Obama yeniden kazandı. 4 yıl önce seçimi kazandıktan kısa süre sonra yazmıştım bu yazıyı daha uzun olarak;
Bir tören seyrettik Dünyanın yeni temsili efendisi Obama vitrindeki siyahlığının arkasına sığınıp şen şakrak bir tom amca kılığında dünyanın dört bir yanına gülücükler dağıtıyordu. Selefinin yarattığı kötülükler şeytanı görüntüsünün üzerinden ekran koruyucu gibi geçip her şeyi örtbas etmeye çabalıyordu. Siyah Afrikalı ve hatta belki Müslüman Obama, ah biz ezilmişlikler merhameti bulanmış hissiyatımıza ve akıl almaz iyimserliğimize güvenerek, dünyanın dört bir yanında dolaştı ve bir de dünyanın delisine uğradı.
Chavez rüyaların kızıl gömleklisi ‘Latin Amerikanın Kesik Damarları’ kitabını Obama’ya hediye etti. Bunu daha önce de yapmıştı Chavez. Uzanıp İngiltere kraliçesini öpmüştü. Kraliçe ne yapacağını şaşırmıştı. Muhtemel kocasından başkasına öpülmeyen, belki ondan da sakındığı gül yanakları, aristokrasinin son simgesi, kıyım ve katliamlardan meydana gelmiş asalet, kibir ve diplomasi, yoksul varoş temsilcilerinden biri tarafından öpüldü. Çok güldüler mahalle aralarında domino oynarken buna Venezüella halkı. Kadınlar suratlarını buruşturdu liderlerine acıyıp ama yine de güldüler. Gecekondu kraliçeyi öptü. Bunun gibi gelişti yine tören. ABD’nin ekran koruyucusu, Obama’nın daha yakın ilişkiler kurmalıyız temennilerine karşı, Chavez en güzel cevabı, ‘Latin Amerika’nın Kesik Damarları’nı verdi.
Aslında eğer ev ödevini yapacak olsaydı, Obama, pek de yabancı olmadığı şeyleri okuyacaktı bu kitapta. ‘Kahve hem tüketim kapasitesi, hem de fiyatlar açısından kuzey Amerika pazarına bağımlıydı. Muz ise, Kuzey Amerikalıların Kuzey Amerikalılar için yaptığı bir ticaretti. 1929 buhranı –geliyorum- demeden patladı. New York borsasının dünya kapitalizmini temelden sarsan çöküşü bir su birikintisine düşen koca bir kaya parçası gibi çöktü Antiller’in üzerine. Kahve ve muz fiyatları gibi, ihracat hacmi de hızla düştü. Köylüler inanılmaz bir hızda topraklarından edildiler. İşsizlik kırda ve kentte yayıldıkça yayıldı ve grevler birbirini izledi. Krediler, yatırımlar ve kamu harcamaları inanılmaz bir biçimde düştü. Honduras, Guetemala ve Nikaragua da memur maaşları yarıya indi. Diktatörler isyanları bastırmakta gecikmediler.
Washington’da komşularla iyi geçinme politikası dönemi başlıyordu. Ancak her yerde başlayan karışıklıkları yakıp yıkarak da olsa durdurmak gerekiyordu. Guetemala da Jorge Ubico, El Salvador’da Maximiliano Hernandez Martinez, Honduras’ta Tiburcio Carlas ve Nikaragua’da Anastasio Somoza, aşağı yukarı yirmi yıl boyunca iktidarda kaldılar.’ Kitabın burasında işte krize iyi bir çözüm diye düşünür ve bir ABD tarihinin tekerrürünün, ne kadar iyi olacağının kanısına varır ama mutlaka bu satırların devamını okuması gerekir. ‘Augusto Cesar Sandino, destanı dünyayı çoşturdu. Nikaragualı bu gerilla liderinin, uzun mücadelesi toprak hakları davasına dönüşerek köylülerin öfkesini kamçıladı. Olanaksızlıklar içindeki küçük ordusu, yedi yıl boyunca hem on iki bin kuzey Amerikalı işgalciye, hem de ulusal güvenlik güçlerine karşı savaştı. Çakıltaşı doldurulmuş boş konserve kutularından el bombaları yapıyorlar, düşmandan söküp aldıkları Spring Field tüfekleriyle ve bıçaklarla çarpışıyorlardı. Bir kütük bayrak direği yerine geçiyor, köylüler dağlarda bir yerden bir yere gidebilmek için ayakkabı niyetine caite adı verilen deriden bir tabanlık bağlıyorlardı ayaklarına. Gerillalar, Adelita adlı tanınmış bir halk türküsüne şu sözleri uydurmuşlardı:
Beyler, Nikaragua’da Fare kediyi pataklar
Obama ayrıca kendi yeni konutundan, isterse, çok rahat bir şekilde ulaşabileceği, CIA raporlarıyla kitapta ki bir sürü şeyi nasıl gerçekleştirildiğini de öğrenebilir. Düşünsenize mukayeseli bir emperyalizm, müdahale, katliam, işkence öyküleri ve hatta üstün hizmet madalyalarıyla, darbe ve cinayet organize edenlerin hizmetlerini ‘check’ edilebileceği bir imkan doğar. Puzzle gibi. Bir yandan kitabı okuyorsunuz, diğer yandan bu belgelerin gerçeği elinizde ve hatta daha da fazlası. Şili’de faşist Pinochet darbesinin, Brezilya’nın ve diğerlerinin ve tabiî ki Uruguay’ın katliamların, cinayetlerin, soygunların okunduğu bir kitap. Belki de ilk defa bir kitap anlattığı cinayet mahallinde okunacak.
Obama bu kitabı okumadı. O bildiğini okuyor. Siz boş verin, bu bir perdesi 4 yıl süren tuluatı, biz Nikaragua gerillasının türküsüne katılalım. ‘Beyler, burada da-fare kediyi pataklıyor!’
Obama ya da bu cinayeti kim işledi?