“Gün, kendini yenileme günüdür.” Öcalan
Abdullah Öcalan her zaman olduğu gibi bugünde gerekli yolu göstermiştir. Zaten o hep yol açan, bize kendimizi gösteren, halkın nabzını en iyi tutan ve beklentisine doğu cevap veren, umudu diri tutan ve hedefi netleştiren olmuştur. Açlık grevleri konusunda da asıl görevin, asıl yükü taşıması gerekenlerin dışarıdakiler olması gerektiğini vurgulayarak aslında şu mesajı vermek istemiştir:
Bu dönemde mücadelenin ağır yükünü omuzlaması gerekenler dışarıdaki halk ve öncüleridir. Demokratik sivil toplum örgütleridir. Gerilladır. Bunlar, dönemin yüklediği görevlerin gereklerini omuzlamada yetersiz kaldıkları içindir ki, zindanlar devreye girmiştir. Zindanların asıl mesajı sizleredir. Herkes, biz nerede hata yapıyoruz, neden dönemin devrimci atılımını yeterince gerçekleştiremiyoruz, eksik ve hatalarımız nerededir ve bunları nasıl aşabiliriz diye kendine sormalıdır. Zindandakiler bir yandan taleplerini iktidara dayatırken diğer yandan da size bu mesajı vermektedir. Bu nedenle açlık grevcileri mesajlarını başarıyla vermişlerdir ve bu kadar yeterlidir. İşte öcalan’ın gönderdiği mesajın içeriğinde dışarıdakilere yaptığı bu eleştiri gizlidir. Yani görevler hatırlatılmakta ve mücadeleye daha ciddi, daha sonuç alıcı ve örgütlü yüklenin denilmektedir.
Öcalan’ın ikinci mesajı devleti elinde bulunduran oligarşiye ve onun siyasi hizmetçisi olan AKP’yedir. Demektedir ki, ey zalimler halkımızı ve onun yiğit çocuklarını bir kez daha gördünüz. Haddinizi bilin, inkarcı ve baskıcı politikalarınızdan vazgeçin. Bu halka diz çöktüremez ve onun örgütünü yenemezsiniz. Yalan, dolan ve hile ile bize yaklaşırsanız siz zararlı çıkarsınız. Eğer barış ve adalet içinde kardeşçe yaşamak istiyorsanız Oslo’da kaleme aldığımız “Mutabakat Metni”ne sadık kalınarak yeniden görüşmelere devam edelim. Yoksa biz direnmeye ve sistemimizi bu yolla inşa etmeye devam edeceğiz. Bu da kan ve gözyaşı demektir. Ama biz barışçıl yoldan bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Savaştan vazgeçin. Kendi kendinize posası çıkmış çapulculardan muhataplar ve alternatifler yaratma gibi beyhude çabalardan vazgeçin. Muhatap direnen ve bedel ödeyen halkın kendisi ve onların kabul ettiği öncüleridir.
İşte Öcalan’ın kendi halkına, partisine, dostlarına ve de oligarşiye verdiği mesajlar bunlardır. Kardeşi aracılığıyla yaptığı açıklamanın içeriğindeki-satır aralarındaki uyarı ve eleştiri budur. Gerisi muhatapların samimiyetine ve kararlılığına kalmıştır.
Bu itibarla oligarşi, açlık grevleri sürecinde tutsakların içeride ve halkın dışarıda göstermiş olduğu demokratik direniş ve dostlarının devrimci dayanışmasının olduğu kadar, Gerilla ve İmralı direnişinin verdiği kararlılık mesajlarını doğru okuyarak, ülkenin barışına hizmet edecek adımları atmalıdır. Eğer iktidar güçleri, “halkımız bize barış, kardeşlik ve refah için oy verdi” diyorlarsa ve bunda samimilerse, sözlerinde durmalıdırlar. Bu nedenle dün Oslo’da PKK yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde verdikleri sözleri kendilerine hatırlatmak yerinde olacaktır. Utanma ve vicdanları kalmışsa biraz imana gelirler.
OSLO TUTANAÐI’ndan bir bölüm:
- “...Kürt halkının siyasi ve legal temsilcileri, basın yayın organları ve çalışanlarına yönelik uygulanan baskı, tutuklama ve çalışmalarını engelleme ve benzeri yönelimlere son verilmesi ve KCK adı altında gerçekleşen siyasi operasyonlarda tutuklananların serbest bırakılması, sürecin yumuşatılması ve çözüm yönünde ilerlemesi için önemli bir adım olacaktır. Bu çerçevede Türk tarafı ilk adım olarak Newroz ve sonrasında tutuklanan Kürt siyasetçileri bırakmayı taahhüt eder.
- Kürt sorununun nihai çözümünün, ancak çatışmasızlık zemininde gerçekleşebileceğinden hareketle tüm askeri, siyasi ve diplomatik operasyonların ve eylemlerin durdurulması ve uygun tedbirlerin karşılıklı geliştirilmesi esastır. Bu çerçevede taraflar, 15 Haziran 2011’e kadar her türlü operasyon ve askeri eylemlerini durdururlar.
- Taraflar, müzakereleri derinleştirmek ve gündemdeki konuları tartışmak üzere hazırlıklarını yaparak 2011 Haziran ayının ikinci yarısında biraraya gelmeyi kararlaştırmışlardır.’’
Evet beyler bu sözleri siz verdiniz ama yerine getirmediniz. Öyleyse sebep olduğunuz Devrimci Halk Savaşı’ndan rahatsız olmaya da hakkınız yoktur. Fırtına ektiniz kasırga biçiyorsunuz. Barışmak iyidir. “Söz namustur” sözünüzde durun!
Öcalan açlık grevlerini neden bitirdi?