Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, İmralı’da yangından dolayı oluşan kaygıyla birlikte Kürt halkı ve kurumların ayağa kalkması üzerine 5 Haziran’dan sonra ilk kez önceki gün ailesiyle görüştürüldü. Öcalan’ın görüşmede 2019’da ifade ettiği perspektifini koruduğu gibi çözüm duruşunun daha da güçlendiğini vurguladığı açıklandı.

İmralı’daki yangın üzerine oluşan tepkiler karşısında Öcalan ve diğer tutsakların yasal hakları olan aile görüşüne izin verildi. Önceki gün yapılan aile görüşünün ardından açıklama yapan Asrın Hukuk Bürosu, yangının cezaevine sıçramadığını, müvekkillerinin genel olarak iyi göründüklerini belirtti. Hukuk Bürosu, Öcalan’ın devam eden tecride rağmen 2019’da belirttiği çözüm gücünü tekrarladığını aktararak, tecride derhal son verilmesini istedi.

Asrın Hukuk Bürosu, İmralı F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş’ın aileleri ile yaptığı görüşmeye ilişkin dün yazılı açıklama yaptı. Asrın Hukuk Bürosu’nun açıklaması şöyle: “İmralı Cezaevi’nde bulunan müvekkillerimiz Sayın Abdullah Öcalan, Sayın Ömer Hayri Konar ve Sayın Veysi Aktaş 03.03.2020 tarihinde aileleri ile açık görüş gerçekleştirmişlerdir. Görüşme, İmralı Adası’nda yangın çıktığı bilgisinin yansımasıyla başta Kürt halkı olmak üzere demokratik kamuoyunda gelişen hassasiyet ve tepkilerin ortaya çıkması sonucu gerçekleşmiştir.

Yangından etkilenmediler

 Aileler, İmralı Adasında yapılan ziyarette yangının gerçekleştiğini teyit etmişlerdir. Müvekkillerimizin genel olarak iyi göründüklerini ve yangından etkilenmediklerini gözlemlemiş bulunmaktadırlar. Ancak İmralı cezaevindeki tecridin uygulama biçimi aileleri ve kamuoyunu sürekli olarak tedirgin ve kaygılı bir duruma sürüklemektedir. Zira cezaevlerindeki mahpusların en temel haklarından olan aile ve avukat görüşmeleri hiçbir zaman İmralı’da hukuki olarak uygulanmamış, bir şantaj ve tehdit aracı olarak değerlendirilmiştir. Bugün de görüldüğü gibi 2011’den bugüne kadar ancak açlık grevleri, yangın vb. olağanüstü durumlar sonucunda gerçekleştirilmiştir. Bu durumun hukuken de ahlaken de kabul edilir bir yanı yok.

Öcalan’dan 2019 vurgusu

 Sayın Öcalan’ın moralli, güçlü ve sağlıklı olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Kardeşi Sayın Mehmet Öcalan ile yaptığı bu görüşmede Türkiye ve Ortadoğu’daki siyasi krize çözüm gücünü bir kez daha vurgulamıştır. 2019 yılında yapmış olduğu görüşmelerde ortaya koyduğu duruşu daha güçlü bir şekilde devam ettirdiğini belirtmiştir. Son süreçte yaşanan siyasi gelişmeler Sayın Öcalan’ın haklılığını ortaya koyduğu gibi bu atmosferde İmralı‘da uygulanan tecridin halkların geleceğine yönelik olduğu da daha net olarak ortaya çıkmıştır.

Kişiye özgü hukuksuz bir uygulama olan ve aynı zamanda halkların barış içinde ortak yaşam iradesine yönelik uygulanan tecride derhal son verilmesi çağrısını yapıyoruz. Bu minvalde yaşanan gelişmeleri kamuoyunun bilgisine sunarız.”   İSTANBUL

21 yıldır her türlü baskı

İmralı Adası’ndaki yangın, 21 yıldır orada tutulan Öcalan’ın maruz kaldığı baskı ve tehditleri gündeme getirmişti. Uluslararası bir operasyonla 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim edildikten sonra İmralı Adası’na götürülen Öcalan, 21 yıldır birçok kez fiziki ve psikolojik baskıya maruz kaldı. Teslim edildiği tarihten bugüne İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde mutlak tecrit altında tutulan Öcalan, yıllarca aile ve avukat görüşlerini dahi gerçekleştiremedi. Sistematik bir uygulama olarak devam ettirilen tecrit, ‘diyalog süreci’nin bitirilmesiyle en ağır halini aldı. 3 Ocak 2013’te başlayan İmralı görüşmeleri 5 Nisan 2015’e kadar sürdü. İmralı Heyeti ile yaptığı görüşmeler kesilen Öcalan üzerindeki mutlak tecrit, 7 Kasım 2018’de Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven öncülüğünde başlayıp tüm cezaevlerine yayılan ve 200 gün süren açlık grevleri sonucu kısmen kırıldı. 8 yıl aradan sonra 2 Mayıs 2019’da avukatlarıyla görüşme gerçekleştiren Öcalan’ın, üç aile, dört de avukat görüşmesinden sonra görüşme hakkı yeniden askıya alındı.

 
 

2019 DURUŞU NEDİR ?

Asrın Hukuk Bürosu’nun dünkü açıklamasında, Öcalan’a etfen aktardığı ‘2019 yılında yapmış olduğu görüşmelerde ortaya koyduğu duruşu daha güçlü bir şekilde devam ettirdiğini belirtmiştir’ ifadesi, 2019’da yapılan görüşmelerin içeriğini gündeme getirdi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 12 Haziran’da avukatlarıyla yaptığı görüşmede önemli mesajlar verdi. Öcalan, onurlu barış temelinde demokratik siyaset çözümünde ısrarlı duruşunu tekrarladı. Türk-Kürt birlikteliğin tüm Ortadoğu halklarının demokratik ve barış içerisinde yaşamaların önünü açacağını ifade etti. Tarihsel bir gösterge olarak Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk’ün var olamayacağını söyleyen Öcalan, Mezopotamya’da Kürtler bitirildiği vakit Anadolu’da Türklük adına da geriye bir şey kalmayacağının altını çizdi. Anayasal çözüm ve yasal değişiklikler kapsamında demokratik çözümü önceleyen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, demokratik dönüşüm ve zihniyetin ancak bütün toplumun katılımıyla sağlanabileceğini belirtti. Mevcut siyaset tarzında ideolojik ve teorik boşluk gözlemlediğini kaydeden Öcalan, esas ve çözümleyici olanın demokratik siyaset olduğunu söyledi. Demokratik müzakere siyaseti, akıl, politik ve kültürel güçle sivil mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi ihtiyacına dikkat çeken Öcalan, demokratik çözüme bu şekilde zemin yaratılabileceğini vurguladı. Demokratik sosyalizmi esas aldığını, dogmatizme karşı inşayı geliştirdiğini hatırlatan Öcalan, bu anlamda reel sosyalist anlayışlara karşı Ortadoğu bakış açısını çözüm odaklı ele aldığını da belirtti.

Asrın Hukuk Bürosu avukatları Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, 12 Haziran’da İmralı’ya giderek müvekkilleriyle bir görüşme gerçekleştirdi. Asrın Hukuk Bürosu görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yaptı. Asrın Hukuk Bürosu’nun yaptığı açıklamanın ilgili bölümleri şöyle: ”Bu görüşmede Sayın Öcalan öncelikle açlık grevleri ve ölüm oruçlarını kendi çağrısı ile sonuçlandıran açlık grevi ve ölüm orucu eylemcilerine teşekkür ve selamlarını iletmiş; kendilerine ulaştırılmak üzere yazmış olduğu teşekkür mektubunu paylaşmıştır. Sayın Öcalan bu süreçte tavırlarını ortaya koyan tüm kurum ve kişilerin de tutumlarını çok değerli bulmuş, aynı şekilde selamlarını ve teşekkürlerini paylaşmıştır.

Ölüme karşı yaşam

Sayın Öcalan ile gerçekleşen bu görüşmede özetle şu başlıklar öne çıkmıştır: Grevlerin söz konusu olabileceğini ancak temel mücadele yöntemi olarak benimsenmemesi gerektiği yönündeki vurgusunu yinelemiştir. Yaşatma siyaseti olarak tanımladığı kendi pozisyonunu, ölüme karşı yaşam savunusu olarak nitelemiş, esas olanın yaşama ve yaşatma mücadelesi olduğunu belirtmiştir.

 Yaşamın hakikat değeri

 Hallacı Mansur’un trajik ölümüne rağmen hakikat arayışından vazgeçmediğini örnek vererek, yaşamın hakikat değerine vurgu yapmıştır. Bu minvalde kendisi de bulunduğu koşullara rağmen adalet, özgürlük ve hakikat arayışından asla vazgeçmediğini ve vazgeçmeyeceğini ifade etmiştir.

Onurlu barışta ısrar

Sayın Öcalan politik ve toplumsal sorunlara dair gözlemlerini ve bunlara ilişkin çözüm önerilerini her fırsatta olduğu gibi bu görüşmede de mümkün olduğunca dile getirmiştir. Kendisinin onurlu barış temelinde demokratik siyaset çözümünde ısrarlı duruşunu tekrardan gözlemlemiş bulunuyoruz.

Anadolu’da Türklük kalmaz

 Tarihsel bir gösterge olarak Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk’ün var olamayacağını; Mezopotamya’da Kürtler bitirildiği vakit Anadolu’da Türklük adına da geriye bir şey kalmayacağını belirtmiştir. Kürt’ün varlığının ve gelişmesinin Türk’ün güçlenmesi ile eş anlamlı olduğunu, bu gerçekliğe göre hareket edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu birlikteliğin tüm Ortadoğu halklarının demokratik ve barış içerisinde yaşamaların önünü de açacağını ifade etmiştir.

Toplumun katılımıyla olur

Anayasal çözüm ve yasal değişiklikler kapsamında demokratik çözümü öncelediğini gördük. Bunun için demokratik dönüşüm ve zihniyetin ancak bütün toplumun katılımı ile sağlanabileceğini belirtmiştir.

Esas olan demokratik siyaset

 Mevcut siyaset tarzında ideolojik ve teorik boşluk gözlemlediğini; ailecilik, kabilecilik, aşiretçilik tarzıyla doğru siyaset yapılmasının mümkün olmadığını, esas ve çözümleyici olanın demokratik siyaset olduğunu ifade etmiştir.

Yaratıcı farklı çözümler

Daha önce bahsettiği Gandhi değerlendirmesine atıfla sivil, yaratıcı farklı çözümlerin üretilebilmesi gerekliliğini dile getirmiştir. Demokratik müzakere siyasetiyle, akıl, politik ve kültürel güçle sivil mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi ihtiyacına dikkat çekmiş olup demokratik çözüme bu şekilde zemin yaratılabileceğini söylemiştir.

Suriye ve Türkiye bağlantısı

 Suriye konusunda da Suriye’nin bütünlüğünü temsil etme gücüne kavuşmuş siyasi anlayışın önemine işaret etmiş, daha önce belirtmiş olduğu anayasal güvenceye bağlanmış yerel demokrasi önerisini vurgulamıştır. Türkiye ve Suriye’nin iç-dış politikalarının birbirine bağlı olup iç içe geçtiği ve birbirinden ayrı ele alınamayacağını değerlendirmektedir…”

 
 

Son görüşmedeki açıklaması: Devlet çözümün gereğini yapsın, bir haftada çatışmayı bitiririm

Asrın Hukuk Bürosu, son olarak 7 Ağustos 2019’da Öcalan ile görüşebilmişti. Öcalan, Kürt-Türk ilişkilerinin tarihi seyrini hatırlatarak, yaşanan gidişatı kaygı verici gördüğünü; 40 yıldır yaşanan insani, siyasal, ekonomik kayıplara işaret ederek, bölgesel durum itibarıyla aynı politikada ısrarın daha ağır sonuçlar ortaya çıkaracağını herkesin görmesi gerektiğini ifade etti. Öcalan, şunların altını çizdi: ”Gelin Kürt sorununu çözelim. Bir haftada çatışma durumunu, ihtimalini ortadan kaldırırım. Ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım. Ancak devlet de devlet aklı da gereğini yapmalı.”

Avukatları, 7 Ağustos görüşmesi sonrası yazılı bir açıklama yaptı. Asrın Hukuk Bürosu’nun açıklaması şöyle:

Doğru ve tutarlı yaklaşım

Sayın Öcalan, Ahlat ve Malazgirt’te başlayan Türk-Kürt ilişkilerinin 1921 Anayasası’na kadar gelişimini değerlendirirken bu konuda ilgili ve duyarlı tüm çevrelerin gerçekliğe uygun hareket etmeleri gerektiğini belirtmiştir. İster kendisini Kemalist, ister Yeni Osmanlıcı olarak ifade etsin her iki anlayışın da Türk-Kürt tarihine ve ilişkilerine doğru ve tutarlı yaklaşmaları gerektiğini söylemiştir.

Gidişat kaygı verici

Sayın Öcalan çatışma ve savaş politikalarındaki ısrar nedeniyle yaşanan gidişatı kaygı verici görmektedir. 40 yıldır yaşanan insani, siyasal, ekonomik kayıplara işaret ederek bölgesel durum itibariyle aynı politikada ısrarın daha ağır sonuçlar ortaya çıkaracağını herkesin görmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Çözüm karşıtları faal

Kendisinin demokratik çözüm çabalarının Özal döneminden bugüne kontrgerilla tarafından sabote edildiğinin bilindiğini; çözüm karşıtı bu güçlerin bugün de aynı olmasa da savaş çıkaracak düzeyde bir potansiyeli taşıdıklarını söylemektedir.

Özal’ın kararlılığı

Özal’ın 1993 yılında ‘savaşla çözüm olmaz’ sözüne atıfla; aynı durumun geçerliliğini korumasına rağmen bugün Özal’ın kararlığını gösterecek bir iradenin varlığını sorguladığını vurgulamıştır.

Uydurma tarihe karşı

Sayın Öcalan olağanüstü bir çabayla devletin ve devlet aklının çözümlemesini yaparken; şovenist aklın ürünü olan sahte, uydurma, yalan tarihe karşı gerçek tarihe ve tarihsel Türk-Kürt ilişkilerine uygun bir şekilde Kürtlere yer açmaya çalıştığını belirtmiştir.

Kürtlerin hukuku olacak mı?

Bu çerçevede Kürtlerin başkaca bir devlete ihtiyacı olmadığını; ancak ‘Kürtlerin bir hukuku olacak mıdır?’ diye de sorduğunu ifade etmiştir. Devamla 40 yıldır Kürtlerin özgür yaşam, özgür insan, özgür toplum arayışını gözeten bir Kürt aklını da oluşturmaya çalıştığını ifade etmiştir.

Tecrit savaşla ilgili

Sayın Öcalan, Özal döneminden bugüne barış ve demokrasi arayışlarını ifade ederken kendisine yönelik halen devam eden yirmi yıllık tecridin de bugün yaşanan savaşlarla ilgili olduğunu belirtmiştir. Ancak bütün zorluklarına rağmen buna karşı 20 yıldır barış çizgisi ile direndiğini, cevap olmaya çalıştığını söylemiştir.

Ben hazırım, ya devlet?

Bu minvalde Sayın Öcalan ‘Kürtlere yer açmaya çalışıyorum gelin Kürt sorununu çözelim. Bir haftada çatışma durumunu, ihtimalini ortadan kaldırırım diyorum. Ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım. Ancak devlet de devlet aklı da gereğini yapmalıdır’ demiştir.

Aynı zamanda bayram vesilesi ile demokrasi ve barış mücadelesine emek ve gönül veren halklarımızın bayramını kutlamıştır. Cezaevlerine özel selamlarını da iletmektedir.”

18 Haziran’daki mesajı

Asrın Hukuk Bürosu, 18 Haziran 2019’da yaptıkları görüşmenin ardından bizzat Öcalan tarafından kalem alındığı belirtilen mesajını paylaşmıştı.

Öcalan’ın mesajının tam metni şöyle: “Son ölüm oruçları ve açlık grevlerinin sona ermesi vesilesiyle kullanmak durumunda kaldığım şahsi inisiyatifim konusunda, olası gelişmeleri de dikkate alarak bu açıklamayı yapma ihtiyacı duydum.

Çözüm Sürecine ilişkin daha derinleştirilmiş ve netleşmiş bir tutumdan bahsettim. Mevcut gelişmelere de bu perspektiften baktım. Çözüm süreci sonrasına damgasını vuran ve Türkiye’nin geleneksel ikilemini aşmayan, dolayısıyla sürekli çatışmacı ve kutuplaştırıcı üslubun başta Kürt sorunu olmak üzere tüm toplumsal sorunları ağırlaştırdığı ortaya çıkmış bir sonuçtur. Cumhur ve Millet ittifaklarının bu gerçekliğine karşılık HDP’de ifadesini bulan Demokratik İttifak ve bağlantılı demokratik müzakere opsiyonu çözüm odaklı olmayı esas almıştır.

Önümüzdeki dönemde gerek iç toplumsal gerek bölgesel ve küresel sorunların daha da ağırlaşacağını göz önünde bulundurarak bu üçüncü yol tavrının korunması büyük bir önem ve anlam ifade etmektedir. Bu çerçevede HDP’de vücut bulan Demokratik İttifak anlayışı, güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik İttifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendine angaje etmemesi ve şimdiye kadar olduğu gibi seçimlerdeki tarafsız çizgisinde ısrar etmesidir.

Demokratik uzlaşı, özgür siyaset ve evrensel hukuk üçlü sacayağına dayalı çizgi en doğru ve sonuç üretici siyasi platform durumundadır. İlgili tüm çevreleri bu temelde duyarlı olmaya çağırıyorum.”

Avukatlara yanıt yok

Öcalan’ın avukatlarının görüşebilmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruya yanıt verilmiyor.

İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları Nevroz Uysal, Cengiz Yürekli, Faik Özgür Erol ve Mazlum Dinç, müvekkilleriyle görüşebilmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. Bu başvuru da diğerleri gibi yanıtsız bırakıldı.

Öcalan’ın avukatları Nevroz Uysal ve Rezan Sarıca, 8 yıl aradan sonra 2 Mayıs, 22 Mayıs, 12 Haziran, 18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde müvekkilleriyle görüşebilmişti. Avukatların son görüşmenin yapıldığı 7 Ağustos 2019’dan bu yana müvekkilleriyle görüşmek için yapmış olduğu bütün başvurulara olumlu ya da olumsuz yanıt verilmedi.