Bazı kitaplar sessiz sedasız çıkıyor ve böylece biz onu keşfedene kadar hatrı sayılır bir zaman geçiyor. Yazarın kitabını tanıtmaya veya reklamını yapmaya ne zamanı, ne de hali oluyor; zira ülkemizde çok hunharca sürdürülen topyekûn bir savaş var, gözlerimizin önünde her gün onlarca insan ölüyor ve bazı zamanlarda bu sayı toplu katliamla bir kerede yüzleri buluyor.

Çok iyi biliyoruz ki Türk devleti, onun Cumhurbaşkanı ve tayfası kitap yazanlara da, o kitapları okuyanlara da iyi gözle bakmıyor. Ondandır ki uzun bir süredir devrimci çizgideki bir çok yayınevini ve kitapçıları baskınlarla, kitap toplamalarla ve hatta tutuklamalarla sindirmeye, dize getirmeye ve demoralize etmeye çalışıyorlar. Bunu hep beraber, elbirliğiyle yapıyorlar. Özellikle Aram ve Ceylan yayınevlerinin son zamanlarda kitap fuarlarında maruz kaldıkları baskıları da biliyoruz. 

Bütün bunlara rağmen ülkemizde -gerçekten okunması gereken- güzel kitaplar yayınlanıyor. Ben size bugün Ocak 2015’de Ceylan Yayınları’ndan çıkan bir kitaptan, bir şiir kitabından bahsedeceğim.

“Merhaba dedi

Merhaba dedim

Sonrasını getiremedik

Yorgunduk

O kendi yoluna gitti

Ben kendi dağıma…”


Roj Agir’in ya da kimlikteki adıyla Mehmet Salih Erşari’nin yazdığı “Kevok ya da Özgürlük” adlı şiir kitabı dizeleriyle tam da yüreğimize dokunuyor: 

“Acına dokunduğumda

içim acıdı

yüreğinde kalbim atıyordu

kendimi gördüm yaslı gözlerde

yaralıydın, yaram kanıyordu...”

“Oysa yaşanılan/ uzun bir öykünün/ kısa bir anlatımıdır yalnızca” diyor genç şair.

Erşari, 1987 yılında doğduğu Gercüş’ün bir köyünden zorunlu köy boşaltmaları nedeniyle ailesiyle birlikte Batman’a göç etmek zorunda kalmış. Öykü tanıdık olunca okurun yarası haliyle daha da kanıyor. Hepimiz de aynı acıları yaşamadık mı? Köklerimizden koparılıp savrulmadık mı hiç bilmediğimiz memleketlere? “Ama elbet aynı öykünün çocuklarıyız,/ farklı sayfalarda yitip giden...”


Dağlara duyulan o taşınamaz özlem...

Mehmet Salih Erşari, örgüt üyeliği suçlamalarıyla tutaklanıp toplamda iki yıl yedi ay cezaevinde kalmış bir “terörist.” Gördüğü baskılar sonucu Zonguldak Alaplı’da başladığı üniversite hayatını okuldan aldığı uzaklaştırma cezası yüzünden yarıda bırakmak zorunda kalmış ve daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi’nde Arkeoloji okumuş. Geçtiğimiz Mart ayında genel yayın yönetmenliğini yaptığı Kürtçe ve Türkçe olarak yayınlanan “Kovara Roza” (Roza Dergisi) adlı aylık Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nde bir yıl önce yayınlanan  bir sayıda “Ermeni Soykırımı” kapağı ve dosyası nedeniyle “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve hakkında dava açılacağı söylenerek serbest bırakılmıştı. Öte yandan Mehmet Salih Erşari 28 Aralık 2013’de Roboskî’de yapılan etkinlikte vicdani reddini açıklamıştı.

Diyorum ki; iyi ki var böyle güzel insanlar, iyi ki “terörist” olmayı seçmiş şair ve iyi ki de kendine saklamamış o güzelim şiirleri… Bu kitabı okumanızı tavsiye ederek sizi Roj Agir ile başbaşa bırakıyorum.


Kevok

Kırmak gerek hüzünleri

Dağıtmak bulutları

Ama özlem

Asılı durur

Hücre duvarının 

yıkık saçlarında

Ve kaçamıyoruz

Tel örgülerde kanar, 

kanatları kevok’un

Bizimse hayallerimiz

Böylece

Yaralı bir güvercindir 

yoldaşım

Ben ise/ Buradayım işte, 

zindanda…


Karanlık çöker

Kuşatılmış yanımıza

Ve sen düşersin aklıma

Seni düşünürüm

İki sürgün kalırız gecede

İki canlı

İki sevda

Yani ez û kevok

Yani biz/ burdakiler

Ve anlamalı ki

Göçebe mevsimlerde

Hayat

Kırılgan bir nağme gibi

Hep eksik

Hep yarım

O vakit

Götür beni kevok

Varsın

Yasak bir ülke olsun...




EYLEM KAHRAMAN