Göreve geleli daha 8 ay olmuştu ve barışa hiçbir katkısı olmadığı halde şaşırtıcı bir haber dünya gündemine oturmuştu. ABD Başkanı Obama’ya “avans” olarak Nobel Barış Ödülü verilmişti. Obama iki dönem boyunca nereye el atsa elinde kaldı. Darbeler, kan, işkence, çatışmalar bu kez Nobel sertifikalıydı. Zaman tükeniyordu, görev 2016 sonunda doluyordu. Dolayısıyla tarih sayfalarına parıltılı bir şeyle geçmek istiyordu. Bu da İran veya Küba ile anlaşma (elçiliklerin yeniden açılması vb) olabilirdi. 

Berbat sicile “yıldız” ekleyecekti. Elinde kalanlara bakın: Obama emriyle Afganistan’da, Pakistan’da, Yemen’de, Somali’de İHA’lar ile siviller öldürüldü. Taliban Afganistan’da Haziran 2015’te parlamentoya saldırdı. Honduras’ta Manuel Zelaya yönetimine karşı darbenin mimarı oldu, Venezuela’da darbe yapmaya kalkıştı. Şii Husilere karşı Suudi Arabistan şemsiyeli ülkelerin Yemen’i bombalayarak harabeye çevirmesini izledi. Libya’ya hava harekatı sonrası ülkenin içine girdiği kaos ortada. Suudiler ve Mısır Selefileriyle kol kola girip Sisi darbesinde rol aldı, askeri-mali destekle katliamlar yaşandı. Gelinen aşamada Sina Yarımadası IŞİD denetimine geçti. Frenlemeye çalıştığı Çin, Güney Çin Denizi’nde savaş uçakları pisti için suni ada oluşturdu. Ukrayna kan gölüne dönerken Rusya Kırım’ı ilhak etti. 

Irak’ta, Suriye’de de durum içler acısı. IŞİD Bağdat’a, Hewlêr’e dayandı. Suriye’de, ilerisini hesaplamadan Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerle muhaliflere silah, para akıttılar, eleman devşirmelerine yardımcı oldular. Gelinen aşamada tarih ve geniş bir coğrafya; IŞİD, El Nusra, Ahrar-u Şam, İslami Cephe, Fetih Ordusu gibi insanlık ve tarih düşmanı grupların istilasına uğradı. Pişman olup IŞİD ve El Nusra’ya karşı Irak ve Suriye’de hava saldırısı başlattığında iş işten geçmişti. Bir tek Honduras darbesi istediği gibi gidiyor görünüyordu. 

Derken Obama, 14 Temmuz 2015’te BMGK daimi üyeleri ve Almanya’nın oturduğu Viyana’daki masada İran ile nükleer anlaşma imzalanmasını sağladı. Sondaj ve keşif çalışmaları yıllarca süren anlaşma; İsrail-Netanyahu “tarihi hata” olarak değerlendirmesine, öfkeli çıkışlara, lobilere rağmen, Suudi Arabistan ve körfez ülkelerinin karşı duruşuna rağmen imzalandı. Obama bir savaştan ve askerini karaya indirmekten kurtuldu. Obama’nın “Anlaşma olmadan Ortadoğu’da daha fazla savaş riski bulunuyor” demesi bundan. (AA/15.7.2015) Sonuçta Obama, istediğine ulaştı. Hem “barış adamı“ gibi lanse edilecek, hem askerini koruyacak, hem cep telefonu, tv, araba, yedek parça, petrol alışverişinen büyük fayda sağlamış olacak.


Körfez ülkeleri ve İsrail

İran’a gelince. Dini lider Hamaney ve Hasan Ruhani; Libya, Mısır, Tunus, Irak, Suriye’de olanların ayak seslerini duydular. Ateş Musul, Kerkük, Bağdat, Necef, Kerbela, Şam, Lazkiye kadar Tahran, Kum’un da yüzünü yalıyordu. İran bir anda kendisini uçurumda ve Akdeniz’e uzanacak enerji denklemlerinin dışında bulabilirdi. Bu nedenle silah ambargosunun 5 yıl, füze ambargosunın 8 yıl daha sürmesini; uranyum zenginleştirme oranını 15 yıl boyunca yüzde 3.67’de tutmayı; nükleer bomba için zenginleştirilmiş uranyum üretebilecek santrifüjlerin üçte ikisini yok etmeyi; zenginleştirilmiş uranyum stoğunun yüzde 98’ini elden çıkarmayı kabul etti. Bundan sonra neler olabilir? İsrail’den bazı İran hedeflerine hava ya da bazı yerel bağlantılar üzerinden saldırı gelirse şaşırtıcı olmaz. Çünkü Obama anlaşmayla bir anlamda şunu dedi: “Ben askerimi İran’a sokmam. Siz körfez ülkeleri petrol, para, silahınız var. İstediğiniz kadar yeni silah kafilesi de verebilirim. Ben aradan çekilmiş oldum. Buyrun isterseniz İran’ı siz vurabilirsiniz. Zaten Arap ordusu oluşturma kararı da almıştınız. İsrail, seni şimdiye kadar frenledim; ısrarlıysan ben çekilmişken sen de vurabilirsin.” Diğer boyut İran enerjisini Irak, Suriye, Yemen, Lübnan’da daha yoğun kullanabilecek. Hewlêr üstündeki basıncını artırması reaksiyonlara yol açabilir. IŞİD’e karşı daha keskin enstrümanlarla savaşabilecek. Ancak diğer taraftan körfez ülkelerinin IŞİD ve El Nusra’ya desteği arttığında komplikasyonları nasıl önleyeceğini kestirmek zor. Viyana Anlaşması’yla kaynakları daha da artacak İran; Kürtlere, Beluçlara, Araplara yönelik baskı ve saldırılarını da yoğunlaştırabilir.