
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır tecridin kaldırılması, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması için Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) örgütleri tarafından başlatılan süreli-dönüşümlü açlık grevi devam ediyor.
Amed, Van, İstanbul, Mardin, İzmir, Ankara ve Batman’daki açlık grevleri yeni gruplarla devam ediyor. Açlık grevleri her gün yüzlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor.
Mardin’e bağlı Artuklu, Nusaybin, Kızıltepe ve Midyat ilçe binalarında 4 Kasım’da başlatılan ve 12 Kasım’da son bulacak açlık grevine katılanlar, Öcalan’ın özgürlüğünü istedi. Devletin konu hakkında pozitif adım atması gerektiğine vurgu yapan Gülbeyaz Güneş, “Kürt halkı Sayın Öcalan’ı lider kabul etmiş. Bir an önce ailesi, avukatı ve heyetin görüşmesi gerekir” çağrısında bulundu. Öcalan için dünyanın birçok yerinde gerçekleştirilen eylem ve etkinliklere değinen Güneş, ”Halk, Sayın Öcalan’a inanıyor ve çizgisinden gidiyor. Sayın Öcalan barışın teminatıdır” diye konuştu. Güneş, şunu ekledi: “Kürt halkı Sayın Öcalan’a sahip çıkıyor; ancak daha fazla sahip çıkmamız gerekir.”
Halka tecrit uygulanıyor
Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için 2 günlük açlık grevine giren HDP Parti Meclis (PM) üyesi Perihan Ağaoğlu ise Öcalan’ın Ortadoğu halkları için önemli biri olduğunu dile getirerek, ”Sayın Öcalan halklar için demokrasi, eşitlik ve özgürlük istiyor. Sayın Öcalan şahsında özgürlük isteyen tüm halklara tecrit uygulanıyor” ifadelerini kullandı.
Öcalan’a uygulanan tecridin toplumun özgürlüğüne dönük olduğunu söyleyen Ağaoğlu, “Kürt halkı üzerindeki tecrit, Sayın Öcalan şahsında yapılıyor ve toplum nezdinde de derinleştiriliyor” dedi. Ağaoğlu, tecridin kaldırılması ve Öcalan’ın özgürlüğü için birlikte mücadele etme çağrısında bulundu.
İstanbul’da yayılıyor
İstanbul’da da tecridin son bulması ve sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması amacıyla 11 ilçelerde devam eden eyleme, yeni ilçeler de katıldı. Behçelievler, Gaziosmanpaşa ve Sultanbeyli ilçelerinde dünden itibaren açlık grevi eylemi başlatıldı.
Bahçelievler HDP ilçe binasına başlayan eylemde, greve girenler Öcalan’ın fotoğraflarının bulunduğu siyah ve üzerinde ”Sağlığı sağlığımızdır”, ”Güvenliği güvenliğimizdir” ve ”Özgürlüğü özgürlüğümüzdür” yazılı önlükler giydi. Açlık grevinin olduğu salona ”Eşit, özgür ve ortak yaşam için Öcalan’a özgürlük”, ”Tecride son Öcalan’a özgürlük” ve ”Öcalan’ın sağlığı ve güvenliği için endişeliyiz” yazılı pankartlar asıldı. Açlık grevini ziyaret eden yurttaşlar şiir ve şarkılar seslendirdi.
Sultanbeyli ilçesinde de açlık grevi eylemi HDP ilçe binasında başladı. İlçe binasına ”Eşit, Özgür ve ortak yaşam için Öcalan’a özgürlük” pankartı asıldı. Açlık grevi eylemini Ümraniye ve Sarıyer ilçeleri ziyaret etti.
Açlık grevinin başladığı bir diğer ilçe ise Gaziosmanpaşa ilçesi oldu. Gaziosmanpaşa ile Sultangazi ilçelerinden yurttaşlar ilçe binasında eylem başlattı. Eylemde, ”Önderliğin özgürlüğü özgürlüğümüzdür, tecride son, Öcalan’a özgürlük” pankartı asıldı. Burada konuşan HDP Sultangazi İlçe Eşbaşkanı Zübeyde Şeker, Öcalan’ın özgürlüğünün tüm halkların özgürlüğü olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: ”Şu anda Sayın Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecrit sadece Sayın Öcalan ve Kürt halkı üzerinde değil, tüm dünya halkları üzerinde uygulanan bir tecrittir. Bu tecrit ile ülke bir felakete sürükleniyor. Tecrit savaş demek anlamına geliyor. ‘Vatan sağolsun’ dedirttikleri ailelerin hepsi yoksul ailelerdir. Asker, polis aileleri de Sayın Öcalan üzerindeki tecride karşı çıkmalıdır. Artık sizin de evinize ateş düşmesin. Bu ülkede Sayın Öcalan çözümün tek anahtarıdır.” MARDİN/İSTANBUL
Tecrit kaldırılırsa kriz biter
SADİYE ESER/MA/İSTANBUL
Öcalan Türkiye’ye teslim edildiğinde avukatlığını üstlenen ilk grubun içinde yer alan ve 20 kez İmralı‘ya giden eski milletvekili Hasip Kaplan, “Türkiye’deki siyasi kriz, tecrit ve izolasyonun kaldırılmasıyla biter” dedi.
Türkiye’ye 15 Şubat 1999’da teslim edilen Öcalan’ın avukatlığını üstlenen ilk grupta yer alan Hasip Kaplan, 20 kez İmralı’ya giderek Öcalan’la görüşme yaptı. İmralı sistemine yakından tanık olan eski milletvekillerinden Kaplan, avukatların 27 Temmuz 2011’den bu yana Öcalan ile görüştürülmemesini değerlendirdi. Kaplan, “Halbuki görüşme yönetmenliği var ve bu çok açık. Tutuklu ve hükümlülerin nasıl görüşeceği, telefon görüşme hakları, avukatı ile görüşme hakları bunların hepsi var. Burada olaya hukuk boyutu ile baktığınız zaman tabi ki hukuki bir dayanağı yok. Bir ihlal, suç durumu var” dedi.
Kaplan, görüştürülmemelerinin siyasi boyutunun olduğunu ve Ortadoğu ile Türkiye’nin içinde bulunduğu savaş koşullarına dikkat çekerek, şunları dile getirdi: “Türkiye’nin bir görüşme sürecini yeniden başlatması, diyalog sürecini yeniden başlatması, bu sorunların da çözümüne katkı sunar. Türkiye şimdi İran’ın, Irak’ın, Rusya’nın, koalisyon tarafından ötelenmiş bir durumda. Dış politikada yalnızlığa bırakılmış. Bunların çözülmesi Türkiye’deki siyasi krizin ortadan kaldırılması, tecrit ve izolasyonun kaldırılması ve görüşmelerin başlaması ile mümkün olabilir.”
Tecridin kalkmasını isteyen Kaplan, şunları belirtti: “Türkiye Kürt halkı ile önümüzdeki dönemi iyi bir siyasi strateji, bir birlikteliğe dönüştürürse çözüm süreci devam ederse rahatlar. Yoksa darbe mekaniği süreçlerinden kurtulamaz. Aynı zamanda çatışma hali Ortadoğu’da, Suriye’de, Irak’ta zamana yayılır. Zaten 35 yıldır millet savaştan bıktı artık. Demokratik çözüm arıyor. İstekleri yasal pratik yollarla çözüm olmasıdır. Bu beklenti içindedirler. Türk ve Kürt halkı birbirinin düşmanı değildir.”