
HPG Komuta Konseyi Üyesi Önder Aslan (Şervan Varto) 18 yaşında katıldığı Kürt Özgürlük Mücadelesi saflarında Avrupa’dan Türkiye metropollerine, cezaevinden Dêrsim dağlarına direnişin birçok sahasında emek verdi. 40 yıllık ömrünün 22 yılını özgürlük mücadelesine adayan Aslan (Şervan Varto), 24 Temmuz’da Türk savaş uçaklarının Medya Savunma Alanları’na düzenlediği bombardımanda yaşamını yitirdi.
1975 yılında Mûş’un Gimgim (Varto) İlçesine bağlı Anêr (Değerli) Köyünde dünyaya gelen Aslan, ilkokulu köyde, liseyi ise Mûş’ta tamamladıktan sonra girdiği sınavda kazandığı İstanbul Üniversitesi’ne gitti. Üniversitede siyasal çalışmaların içerisinde yer almaya başlayan Aslan, devletin baskıcı yüzüyle tanıştıktan sonra, üniversiteyi bırakıp, 1992 yılında Paris’te bulunan ağabeyinin yanına yerleşti.
Paris’te, PKK’nin gençlik çalışmaları içerisinde yer alan Aslan, 93 yılının sonlarına doğru PKK’ye katılım kararı alarak, kararını ailesine anlattı. Katılım kararını olumlu karşılayan aile ise yakın akraba ve arkadaşlarının da katıldığı bir gece düzenleyerek Aslan’ı mücadele saflarına uğurladı. Aslan’ın katılımından kısa bir süre sonra 94 yılında köydeki evleri askerler tarafından ateşe verildi. 18 yaşında katıldığı mücadele içerisinde 22 yıl boyunca, başta Kandil olmak üzere, Dêrsim, İstanbul gibi birçok ilde aktif görev aldı.
‘Bir gece düzenleyip onu uğruladık’
Aslan’ın 1992 yılında yanına gittiği Paris’te yaşayan ağabeyi Ünsal Aslan, ailece içerisinde bulundukları siyasal mücadeleye kardeşinin de aktif olarak katılmaya başladığını belirtti. Kardeşinin Paris’te kaldığı bir yıllık zaman içerisinde partiyi daha iyi tanımaya başladığını ifade eden Aslan, kardeşinin bir gün yanına gelerek Avrupa yaşantısını bir kenara bırakıp PKK’ye katılmaya karar verdiğini söylediğini aktardı. Katılım kararını olumlu karşıladıklarını söyleyen Aslan, “Biz de ona gitme diyemezdik. Aynı şeye inanıyorduk. Katılım kararı aldığı zaman bir gece düzenledik. Aile ve arkadaş çevrelerimiz ile güzel bir gün geçirdikten sonra Şervan’ı uğurladık” diye anlattı.
Kardeşinin katılımının ardından bir süre Avrupa ülkelerinde çalışmalar yürüttüğünü anlatan Aslan, ardından kardeşinin gençlik çalışmaları için İstanbul’a gönderildiğini, bir süre çalışmalarda yer aldıktan sonra tutuklanarak cezaevine konulduğunu aktardı. Kardeşinin 9 ay cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldığını söyleyen Aslan, daha sonra 1996 yılında Kandil Dağı’na geçtiğini dile getirdi. Kardeşinin 8 yıl boyunca da Dêrsim dağlarında kaldığını anlat Aslan, kardeşi ile 17 yıl aradan sonra ilişki kurabildiklerini ve kardeşi ile her zaman gurur duyduklarını sözlerine ekledi.
‘Hep gülüyordu’
Aslan’ın babası Necmettin Aslan ise oğlunun çok neşeli ve güler yüzlü bir genç olduğunu, sürekli annesi ve diğer aile fertleri ile şakalaştığını anlattı.
Oğlunun üniversite okumak amacıyla İstanbul’a gittikten bir yıl sonra kendisini arayarak, üniversiteyi bırakıp Paris’e gitmek istediğini söyleyen Aslan, oğlunun, “Yüz yıllık bir Kürt özgürlük mücadelesi var, halen haklarımızı kabul etmiyorlar. Devlet her yönüyle zulüm etmeye devam ediyor. Biz okuduk ve uyandık artık. Ama burada duramam” diyerek yola koyulduğunu anlattı.
22 yıl boyunca oğluyla yalnızca 2 defa görüşebildiklerini de aktaran Aslan, her iki görüşmede de oğlunun yüksek bir morale sahip olduğunu, sürekli güldüğünü, mücadele içerisinde yer almaktan mutlu olduğunu vurguladı.
‘İsteğimiz kimliğimiz ve özgürlük’
Oğlunun yaşamını yitirmesi haberine üzüldüklerini dile getiren Aslan, savaşın yeniden derinleşerek büyümesi ihtimalinin ortaya çıkması ile birçok gencin daha öleceğini görünce acılarının daha da katlandığını vurguladı. Bütün yaşananlara rağmen kan ve savaş yerine barışı savunmaya devam edeceklerini ifade eden Aslan, “Biz 3 şehit sahibiyiz. Kan istemiyoruz, istediğimiz dilimiz, kimliğimiz ve özgürlük. Biz sadece en doğal haklarımızı istiyoruz. Ama Erdoğan kan istiyor. Asker, polis kanı üzerinden seçime gitmeye hazırlanıyor. Başkan olmak için gençlerin kanını döküyor” diye konuştu.
‘İşte bu benim oğlumdur’
Anne Elif Aslan ise zor şartlarda büyüttüğü oğlu için şunları söyledi: “Ben Şervan’ın gidişinden, katılımından ve şahadetinden gururluyum. Başım diktir. Bize güzel bir ışık ve temel bıraktı. Şehit oluşunun karşısında saygıyla eğiliyorum. Şervan şehit düştükten sonra ‘Bu benim oğlumdur, onu ben doğurdum’ dedim.”
Her şeye rağmen barışı istemekte ısrarcı olacaklarının altını çizen Anne Aslan, Erdoğan’ın kan üzerinden siyaset yaptığını söyleyerek, ne Kürt ne de Türk analarının ağlamasını istediklerini sözlerine ekledi.
İDRİS SAYIGAN/DİHA/MÛŞ