Neyse ki haftada bir gün yazmıyorum, 1 gün burada, 2 gün de ARTI GERÇEK’te yazıyorum, yoksa bütün ömrüm Abdülkadir Selvi’nin dahi düşüncelerine, kıvırtmalarına, saçmalıklarına yanıt vermekle geçecekti. Geçen hafta Veysi Sarısözen de ilgilenmiş Abdülkadir Selvi’nin dahiyane çözümlerinle, gülmekten karnıma ağrılar girdi, sanırım Sarısözen yazarken “Solda neden böyle dahiler hiç olmadı” diye hayıflanmıştır, çünkü ben çok arıyorum böylelerini. Bitek şeyi merak ediyorum, eskiden böyle bir yazar Günaydın Gazetesi’nde (Ben orada çalıştığım için onu örnek verdi) olsaydı, Haldun Simavi o kişiyi kovar, “Yavrum, sen bu iş için yaratılmamışsın” derdi. Şimdiki patronlar gazetecilikten gelmediği için, bunları gazeteci-yazar sanıyorlar.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçen hafta grup toplantısında kimi belgeler açıklayacağını söylemişti ve açıkladı. Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgelerden memnun değil Selvi, büyük bir olasılıkla kendisi yeni para kaçırma belgeleri bekliyordu, o zaman işi kolaydı, çünkü Erdoğan o belgelerin işine gelmeyenine “Sahte” işine gelenine de “Bak para getirmişler, daha ne istiyorsun” diyordu.
Nasıl olsa gelen paranın kara para olduğunu halkımız anlamazdı, anlasa ne olacak, para geliyor ya, diye düşünüyordu. Mesela bu Zarrab olayında savunmaya geçtiklerinde en komiğime giden bölüm “Halk Bankası kâr etmemiş ki, niye bu kadar büyütüyorlar” bölümü oluyor. Oysa kâr edilecek bölüm rüşvete gitmiş, nasıl kâr etsin, biraz daha zamanları olsa İran’a yardım edelim derken devlet bankası Halk Bank batacak, kimse oralı değil.
Yazının başında da yazdım ya, bu Selvi bir dahi, cin fikirli diye, CHP grup başkanvekili Özgür Özel’le de dalga geçmeye çalışmış. Yok, çok ciddiye aldığı bir siyasetçiymiş, kendisini bir gün kalpten götürecek diye de çok korkmuş. Özgür Özel seni kalpten götürür mü bilemem ama sen beni bigün gülmekten götüreceksin Selvi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nu pür dikkat dinledim. Kılıçdaroğlu MİT raporunu açıkladı, hem de numara vererek, yani dosya numarasını da verdi. Bu rapor 17-25 Aralık’tan 9 ay önce, o dönem başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ken verilmiş. Rapor 18 Nisan 2013 tarihinde 3 sayfa olarak verilir Erdoğan’a. Raporda Reza Zarrab ile Zafer Çağlayan ve Muammer Güler arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarması halinde hükümet aleyhine kullanabilineceği yazılıdır. Ancak tahmin ettiğiniz gibi Selvi bunu ti’ye almış, çünkü haber bayatmış.
İşte Selvi’nin zekasıyla benim sorunum burada başlıyor. Bu haberin bayat olması ne anlama geliyor, ben anlamadım. MİT bu konuda 17-25 Aralık’tan sonra mı uyarmalıydı yani, mesela “Özür dilerim başbakanım, biz de tam sizi uyaracaktık ki, Gülen ekibi baskın çıktı” mı demeliydi. Bunu diyemez, çünkü MİT’te çalışan ve raporu yazanlar da Gülen ekibindenmiş ve ihraç edilmişler.
İyi de bundan dolayı Selvi olayı niye ciddiye almıyor ki, tam tersi Gülen ekibi bu raporda Erdoğan’ı bence seviyor hâlâ ki uyarmış. Yani raporda yazılanlarda bir sahtekarlık yok ki, tam tersine dikkat edilmesi söyleniyor. Selvi’ye göre bu gazetecilik deyimiyle kokmuş balıkmış, bayatmış. Kokmuş balık olmasının ikinci nedeniyse bu haberin 5 Ocak 2014 tarihinde Arzu Yıldız tarafından T24 haber sitesinde Arzu Yıldız tarafından haber yapılması. Arzu Yıldız’ın telefonunda ByLock çıkmış ve firari gazetecilerdenmiş ve bu sıra Zarrab davasını yayınlamakla meşgulmüş.
Yine anlamadım sıkıntıyı, daha ne istiyorsun Selvi, Arzu Yıldız da 10 gün kala uyarmış, daha doğrusu gazetecilik yapmış. Ancak Selvi ne diyor, Kılıçdaroğlu’yla Zarrab arasında İstanbul 9. asliye ceza mahkemesinde görülen davaya MİT 10 Aralık 2015 tarihinde bir rapor göndererek “18 Nisan 2013 tarihli Reza Zarrab’ın suç işlediğine dair tespitler içeren teşkilatımız tarafından hazırlanarak Başbakanlık makamına sunulan rapor bulunmamaktadır” diyor.
Bu rapor ne zaman gönderilmiş, 4 bakanın yüce divana gönderilemediği tarihten sonra, yani önceki raporu hazırlayan MİT’çiler MİT’ten ihraç edildikten sonra (Belki de daha sonra ihraç edildiler, çok da önemli değil). O dönemde tersine rapor hazırlayabilecek bir devlet memuru ben henüz tanımadım, duymadım.
Ben bişeyi merak ediyorum, rapor 18 Nisan 2013 tarihinde hazırlandıysa MİT bu raporu yalanlamak için neden 10 Aralık 2015 tarihine kadar bekliyor ki? Siz anladınız mı, anlamadıysanız Selvi’den rica ederiz, o bize bunu da bir formülle açıklar.
Hepsini bir kenara bıraktım, Sayın Selvi, sahte dediğin raporda söylenenler şu anda ABD’de bir mahkemede yargılanıyor mu, yargılanmıyor mu, banka genel müdür yardımcısı tutuklu mu, değil mi, bakanlardan biri hakkında tutuklama kararı çıkmış mı, çıkmamış mı, Erdoğan da kameralara çıkıp “ABD benim ticaretime karışamaz” diyor mu, demiyor mu? Bütün bunlar herkesin, yani dünyanın gözü önünde yaşanırken, sen neden Özgür Özel’den dolayı kalp krizi geçireceksin ki, aman ha kendine iyi bak, kriz neyim geçirme ki biz gülmeye devam edelim.