzluklarına dayanabilmeleri kolaylaşıyormuş. Nitekim her çıkışında ‘kızımızı hemen geri getir’ diye gönderiyorlarmış Şinar’ı. Koğuşun maskotu haline gelen Ekin Şinar, şimdiden çok geniş bir aileye sahip olmuş bile. Tabii görüşçüleri de hiç eksik olmuyormuş Ekin Şinar’ın; hemen hemen her hafta kızını görmeye giden babası, kendisi gidemese de aileden birilerinin mutlaka görüşe gittiğini anlatıyor.
Hayata tutsak başladı
Hayata tutsak olarak başlamak zorunda kalan ve yaşamını dört duvar arasında geçirmek zorunda kalan küçük Şinar, dışarıya çıktığında nasıl tepki veriyor diye sorduğumuzda, büyük bir merak ve ilgiyle çevresine yöneldiği cevabını alıyoruz. İlk çıktığında gökyüzüne baktığını anlatan babası, “çevresiyle öyle büyük bir merakla ilgileniyor ki, bizi bile unutuyor” sözleriyle açıklıyor durumunu. Yolda gelirken babasının kucağından etrafı seyreden Şinar, gördüğü her şeyi soruyormuş.
Sorun devletin mantığında
Ekin Şinar’ın dış dünyayı tanıyamamasının geleceğini etkileyeceğinden kaygı duyduklarını ifade eden babası, bu eksikliği gidermek amacıyla kendisinin de zorlanmayacağı bir şekilde dışarı çıkarmaya çalıştıklarını, dışarıya da biraz alışması için çaba harcadıklarını belirtiyor. Ancak tüm bunların çözüm olmadığını ve asıl sorgulanması gereken şeyin mevcut anti-demokratik uygulamalar olduğunu vurgulayan Şemsettin Dülek, eşinin hiçbir gerekçe gösterilmeden cezaevine konulduğunu belirtirken, tüm bu tutuklamaların genel bir mantığının olduğunu ve bunun da hakkını aramanın adını düzene karşı gelmek olarak koyan devlet aygıtı olduğunu ifade ediyor. “Devletin ‘benim isteğim şekilde yaşamazsan yerin orasıdır’ mantığıyla, kucağında bebeğiyle bir kadını cezaevine koyması, o devletin ayıbıdır” sözleriyle devam eden Dülek, Türkiye’de hukuksuzluğun, hatta ölümlerin bile normalleştirildiğini ve günlük yaşamın bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını ifade ediyor.Daha insani koşullar şart
Öte yandan cezaevi koşularının düzeltilmesi ve Avrupa standartlarına kavuşturulması gerektiğinin de altını çizen Dülek, insanların cezaevlerinde ölümle yüzyüze kaldığı koşullarda yaşadığını, birçok hasta tutsağın tedavi bile olamadığı şartlarda kızı Şinar’ın durumunun tali kalabildiğini belirtiyor. Aynı zamanda BDP İstanbul İl Yönetimi’nde çalışan Şemsettin Dülek, cezaevlerinde birçok insanın haksız yere tutsaklık yaşadığını belirtirken, cezaevlerinin daha demokratik, daha insani koşullara kavuşturulmasını umut ettiğini ifade ediyor.BETÜL KILIÇ