• İktidar, faşizmini kalıcı kılmak için burjuva muhalefete saldırı başlatırken Kürt Özgürlük Hareketi'nin demokratik alanda etkinliğini sınırlayacak 'salam politikası' izliyor.
  • Erdoğan-Bahçeli rejimi, Kürt Özgürlük Hareketi'ne ilişkin kısmi esneklik gösteriyor fakat pratikte Kürt halkının ulusal demokratik hakları için tavizsizlik politikası uyguluyor.

ZİYA ULUSOY

Erdoğan-Bahçeli iktidarı, sürecin Kürt Özgürlük Hareketi’nin olmasını istediği ve çaba harcadığı Barış ve Demokratik Toplum yönünde gelişmesini engellemeye çalışıyor. İktidar, bölgesel ve iç politika nedenleriyle başvurduğu süreci, mümkün olduğunca az esneklikle, kolektif ulusal hakları gaspetmeye devam ederek ve demokratikleşmeye gitmeden uzun zamana yayarak yürütmek istiyor.

Bölgesel savaş ve kaosta Trump ABD’sinin yanında demirleyerek ve İsrail ile uzlaşarak, olası riskleri kendi lehinde etkisiz kıldı. Daha doğrusu ABD liderliğindeki Batılı emperyalist güçler, zincirleme savaşlarla diktatör ve teo-monarkların hakimiyetinde bölge hiyerarşisi kuruyor. Erdoğan faşizmi bu bölgenin emperyalist hakimiyet mimarisinde başlıca rol oynayacağı için tam desteğe geçtiler. İktidarın olası risk gördüğü sonuçlara yer vermiyorlar. Bölge çapındaki Kürt ulusal demokratik güçlerine hak/statü gaspını da, demokrasi düşmanı faşizan rejimleri de sürdürüyorlar.

Suriye’de Şara’nın Erdoğan-Bahçeli himayesinde iktidara ABD ve Batılı emperyalistler tarafından getirilmesi ve kanlı sonuçları bunun kanıtıdır. İran ve himayesindeki güçlerle savaşta, lafta da olsa demokratikleşme yönünde vaatte bulunmamaları diğer bir kanıtıdır. Trump’ın Erdoğan’a emperyalist dünyada meşruiyet vermesi ve NATO Ankara Zirvesi'nde övgüye boğması, Erdoğan-Bahçeli rejiminin emperyalist rakipsiz bölge hakimiyetinde oynamakta olduğu rolün karşılığıdır. Emperyalistlerin bölge halklarına reva gördüğü karanlığın da ifadesidir.

İç politikada ise iktidar, faşizmini kalıcı kılmak için burjuva muhalefete saldırı başlatırken Kürt Özgürlük Hareketi'nin demokratik alanda etkinliğini sınırlayacak 'salam politikası' izliyor. On yıllardır değişik iktidarların ve son çeyrek yüzyıldır Erdoğan rejiminin, Kürtlere karşı şovenizmi kullanarak burjuva fraksiyonları arkalamalarının yanı sıra Türk halkını toplumsal dayanak olarak kullanmaları, şimdi yerini parlamenter burjuva muhalefete saldırırken Kürt Özgürlük Hareketi'nin gücünü etkince kullanmasını sınırlama manevrasına bıraktı. Erdoğan-Bahçeli rejimi, salam politikası gereği Kürt Özgürlük Hareketi'ne ilişkin kısmi esneklik (tabii ki bir süreliğine) gösteriyor fakat pratikte Kürt halkının ulusal demokratik hakları için de, ezilen sınıfların demokratik hakları için de tavizsizlik politikası uyguluyor.

Kürt Özgürlük Hareketi'nin süreci demokratikleşme yönünde ilerletme çabasına karşılık, 'çerçeve yasa' taslağında (basına yansıdığı kadarıyla) oyalama yöntemi eşliğinde güdük kalan, hatta ideolojik boyun eğdirmeyi hedefleyen güdük bir esneklik gösteriyor. Nasıl ki Kürt tarafında kirli savaş, Türkiye tarafında faşizm olarak yansıdıysa Türkiye tarafında faşizmi kalıcılaştırma saldırganlığı da Kürt tarafında demokratikleşme düşmanlığı olarak yansır. Kürt Özgürlük Hareketi, en ağır deneyimlerle bu bilince sahiptir.

Kürt Özgürlük Hareketi, barış ve müzakere süreci ile demokratik mücadele stratejisine geçişin, Türk halkında şovenizmi aralama imkanı yaratmasından hareketle Türkiye’nin demokratik devrimci güçlerinden kitlesel mücadeleleri geliştirmelerini haklı olarak bekliyor, dile getiriyor. Türkiye demokratik ve devrimci hareketi ise Kürt Özgürlük Hareketi'nde  kitlesel mücadeleleri geliştirmesi beklentisi içinde.

Erdoğan-Bahçeli rejimi, kitle desteği zayıflamış ve meşruiyeti emperyalist haydutlardan almak zorunda kalmış durumda. Ne NATO’nun güvenilir diktatörü olmak ne de milliyetçi-ümmetçi demagoji şampiyonluğu bu zayıflığı giderebilir. Türkiye demokratik ve devrimci hareketi ile Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Kürt ulusal, ezilen cins ve inançtan halkın demokratik, işçi sınıfı ve yoksulların demokratik ve sosyal hak talepleriyle kitlesel mücadelelerini geliştirmeye birlikte ve ayrı ayrı yoğunlaşmaları, dönemin özgün geliştirici çalışması olacaktır.

Bu çalışma, elbette halkçı antifaşist bir amacı ileri sürmeli, güncelde demokratik ve sosyal kazanım taleplerini kapsayan bir güncel mücadele programına sahip olmalı. Ayrıca, emperyalist ve bölgesel yayılmacı savaş karşıtı talepleri dile getirme kararlılığında olmalı. Bu çalışma başarıldığı ölçüde, iktidarın halklar ve emekçiler düşmanlığıyla karakterize niteliği, Türk halkı tarafından da mücadele içinde deneyimlenerek kavranacak ve sonuçta ivmelenen kitlesel mücadeleler yaratacaktır. Antifaşist potansiyeli, güncelde bağlandığı parlamenter değişimden halklarının kollarının gücüyle kurtuluş eğilimine de bu çalışma çekecektir. Etkili ve kararlı alternatifini yaratarak, Erdoğan-Bahçeli faşizmini sarsacak, yeni ve ufuklu demokratik ve sosyal hedefi, halkların ve işçi sınıfının benimsemesine yol açacaktır.