- Kürtler, bütün yaşadıklarına rağmen birlikte yaşamaya hazır ama “gelin teslim olun, pişmanız deyin” diyorsunuz. Onursuzca bir teslimiyeti dayatıyorsunuz. Onurlarıyla oynamanıza izin vermez.
- Onlar, halkının bahar yürekli çocuklarıdır. Bu baharlarda koca bir halkın özgürlük umudu saklıdır. Özgür gülüşlü çocukların düşlerinde dağların ardı bahardır, bilesiniz. Öfkeden umut sağarlar.
İLHAM BAKIR
Bir çocuk vardı 15'lerinde; zayıf, çelimsiz bir çocuk. Arkadan kollarını büküp kırmış, işkence ederek gözaltına almıştı hani polisleriniz. Hatırlıyor musunuz o çocuğun acıdan büklüm büklüm olmuş yüzünü, gözlerine hücum eden gözyaşlarına doluşan öfkeyi? O çocuk nerede şimdi biliyor musunuz? İyi bilirsiniz nerede olduğunu; bir dalını kırdığınız her çocuğun hangi dağlarda bin bir çiçeğe durduğunu iyi bilirsiniz. Dilerim ki bahçeniz bahar görmesin, hasret kalın bir tek çiçeğin kokusuna. Taş atan çocukları hatırlıyor musunuz? Ya taş atan çocuklar için çıkardığınız yasayı? Demir-çelik yığını panzerlere atılan bir taş için tutuklanan, yıllarca hapis cezası alan, çocukluklarını çaldığınız çocukları hatırlıyor musunuz? Panzerde bir sıyrık bile oluşturmayan taşlar için çocuklara cezalar yağdırırken, o çelik yığınlarının sokak aralarında oynayan çocukları altına alıp çiğneyişine, onlarca çocuğu katletmesine bırakalım ceza vermeyi çoğu zaman soruşturma bile açmayışınızı? O çocuklar, işkenceli gözaltı merkezlerinizden, koyu karanlık zindanlarınızdan çıktıktan sonra ne yaptılar, nereye gittiler biliyor musunuz?
Dilini yasakladınız Kürt halkının, sözcüklerini tutukladınız, her bir Kürt'ün ağzının önüne bir jandarma diktiniz, evinin içine karakollar kurdunuz. Utanmazca bu halkın dilini “bilinmeyen” dil diye Meclis tutanaklarına geçirdiniz, geçiriyorsunuz. Vazgeçti mi bu halk dilini sahiplenmekten? Siz “bilinmeyen dil” dediniz diye dilini bilmedi mi, konuşmaktan vaz mı geçti insanlar? Aydınlarını, yazarlarını, gazetecilerini, sanatçılarını tutukladınız; işkencelerden geçirdiniz, öldürdünüz. Gerçeğin peşinden koşmaktan, Kürt'ün gerçeğini, kolonyalizmin vahşetini anlatmaktan; Kürt'ün hakkını savunmaktan vazgeçirebildiniz mi bu aydınları? Kürtçe kitapları, Kürtçe filmleri, Kürtçe oyunları, Kürtçe şarkıları yasakladınız. Islığı, halayı bile Kürtçe diye yasakladınız, ceza verdiniz. Film yapmaktan, kitap yazmaktan, oyun oynamaktan, şarkı söylemekten vazgeçirebildiniz mi? “Türk, etnik bir kimlik değildir, bu ülkedeki bütün etnik kimlikleri kapsar” deyip sonra da bir halk olmanın, bir ulus olmanın bütün tarihi, kültürel haklarını; eğitim hakkını, var olma hakkını, sadece Türklük etnisitesine hak görüp diğer bütün dilleri, kültürleri, tarihleri yok saydınız, yasakladınız hayasızca, ikiyüzlüce. Vaz mı geçildi tarihinden, kimliğinden, varlığından?
İçeride 30 yıl yatırdığınız insanlara pişmanlığı dayattınız serbest bırakmak için. Onlar pişman olduklarını söylediler mi, 30 yılın üzerine bir kaç yıl daha yatmamak için? Aklınızı başınıza alın. Kürtler, barışı inşa etmek istiyor canı gönülden. Kürtler bağışlamaya hazır sizleri, başka acılar yaşanmasın, savaş son bulsun diye. Kürtler bir arada yaşamaya hazır bütün yaşadıklarına rağmen. Siz “gelin teslim olun, pişmanız deyin” diyorsunuz. Onurluca bir barışın kapılarını aralamak yerine onursuzca bir teslimiyeti dayatıyorsunuz. Bu insanlar teslim olurlar mı, pişman olduklarını söylerler mi? Aklınızı başınıza alın, bu halk onurlarıyla oynamanıza izin vermez. Aklınızı başınıza alın, barış için bu son fırsattır. Aklınıza başınıza alın, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan gibi savaşın en yaman zamanında bile barışı örmeye çalışan bir lideri, bir muhatabı, Kürtleri barışa ikna edecek bir önderi bir daha karşınızda bulamazsınız.
Ülkesine ve dağlarına sevdalı o mağrur ve özgür gülüşlü, halkının yüreğine binbir renkli baharlar getirmiş çocuklar, bir bin yıl daha o dağlarda yaşar ve bir bin yıl daha direnir. Onlar, halkının bahar yürekli çocuklarıdır. Bu baharlarda koca bir halkın özgürlük umudu saklıdır, bilesiniz. Karanlık, soğuk, karakış zindanlarınıza koyduğunuz özgür gülüşlü çocukların düşlerinde dağların ardı bahardır, bilesiniz. Bunlar ateşin ve güneşin çocuklarıdır, bilesiniz. Kışlardan bahar, öfkeden umut sağarlar, bilesiniz. Ruhlarında güneşin sıcağı, yüreklerinde özgürlüğün alevi dörtnala at sürer. Ölümüne direnirler ama yaşama ve barışa bir o kadar sevdalıdırlar. O yüzden barışmak kolaydır bu halkın çocuklarıyla. Barış yoksa direnişin binbir yüzü saklıdır yüreklerinde, onu da bilesiniz.