
Şifreli emri veren kişiyi hepiniz biliyorsunuz, bilmeseniz de tahmin edersiniz. Gömün dediği parti de belli. Sanki insaflı davranıp öldürün demediğine göre iyi bir şey gibi ama vahşice diri diri gömün anlamını da taşıyor. Zaten son üç yıldır yaptığı iş bu: Yani diri diri gömmek! Sadece tek tek insanları değil muhalif kurumları da, partileri de diri diri gömmek hayaliyle yanıp tutuşuyorlar.
Sayın Öcalan İmralı’da hapis içinde hapis olan beton hücre-mezarlıkta! Ne avukatları, ne ailesi ne de uluslararası kurumların temsilcileri ile görüşebiliyor. Gömülmekten de beter, insanlık ve hukuk dışı bir tecrit sürüyor. Bütün dünya da seyrediyor. O zaman hepsi de Erdoğan’ın suç ortağı demektir.
HDP, diyalog sürecinde, bu sürecin müzakere ve çözüm sürecine evrilmesi aşamasında kuruldu. Çerçevesini çizen de, perspektifini veren de Öcalan’dır. Sayın Öcalan o süreçte çok açık olarak ortaya koydu ki, sürecin ilerlemesi ve başarıya ulaşması ancak ve ancak halkın örgütlü mücadelesiyle olacaktır. Her alanda bunun araçlarını yaratmak ve kitlelerin siyasete ağırlığını koymasını sağlamak şarttır. Bu nedenle görüşmelerin en olumlu geçtiği süreçte bile, AKP çevreleri ve yazar-çizerleri Avrupa’ya kadar her yeri dolaşırken, Öcalan’a övgüler düzerken, Öcalan yaptıkları görüşme ve tartışmaların yasal olmadığını, hiç bir bağlayıcılığı ve kalıcılığı olmadığını, bu nedenle bir an evvel bu görüşmelerin yasal dayanağa kavuşturulması gerektiğini, yoksa yarın bu görüşmeleri yapanların da tutuklanabileceğini söylüyordu. İşte bu nedenle Öcalan savaşa karşı siyasi çözümden yana olan bütün ezilenleri birleştirip harekete geçirebilecek bir parti olarak HDP’yi inatla ve ısrarla gündeme getirdi. Ezilenlerin birleşip siyasi bir seçenek oluşturması AKP şeflerini ve devletin derinliklerini ürküttü. Hepsi de saldırıya geçti.
En iyimser geçinenleri “Barajı aşamazsınız, bağımsız adaylarla girin, çözüm sürecinde muhatap olun“ diyorlardı. Onlara göre halkın örgütlenmesi önemli değildi. Sembolik olarak bir kaç vekillik vermek yetiyordu. HDP çevrelerinde de bir siyasi parti olarak alternatif yaratmanın önemini kavramayanlar vardı. “Bağımsız adaylarla girelim, barajı aşamayız, her şeyi kaybederiz“ diyorlardı. Öcalan ise “Sizin baraj sorununuz yok, gidin, iyi çalışın, sizin oyunuz rahatlıkla yüzde 20’yi aşar“ diyordu. Sonuçta haklı çıkan Öcalan oldu. HDP mecliste üçüncü ama siyasi olarak ana muhalefet partisi oldu. Çünkü AKP-MHP çetesinin temel politikalarına açıkça karşı çıkan ve alternatif öneren tek parti HDP’dir. CHP de dönüp dolaşıp AKP’nin yedeğine düştüğünden o günlerden beri ana muhalefet partisi de HDP’dir. Bu nedenle AKP’nin ve Erdoğan’ın birinci hedefi hep HDP olmuştur.
2015 yılından beri Erdoğan her fırsatta HDP’yi hedef alıyor ve HDP’yi gömmek istiyor. Her türlü saldırı, tutuklama, katliam yapıldı. Muhtarlar ve HDP’ye oy veren kitleler de kıyıma uğradı ama hiçbirisi yılmadı.
2015 seçimleri sürecinde önce kapalı sonra da açık olarak AKP-MHP-BBP ittifakı kuruldu. Bu halk düşmanı çeteye 2018 seçimlerinde “Cumhur İttifakı“ demeleri tam bir kara mizah konusudur. Zaten bu partiler hiç bir önemli konuda AKP’ye karşı çıkmadılar. Tek karşı çıktıkları konu “Diyalaog ve çözüm süreci“ dir. Bu konuda ise Erdoğan onların imhacı-inkarcı ve geleneksel tek tekçi çizgisine teslim olmuştur.
Bugün açıkça görünüyor ki bu tek tekçi zalim imha politikası gene başarısız olmuştur. Sadece HDP değil bütün halk direnmektedir. Bugüne kadar halkın direnişi karşısında bozguna uğrayan tek tekçi saldırganlık bir çözülme sürecine girecektir.
Son dönemde art arda patlayan işçi direnişleri de bunun habercisi gibidir. Türkiye’de her karanlık dönemin bitişi büyük bir işçi direnişiyle sembolize olmuştur. Şimdi niye olmasın?
Halklarımızın bütün birikimini imha savaşına yatıran, bu savaşta da batağa saplanan „Cumhur İttifakı“ sürdürülebilir değildir. Günlük taktik dalaşmalar-pazarlıklar ne olursa olsun sonuçta çökecektir. Bu aşamada Erdoğan bir daha “O partiyi gömün“ demiştir. HDP ise bu emri boşa çıkarmak, halkın özgürlük-demokrasi güçlerini birleştirmek ve özlemlerini gerçekleştirmek zorundadır.
suatbozkus@gmail.com
twitter.com/suatbozkus