Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 2 Mayıs’ta görüşen Av. Newroz Uysal, açıkladıklarının bir mutabakat veya müzakere metni değil, herkese çağrı olduğunu tekrarlayarak, “Kamuoyu, demokratik muhalefet, iktidar veya uluslararası güçlerin cevabını göreceğiz. Çağrının tümünde irade sahibi Sayın Öcalan’dır” dedi.

RENGİN AZİZOĞLU / ŞEHRİBAN ASLAN / JINNEWS/AMED

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 2 Mayıs’ta görüşen avukatlarından Newroz Uysal, Öcalan’ın ‘Biz hata yapmayacağız. Herkes ders çıkarmalı. Herkes tarihi iyi okumalı. Herkes samimi olmalı. Siyaset çözüme hazır olmalı, çözüm üretebilmeli’ dediğini söyledi.

Asrın Hukuk Bürosu, 6 Mayıs’ta yaptığı açıklamayla İmralı F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan müvekkilleri Öcalan ile 2 Mayıs’ta görüştüklerini duyurdu. Avukatlar, Abdullah Öcalan ve yanında bulunan Veysi Aktaş, Hamili Yıldırım ile Ömer Hayri Konar tarafından hazırlanan açıklamayı da kamuoyuyla paylaştı. Görüşmenin tecrit koşulları altında gerçekleştiğine dikkat çeken PKK ve PAJK’lı tutsaklar ise taleplerinin tam anlamıyla yerine getirilinceye dek açlık grevi eylemlerini kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi. Avukatı Newroz Uysal, görüşmeyle ilgili soruları yanıtladı. Tam metni JinNews’te yayınlanan söyleşinin bazı bölümlerini paylaşıyoruz:

Toplantıda gazetelerin verilmediğini söylediniz, nelere ulaşabiliyor?

Biz bu görüşmede anladık ki 8 senedir bizim yolladığımız hiçbir gazete verilmemiş. Kendisine gazetelerin verildiğini konuşma esnasında anlayabildik, ancak bu gazetelerin ne olduğuna dair bir bilgimiz yok. 7-8 kanallı bir televizyonunun olduğunu ifade etti. İçerisindeki kanallar muhtemelen hükümete yakın kuruluşların kanalları. Bizim göndermiş olduğumuz birçok mektubun kendisine verilmediğini fark ettik. İletişim yasağının kaldırıldığı OHAL sürecinden sonra bile kendisinin bize yolladığı mektupların bize verilmediğini anladık. Kitaplar konusunda ortak kütüphane kullanımı vardı İmralı’da. Belli süreçlerde Sayın Öcalan kendi kitaplığını oluşturmuştu. Ancak kendi kütüphanesine ulaşamadığını, toplu kütüphaneden kitap alabildiğini öğrendik.

Bizim Cizreli olmamızdan kaynaklı Cizre Beyliği’ni, Cizre Mirlerini okuduğunu, çok etkilendiğini, çok derin ve tarihsel olduğunu aktardı. Bununla ilgili de Mem û Zîn destanını örnek vererek, “Bu destan aşk hikayesi olarak anlatılır. Halbuki Cizre Beylerini okuyan herkes bilir ki bu bir demokratikleşme sancısıdır. Bu sancı hala günceldir. Hala demokratikleşebilmiş bir toplum yaratılamamıştır. Bu sancı devam etmektedir” dedi. Bunun üzerine kitap okuyabildiğini anladık. Bunun ne sıklıkla değiştiğini bilmiyoruz.

Diğer tutsakların iç görüşmeleri sağlanıyor mu, mevcut tecrit koşullarında ortak bir metin nasıl oluştu?

Biz metinde imzalar olması bağlamında ve diğer 3 müvekkilimizle görüşemediğimizi kendisine ilettiğimiz zaman Sayın Öcalan diğer 3 müvekkilimizle günlük spor ve ortak alan üzerinden görüştüğünü, kendilerinin iyi olduğunu, ailelerine ve kamuoyuna selamları olduğunu söyledi. Mevcut 7 maddenin ortaklaşması da kısıtlı görüşmelerin sonucu olarak ortaya çıktı. Bu metin ilk defa Sayın Öcalan’ın şahsi imzası üzerinden değil, İmralı’da bulunan tüm tutsakların imzasıyla deklare edildi. Sayın Öcalan’ın bu noktada “Biz hata yapmayacağız. Herkes ders çıkarmalı. Herkes tarihi iyi okumalı. Herkes samimi olmalı. Siyaset çözüme hazır olmalı, çözüm üretebilmeli” ifadelerinden sonra diğer 3 müvekkilimizle bu ortak metin ortaya çıktı.

Görüşmede hangi konu başlıkları tartışıldı, böyle bir görüşmenin gerçekleşmesi bekleniyor muydu?

Biz giriş yaptıktan sonra farklı bir bekleme noktasında bekletildik. Sayın Öcalan bizden önce avukat görüş odasına alındı. Sesi ve konuşmaları bizim beklediğimiz odaya geliyordu. Biz odaya girdiğimizde kendisi ayakta bizi bekliyordu. Selamlaştık oturduk. Elinde bizim kamuoyuna duyuru olarak ilan ettiğimiz ve açıkladığımız metin bulunuyordu. Bu metiin anlatımıyla bir görüşme başladı. Yaklaşık 50-55 dakika sürdü bu görüşme. Görüşmenin büyük bir çoğunluğu Sayın Öcalan’ın ‘İmralı Duruşu’ olarak tarif ettiği ve ifade ettiğimiz 7 maddelik başlıkların açıklanması şeklinde gerçekleşti. Bu son 3 yıllık süreçte iki defa aile görüşmesi gerçekleşti. Her iki aile görüşmesi de hukuka uygunlukla değil açlık grevlerinin aratmış olduğu toplumsal, ulusal ve uluslararası basınçla gerçekleşen görüşmeler oldu. Bizim gidişimiz de bundan çok farksız, açlık grevlerinden ve yaratmış olduğu uluslararası yankılardan bağımsız değildir.

Sayın Öcalan’ın elinde bir metinle gelmiş olması, açlık grevleri sürecinin geldiği noktadan haberdar olduğunu gösteriyor. Sağlığı, koşulları, mevcut durumu, hukuksal tecride alınması konuşuldu. Aynı zamanda diğer 3 müvekkille görüştürülmediğimizi, 4 avukat başvurup 2 avukat götürülmemizi de kendisine aktardık. Kendisinin bu görüşme çerçevesinde ortaya koyduğu tablo somut olarak bizim açıkladığımız metindir.

Abdullah Öcalan’ın açlık grevlerine ilişkin değerlendirmeleri nelerdi?

Kendisi 82 dönemindeki duruşunu, grevlere karşı yaklaşımını tekrar hatırlatarak süreci ele aldı. Grevcilere saygı duyduğunu, tecridin kaldırılması yönünde bir iradelerinin olduğunu ve buna saygı duyduğunu defalarca ifade etti ve çağrısı da metinde okuduğumuz şekilde bir çağrıydı. Sayın Öcalan’ın açıklaması, çağrısı net. Bu hususta tabi ki grevcilerin iradesinin önüne geçebilecek bir noktada değiliz. Sayın Öcalan’ın yasal haklarının sürekli bir tesisini talep ettiklerinin altını çizdiler. Bizler de bu iradeye saygı duymak zorundayız.

Yaptığınız görüşme ile kamuoyuna deklare edilen metin arasında farklılıklar bulunuyor mu?

Bu metin direkt kendisinin ve beraberindeki 3 müvekkilimizin imzasıyla yazılmış, bizim orada gördüğümüz, masada elinde bulunan ve aynı şekilde kamuoyuna deklare ettiğimiz halidir.  Şunu net olarak ifade edeyim; Sayın Öcalan’ın gündeminde İstanbul seçimleri, YSK’nın vereceği bir karar da yoktu. Bu konudaki manipülasyonları ciddiye almıyoruz.

Kendisinin yaşanan 4 yıllık sürece ilişkin “Korkunç şeyler yaşandı. Siyaset bunun önüne geçemedi” ibaresi de oldu. Bu sürece rağmen hala aynı noktada olması değerlidir, anlamlıdır, bunu bu şekilde görmek gerekir.

İkinci bir görüşme gerçekleşecek mi?

Sayın Öcalan’ın görüşme sırasında altını çizdiği bir husus var ki o da bir daha görüşüp görüşmememizin bir garantisi olmadığıdır. Biz bunu adaya giderken de biliyorduk. Sayın Öcalan’ın da bize aktardığı bir öngörüsü yok. Avukatları olarak bizde de şu an mevcut halde böylesi bir bilgi maalesef yok. Başvurularımızı yaptık. Geçen Cuma günü Pazartesi için yapılan aile başvurusu açıklama yaptığımız gün bir cevap alınmamıştı. Bu bir yerde reddedildiği anlamına da geliyor. Biz avukatların başvurusuna da henüz bir dönüş almış değiliz. Biz bugün de görüşmelerin gerçekleştirilmesine dönük yeni bir başvuru yaptık. Yasak kararı varken de fiili gerekçeler sürdürülürken de, mevcut tecridin OHAL gerekçesiyle devam ettirildiği süreçlerde de bizler ret gerekçesi ne olursa olsun  başvurularımızı yapmaktan geri durmadık. Bu saatten sonra da başvurularımızı yapmaya devam edeceğiz.

Açıklamanızda ‘Bu bir müzakere ve mutabakat metni değildir’ vurgusunu yaptınız. Bu ibareden ne anlamamız gerekir?

Metnin kendisi bu durumu çok iyi bir şekilde ifade etmektedir. Metinde, devletin imzası veya tutumu yok. Sayın Öcalan ve beraberindeki 3 tutsağın kamuoyuna çağrısıdır. Kamuoyuna duyurduğumuz bu çağrı, bir mutabakat, bir müzakere metnine karşılık gelmemektedir. Bu çağrı karşılık bulur mu, buna evrilir mi, bu çağrı sonrası kamuoyunda, demokratik kitle kurumlarında, mevcut iktidarda ya da uluslararası güçler bakımından nasıl bir yankı bulacak, nasıl bir cevap bulacak göreceğiz. Ancak mevcut haliyle hem açıklamanın içeriği hem de maddeler bakımından bakıldığında irade sahibi olan Sayın Öcalan ve beraberindeki tutsaklardır. Bu anlamda bu metnin bir müzakere veya mutabakat metni olmadığını belirtmek gerekirdi ve biz de belirttik.

Öcalan’ın sağlığı en çok merak edilen konulardan biri. Sağlığı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 Bunu kendisine sorduğumuzda bize çok net “Benim için sağlık ikinci plandadır. Bir çözüm iradesi göstermek, İmralı’da yaşayabilmek için fiziki sağlığa değil ruhi, zihni sağlığa ihtiyaç vardır. Ben çok gencim. Zihnen de gencim, ruhen de gencim, fizikken de genç hissediyorum kendimi” cevabını verdi. Morali, gücü, kendinden emin duruşu, ses tonu bizim o çok kısıtlı sürede anlayabileceğimiz kadarıyla sağlığı iyiydi. Daha önceki dönemlerde de avukat ve aile görüşmelerde de vermiş olduğu cevap her zaman bu olmuştur. “Ben fizikken kendimi hapsetmiş olsaydım burada dayanamazdım. Ancak ben ruhen ve zihnen kendimi diri tuttuğum için gencim, güçlüyüm ve moralliyim” diyor. Bizim kendi gözlemlerimiz de aynı şekilde. Yayınlanan son fotoğrafa benzer bir şekilde saçlarda beyazlama biraz da kilo verme durumları vardı, ancak gayet dinç ve sağlıklı görünüyordu.