
KCK Önderi Abdullah Öcalan'a 27 Temmuz'dan bu yana getirilen "görüş yasağı" sürüyor. 44 gündür Öcalan'la görüştürülemeyen avukatlar, İmralı'ya bugün gitmek için Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na ve İmralı F Tipi Yüksek Cezaevi Müdürlüğü'ne 13. başvuruda bulundu. Avukatların bu görüşme talebinin de reddedilmesine önceki haftalarda öne sürülen gerekçeler gösterildi. Avukatları adaya götüren Adalet Bakanlığı'na ait Tuzla Gemisi'nin "bozuk" olduğu ileri sürülerek, görüşmenin yapılamayacağı aktarıldı.
ANF / İSTANBUL
Tecrit devlet politikası
KCK Önderi Abdullah Öcalan’ın 6 haftadır keyfi gerekçelerle avukatlarıyla görüştürülmemesini değerlendiren hukukçular, bu durumu yasalar ve hukukla açıklamanın mümkün olmadığını, şahsa özel ‘’devlet politikası“ olduğunu söyledi.
Öcalan’a yönelik „kanunsuz görüş yasağının“ barış yolunu tıkayacağı uyarısında bulunan hukukçular, Öcalan’ın avukatlarına ise iç ve dış hukukta sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunma yolunun açık olduğunu belirtti. Barolar Birliği Başkanı Ahsen Coşar, Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı, AİHM’in eski yargıçlarından CHP’li Rıza Türmen, İstanbul Barosu Eski Başkanı Turgut Kazan, Avukat Ergin Cinmen, BDP Milletvekili Avukat Hasip Kaplan, Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, Avukat Fikret İlkiz ve Avukat Kemal Aytaç, Öcalan’a yönelik tecridi ANF’ye değerlendirerek, bu konuda yapılması gerekenlere işaret ettiler.
Barolar Birliği Başkanı Ahsen Coşar: Öcalan’ın ailesiyle ve avukatlarıyla görüştürülmesi gerekir, yasalar bu yönde. Ayrıca yasaları bırakın bu insani bir durum. Görüştürülmemesi için kabul edilebilir bir evrensel düzenleme ve yasalara uygun bir neden olması gerekir. Bunların hiçbiri yoksa bu kesinlikle yanlış ve hukuka aykırıdır. Burada Adalet Bakanlığı’na başvurulması gerekir, ancak iç hukuk kapandığı taktirde ve buradan bir sonuç alınamıyorsa konu AİHM’e götürülür.CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen: Bu yeni değil, zaten daha önce de birçok kez Abdullah Öcalan’ın avukatlarının cezaevine gidişleri aksatılmıştı, ancak 6 hafta gerçekten çok uzun bir süre ve bu tabii ki savunma hakkıyla ilgili bir sorun teşkil edebilir. Öcalan’ın AİHM’de davası devam ettiği için avukatlar savunma hakkı ihlal edildiği nedeniyle yeni bir başvuru yapabilir.
Avukat Ergin Cinmen: Bu uygulama tam anlamıyla bir hukuk ihlalidir. İster hükümlü, ister tutuklu olsun, avukatlar müvekkilleriyle her zaman görüşebilir ama Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla ve ailesiyle görüşmesinin engellenmesinin özel bir uygulama olduğu açıkça gözüküyor ve bu özel uygulama hukuka aykırıdır. Hiçbir hukuk devletinde bu olmaz. Bu zaten başından beri bir devlet politikası. Kişiye özel kurallar takip ettiler. Abdullah Öcalan’a özgü infaz politikaları oluşturdular. Bunlar yasal da değil, talimatlarla oluşturulan bu uygulamaların yasayla, hukukla hiçbir alakası yok. Devlet Abdullah Öcalan özelinde hukuku ihlal ediyor.
İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan: Bu engelleme, barış arayışlarını tahrip etmek, önünü kesmektir. Bu durum ise hukuk ihlalinden daha önemlidir. Tabii ki görüşmenin engellenmesi ve bu konudaki hakların ihlaliyle birleşince, Türkiye için çok yanlış bir iş yapılmış olur ama siyasal iktidar ne yazık ki böylesi yanlışlara hep düşüyor. Bu uygulama ne yazık ki şiddeti yükseltecek. Türkiye’nin aradığı yumuşak geçişleri, diyalogla sorunun çözümünü kesinlikle kötüleştirecek bir yol izlenmektedir. Bu yol barış için tehlikelidir. Madem ki siz siyasi iktidar olarak, o yolu bir imkan saydınız ve o imkanı işlettiniz, şimdi reddederek hem kendinizle çelişiyorsunuz, hem de barışı tehlikeli yola sürmüş oluyorsunuz. Zaten cezaevinde tutuklunun veya hükümlünün tecridi birebir hukuk ihlalidir. Bu yanlış uygulamadan derhal vazgeçilmeli.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan: Öcalan’ın davası AİHM’de sürüyor ve avukatların doğal olarak kendisiyle görüşmesi gerek. Bu görüşmeleri reddedenler, oradaki görevliden bakanlığa kadar herkes bu konuda görevi kötüye kullanmaktan dolayı sorumludur. Bu tamamen AKP hükümetinin kasıtlı bir uygulamasıdır ve bu kasıtlı uygulamayla hukuk, yasalar çiğnenmektedir, savunma hakkı da bu arada engellenmektedir. AİHM’e derhal tedbirli başvuru yapılabilir. Yapılacak başvuruda fiili duruma son verilmesi için tedbir istenebilir.
Avukat Kemal Aytaç: Hiç tartışmasız bu yapılan engelleme savunma hakkını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Zaten bu uygulamanın hukukla da alakası yok, anlaşılan bu bir devlet politikası. Türkiye’de özellikle son dönemlerde çatışmaların yoğunlaştığı bir süreç yaşıyoruz. Dolayısıyla Öcalan’ın düşüncelerini kamuoyuna aktarmasına bir engelleme olarak görüyorum. Bu uygulama bir hukuk devletine yakışan bir tavır asla değildir ve barışın önünü kesmeye yöneliktir. Bir de Abdullah Öcalan’ın ne dediğini ona taraf olsun, olmasın bütün toplum ve çevreler merak etmektedir, dolayısıyla bu aynı zamanda toplumun bilgi alma hakkını ortadan kaldıran bir uygulamadır. Bu hukuka, barışa, huzura katkı sağlayacak bir durum değildir, bir an evvel buna son verilmesi gerekmektedir.
Diyarbakır Barosu Başkanı M. Emin Aktar: Öcalan’a uygulanan görüş engeli kişiye özel bir muameledir. Başından beri farklı bir konumda tutuluyor ve kendisine karşı farklı hukuki uygulamalar sözkonusu. Avukatı bir yana bırakalım, ailesiyle bile görüştürmüyorlar, tamamen keyfi bir uygulamadır. Hukuku devlet ihlal ediyorsa burada başvurulacak mekanizmalar bellidir. İç hukukta bu uygulama bilinçli yapılıp suç işleniyorsa, görüştürülmüyorsa suç duyurusunda bulunulabilir, ayrıca acil bir tedbir kararı alınmasına ilişkin AİHM’e başvurulabilir. Bu keyfi engelleme sürerse toplumda bir gerginliğe yol açar. İçinde bulunduğumuz süreçte, hükümet tarafından bu uygulamadan vazgeçilmesinde yarar var. Avukatlara görüşme yasağı getirebilirler, 2 yıla kadar yasaklama getirebilirler, bir kişiye belirli bir süre açık görüş yasağı konulabilir, ancak bunların hiçbiri ortada yokken avukatlarıyla, ailesiyle açık görüşün yasaklanmış olması tamamen hukuka aykırıdır. Zaten dikkat edilirse son Silvan olayından sonra kendisiyle bir daha görüşme yapılamadı. Görünen o ki bu süreçte Abdullah Öcalan’ın kamuoyuna ulaşması engellenmeye çalışılıyor.
Avukat Fikret İlkiz: Hak ihlali olduğu için avukatlar Adalet Bakanlığı’na, Meclis’e, Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a başvursunlar, her yere başvursunlar. Olmadı, derhal AİHM’e başvurup çok kısa sürede acil olarak geçici tedbir kararı istesinler.
Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı: Bu konuda iki ayrı hususu dile getirmek isterim, biri olumlu, diğeri olumsuz. Olumlu olan nokta, devletin ve hükümetin Kürt sorununda Abdullah Öcalan’ı taraf olarak gördüğü anlaşılıyor. Çünkü onun konuşması veya konuşmamasının, görüşlerini avukatlara ya da kamuoyuna iletip iletmemesinin sonucu etkileyeceği kabul edilmiş oluyor. Yani kendilerinin her zaman çekindiği bir durumu böylece teyit etmiş oluyorlar. Aslında her zaman ‘Biz görüşmüyoruz, böyle bir taraf yok, biz Öcalan’ı muhatap almıyoruz’ diyorlar, ama bir yandan da onun avukatlarıyla veya kamuoyuyla iletişime geçmesini engellemenin Kürt sorununda büyük bir etkisi olduğunu kabul etmiş oluyorlar. Olumsuz noktaya gelirsek, siyasi veya adli hükümlüyü aile veya avukat görüşünden çeşitli fiili yollarla yasaklayarak, hileye başvurarak cezalandırmak insanlık dışı bir tutum. Hukuka aykırı ve sorumlularının cezalandırılmasını gerektiren bir durum. Sorumlular hakkında suç duyurusu yapılması gerekir.
Ankara yanlış yolda
Öcalan’a yönelik tecride tepki gösteren insan hakları savunucuları, „İmralı yasağının sürmesi gerginlik ve şiddetin yükselmesine yol açar“ uyarısında bulundu.
İHD eski Genel Başkanı Hüsnü Öndül, doğrudan doğruya politik bir kararla Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmediğini belirtti. Bu kararı alanların hukuki açıdan sorumlu olacağına işaret eden Öndül, „Açık bir şekilde hukuksuzluk söz konusudur. Türkiye’de politik karar alıcıları kimse, bunun en başında hükümet geliyor, bu onların politikasıdır. Oradaki jandarma veya kosteri çalıştıran birim ya da emniyet müdürünün yapacağı bir uygulama değildir. Ankara merkezli olarak alınan politik bir karar olduğunu düşünüyorum“ dedi.
İnsan hakları savunucusu müzisyen Şanar Yurdatapan, Öcalan ile avukatlarının görüştürülmeme gerekçelerinin komik ve inandırıcı olmadığını ifade etti. Barışa giden yola böyle ulaşılamayacağını dile getiren Yurdatapan, „Öcalan’ın şuanda söyleyecekleri hem PKK, hem de Kürtler üzerinde uyandırıcı etki yaratacağı için devletin işine gelmedi. Ve zavallı kosterin bozulacağı tuttu“ diye konuştu. Devletin „Öcalan’ın etkisini kaybettiği“ izlenimini yaratmaya çalıştığını belirten Yurdatapan, ancak devletin sadece son 15 gündür Türkiye’de neler olduğuna bakması halinde bundan vazgeçeceğini dile getirdi. İmralı yasağının sürmesinin Türkiye’de gerginliğin ve şiddetin yükselmesine yol açacağını vurgulayan Yurdatapan, „Bundan ne Kürtler ne de Türkler hayır görür“ dedi.
İHD İstanbul Şube Başkanı Abdulbaki Boğa ise son süreçteki engellemelerin siyasi bir şantaja dönüştüğünü söyledi. Boğa, görüş hakkının engellenmesi nedeniyle Öcalan’ın sağlık ve yaşam koşulları hakkında bilgi sahibi olamadıklarını ve bunun da endişe verici olduğuna işaret etti.
ZEYNEP KURAY - ANF/İSTANBUL