
Herkesi şaşırttı!
Obama’nın Başkomutan olarak buna mecbur olmadığı halde Kongre sürecini işleteceğini açıklaması, Moskova dahil diğer dünya başkentlerini de şaşırttı, baştan beri kapsamlı ve kalıcı bir operasyon isteyen Türkiye’de ise hayalkırıklığına neden oldu.
Kara operasyonu olmayacak
Obama konuşmasında, Suriye’deki rejim hedeflerine karşı eylem kararı verdiğini belirterek, bunun süresi sınırlı, kara harekatını içermeyen bir eylem olacağını yineledi.
Siyasi çözüm arayışı sürecek
“Bölgede askeri varlığımız konuşlanmış durumda ve ne zaman istersek de vurmaya hazırız. Bunu, yarın ya da gelecek hafta yapabiliriz, bir ay sonra da…” diyen ABD Başkanı, savaştan yana olmayan halkına da şöyle seslendi: “Artık savaştan yorulduğunuzu biliyorum ve Suriye’deki sorunu bir savaşla çözemeyiz. Dünyanın o bölgesinde eski zamanlardan kalma mezhepsel ayrılıklar mevcut ve ‘Arap Baharı’ umutları, sonuca ulaşması yıllar alacak değişim güçlerini ortaya çıkardı. Bu yüzden, askerlerimizi başkasının savaşının ortasına sokma niyetinde değiliz. Bunun yerine, Esad rejimi üzerinde baskı kurarak muhalefeti desteklemeyi, muhaliflere bağlılığımızı, yerlerinden olanlara ilgimizi ve kendi halkının haysiyetine saygı gösteren bir hükümet için siyasi çözüm arayışımızı sürdüreceğiz.”
Amaç Esad’ı güçsüz düşürmek
Obama’nın Suriye konusundaki politikası “Esad’ı devirme değil güçsüz düşürme” üzerine kurulu. Obama yönetimi, Rusya ile çalışmalarını yürüttüğü Cenevre 2 Konferansı‘nda daha güçsüz bir Esad ile masaya oturmak istiyor. Zira Esad rejimi ABD’ye göre savaşılması gereken bir ‘düşman’ ancak yerine gelecek alternatif konusundaki belirsizlik ve kaygılar, ABD’yi Suriye konusunda daha tereddütlü ve dikkatli bir politika yürütmeye itiyor. Özellikle El Kaide bağlantılı örgütlerin Suriye’deki artan varlığı tehdit olarak algılanıyor. Rojava’da sivil Kürtlere yönelik katliamlar yapan ve YPG ile savaşan El Nusra, ABD tarafından ‘terörist’ olarak kabul ediliyor. Ve bu güçlerin Suriye’de iktidara gelme ihtimali dahi kabul edilemez olarak görülüyor.
Kongre’den ne çıkar?
Hal böyle iken ABD Başkanı, kararına Kongre’yi de ortak ederek kamuoyu baskısı karşısında elini güçlendirmek istiyor. Obama’nın konuşmasının hemen ardından Beyaz Saray, saldırı iznini içeren bir yasa taslağını Kongre’ye gönderdi. Obama’nın açıklamasından hemen sonra ise Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Meclis’in, taslağı 9 Eylül haftası ele alacağını açıkladı. Bu, Obama’ya Kongre üyeleri nezdinde lobi için yeterli bir zaman tanıyor. Zira Obama’nın konuşmasından sonra, birçok Kongre üyesi senatör ve milletvekili, görüşlerini kamuoyuyla paylaşmaya başladı. Bazı Cumhuriyetçi senatörler “Sınırlı operasyonu” desteklemeyeceklerini söylerken, genç kuşaktan Rand Paul gibi senatörler ise böyle bir harekata karşı. Demokratlar ise askeri müdahale kararını haklı ve gerekli bir adım olarak niteledi. Ancak Kongre’den nasıl bir karar çıkacağını söylemek için çok erken.
Şam’dan yanıt gecikmedi
Obama’nın açıklamalarına Şam yönetimi ise “Müdahaleye hazırlıklıyız” yanıtını verdi. Başbakan Vail Nadir El Halki “Müdahaleye hazırlıklıyız. Askerlerimizin parmağı tetikte” dedi. Suriye Dişleri Bakan Yardımcısı da “Obama’nın konuşması tereddüt, hayalkırıklığı ve kafa karışıklığı olduğunu gösteriyor” dedi.
Cameron’dan destek mesajı
Son açıklama İngiliz basınında ise ABD Başkanı’nın, İngiltere Başbakanı David Cameron’u kopya ettiği ve askeri saldırıyı duraklamaya aldığı şeklinde yorumlandı. Parlamentosu’ndan istediği desteği alamayan ve geri adım atmak zorunda kalan Cameron’dan ise Obama’ya destek geldi. Cameron, Twitter’da bir dayanışma mesajı yayınlayarak, “Suriye’yle ilgili Başkan’ın durumunu anlıyor ve destekliyorum” dedi.
Fransa koalisyon istiyor
Obama’nın açıklamalarına karşılık Fransa ise tek başına hareket etmeyeceğini duyurdu. Fransa İçişleri Bakanı Manuel Valls, Amerikan Kongresi’nin Suriye’ye askeri operasyon konusunda alacağı kararı bekleyeceklerini açıkladı. Europe 1 radyo kanalına bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Valls, “Fransa bunu kendi başına yapamaz. Bir koalisyona ihtiyacımız var” diye konuştu.
Parlamento Çarşamba toplanıyor
Başbakan Jean-Marc Ayrault’un Parlamento’yu oluşturan üst ve alt meclisin başkanları ve muhalefet liderleriyle Çarşamba günü Suriye’ye olası müdahale kararını görüşmesi bekleniyor. Ancak Parlameto’da İngiltere veya ABD’dekine benzer bir oylamanın yapılmayacağı belirtiliyor. Zira Fransız Anayasası’na göre, bir askeri müdahale için cumhurbaşkanın Meclis’in onayını alma zorunluluğu yok. Ancak buna rağmen sağ muhalefet bünyesinde yer alan merkezci UDI (Demokrat ve Bağımsızlar Birliği) Başkanı Jean Louis Borloo, Hollande’ın Obama’nın izinden gidip Parlamento’dan onay almasını talep etti.
Fransızlar harekat istemiyor
Olası bir müdahalede yer alması beklenen Fransa’da kamuoyu yoklamaları, halkın yüzde 64’ünün askeri eyleme karşı olduğuna işaret ediyor.
Ankara’da hayalkırıklığı
Ankara ise başından beri Suriye’ye kapsamlı bir operasyon istiyor. Obama’nın açıklamaları Türk Başbakan Erdoğan’ı tatmin etmediği gibi hayal kırıklığı da yarattı. Erdoğan “sınırlı bir operasyon yetmez, vur çık olmaz” diyerek Kosova gibi kalıcı bir harekat yapılması gerektiğini savundu.
Putin kanıt istiyor
Müdahaleye kesinlikle karşı olan Rusya’dan da Obama’ya ağır eleştiriler gelmeye devam ediyor. ABD’nin Suriye’de Esad rejiminin kimyasal silah kullandığı yönündeki açıklamalarını “tamamen saçmalık” olarak nitelendiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’den elindeki kanıtları BM Güvenlik Konseyi’ne sunması istedi. Putin ayrıca ABD’ye, Suriye’ye karşı bir saldırı düzenlemekten kaçınma çağrısını yaptı.
Kerry’den ‘sarin’ iddiası
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry dün yaptığı açıklamada Şam’daki saldırıda sarin gazı kullanıldığını tespit ettiklerini savundu. Esad rejimi saldırıyı kendilerinin değil muhaliflerin düzenlediğini iddia ediyor.
Deliller inceleniyor
BM kimyasal silah denetçileri ise Şam civarındaki numune toplama çalışmalarını tamamlayarak Cumartesi Suriye’den ayrıldı. Denetçilerin topladığı numunelerin Avrupa’daki laboratuvarlarda incelenmesi ve ardından hazırlanacak raporun BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a sunulması bekleniyor. Ancak bu sürecin tamamlanmasının 2 haftayı bulacağı belirtiliyor.
HABER MERKEZİ