ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey, kendilerinden istenmesi halinde Suriye’ye doğrudan müdahalede bulunmaya hazır olduklarını söyledi. Ancak Obama için bu talimatı vermek hiç de kolay görünmüyor.

Suriye’de 2.5 yıldır devam eden iç savaşta Esad rejiminin üstün gelme ihtimali, ABD yönetimini savaşa doğrudan müdahale senaryolarını yeniden değerlendirmeye almasına yol açtı. ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey, kendilerinden istenmesi halinde harekete hazır olduklarını söyledi. Dempsey bu sözleri önceki gün ABD Kongresi’nde Suriye’deki savaşla ilgili yaptığı sunumda sarf etti. Senatörlerin sorularını da yanıtlayan ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey, Suriye’deki her türlü olasılığa dair seçenekler belirlediklerini ve kendilerinden istenmesi halinde harekete hazır olduklarını belirterek, “Ancak buna Obama yönetimi karar vermeli” dedi. Suriye’deki çatışmalarda Beşar Esad’a bağlı askeri güçlerin üstünlük sağladığına dikkat çeken Dempsey, Washington’da “kinetik saldırılarla” savaşa doğrudan müdahale senaryolarının ele alındığını söyledi. Orgeneral Martin Dempsey, saldırılarla hedef alınacak noktalar ve diğer ayrıntılar konusunda ise bilgi vermekten kaçındı.

Kararı Obama verecek

Obama yönetimi Libya’da Kaddafi’nin devrildiği doğrudan müdahaleyi de “kinetik saldırı” başlığı altında değerlendirmişti. “Kinetik eylem” askeri terminolojide bombalama, füze ya da roketlerle vurma ya da insansız uçaklarla yapılan muhtelif operasyonları kapsıyor. Dempsey, Başkan Barack Obama’ya Suriye’ye doğrudan müdahale için birkaç plan sunduğunu, ancak kararın Obama’ya ait olduğunu vurguladı.

ABD’nin politikası pasifist

Ancak ABD’nin Suriye politikasında tam bir belirsizliğin hakim olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira Obama yönetimi Suriye’de savaş yerine dialog yoluyla çözümden yana. Yani pasifist bir politika izlemek istiyor. Ancak bir yandan hala tarafları masayı oturtmayı amaçlayan Cenevre Konferansı’nın yapılamamış olması, ki burada Suriyeli muhalifler direnç gösteriyor, bir yandan ‘kırmızı çizgi’ olarak sunulan savaşta kimyasal silah kullanımı konusundaki sessizlik, diğer taraftan Suriye Muhalifler ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) çatısı altında toplanan ve Özgür Suriye Ordusu içinde savaşan muhalifleri silahlandırma konusundaki kararsızlık ve kaygılar,   Obama yönetimini zorluyor.

Nusra kaygı yaratıyor

Bunun nedeni ise ABD’nin Suriye’ye resmi yollarla göndereceği silahların El Kaide ile bağlantılı “cihad” amaçlayan grupların eline geçme ihtimali. Özellikle Türkiye sınırında bir kaç gündür Kürtlerin savunma gücü YPG’ye saldıran El Nusra bu kaygıdaki en büyük etken. Zira Nusra cephesi Esad’ın yıkılması halinde Suriye’de “şeriata” dayalı bir yönetim istediğini açıkça ilan ediyor. ABD’nin ‘terör örgütü’ listesinde olan Nusra militanlarının savaş suçu işlediğini gösteren çok sayı da veri de bulunuyor. Ayrıca geçen ay yapılan bir araştırmaya göre, Amerikalıların yüzde 54’ü muhaliflere direkt askeri yardım gönderilmesini onaylamıyor. Yine aynı dönemde Pew Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen bir başka kamuoyu araştırmasına göre bu oran daha fazla ve yüzde 70 düzeyinde.

Uçuşa yasak bölge zor

Tüm bunlar bir araya getirildiğinde ABD’nin askeri müdahale ve uçuşa yasak bölge gibi tercihleri elinden geldiğince erteleyeceği görülüyor. Zira ABD Dışişleri Bakanı John Kerry bir kez daha “uçuşa yasak bölge zor” dedi. Kerry, Ürdün Dışişleri Bakanı Nasir Cudeh ile Suriyeli sığınmacıların kaldığı en büyük kamp olan Zateri Kampı’na önceki gün sürpriz bir ziyarette bulundu. Suriyeli sığınmacılar, Kerry’den Suriye’de uçuşa yasak bölge ilan edilmesini, tampon bölge ve insani yardım koridorları oluşturulmasını talep etti. Ancak Kerry, Suriye’de uçuşa yasak bölge oluşturmanın zorluğuna dikkat çekerek, “Değerlendirmemiz altında birçok alternatif var. Bunun o kadar kolay olmasını isterdik. Bildiğiniz gibi 12 yıldır 2 ülkede savaşıyoruz, ayrıca Suriye muhalefetine silah sağlamak gibi birçok alanda yardım yapmaya çalışıyoruz. Yeni şeyler yapıyoruz. Uçuşa yasak bölgeyi de değerlendiriyoruz ancak bu söylendiği kadar kolay değil” dedi.

Kürtlerin talepleri görülmüyor

ABD’nin kaygılı tavrı, Suriyeli muhaliflerin birbirleriyle olan sorunları ve siyasi çözümü sağlaması hedeflenen Cenevre Konferansı’na katılmamaları, Kürtlerin özerklik talebini savunan YPG’ye yönelik saldırıların son günlerde artış göstermesi, Türkiye’nin sadece SMDK’yi muhatap kabul ederek, ülkedeki diğer tüm unsurları görmezden gelmesi ve Kürtlere yönelik saldırılara bizzat iştirak etmesi ve Esad rejiminin de son dönemlerde kendi lehine çevirdiği güç durumu da göze alındığında, Suriye’deki iç savaşın daha da şiddetlenerek zamana yayılacağı gerçeği karşımıza çıkıyor.

HABER MERKEZİ