Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumundan endişe duyan Avrupa’daki Kürdistani kurumlar, bir an önce harekete geçmesi için Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CPT) mektup kampanyasını başlattı. 

Başlatılan kampanyaya hakkında gazetemize bilgi veren KNK Temsilcisi Adem Uzun “Sayın Öcalan’ın durumu için onbinlerce mektubun CPT’ye gitmesi gerekiyor. Mektuplar en yakın Kürt kurumlarından edinilebilir” dedi.


Faks, e-mail ve mektup 

Uzun, CPT’nin İmralı’ya izin almadan gitme yetkisi olduğu ve bunun için de Avrupa’da yaşayan Kürdistanlıların acil bir şekilde fax, adrese mektup ya da e-mail ile mektuplarını yollamaları gerektiğini belirtti.

Uzun, “15 Temmuz darbe girşiminden sonra Sayın Öcalan’dan hiç bir haber alınamıyor. Hükümet yetkilileri bazı açıklamalarda bulunuyor. Ancak Kürtler bu açıklamalarla ikna olmuyor. CPT’nin hiç kimseden izin almadan, olağanüstü durumlarda devreye girme sorumluluğu ve oraya gitme hakkı var. CPT’nin bu karmaşada sessiz kalması, Kürtleri endişelendiriyor. Şimdi bir çağrı var; her Kürt ve Kürt dostu CPT’ye e-mail, fax ya da adrese mektup göndermesi lazım. CPT’ye gönderilecek mektup bin ya da 2 bin değil onbinlerce olmalı. Yani her Kürt ve Kürt dostu, demokrasiden yana olan herkes bu mektupları göndermelidir” dedi.


Görüşmeler olacak

CPT’den randevu talebinde bulunduklarını da sözlerine ekleyen Uzun, konuya ilişkin şunları kaydetti: “CPT ile HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Kürt milletvekilleri ve bazı Kürt kurumları randevu talebinde bulundu. Uluslararası Af Örgütü’ne yönelik bir kampanya da yürütülüyor. Tüm bölgelerde bulunan Af Örgütü’nün temsilcilikleri görüşülerek dosyalar verilecek ve birebir görüşülecek. Aynı şekilde Almanya, Fransa ve İngiltere’de Uluslararası Af Örgütü’nün merkezi bürolarıyla görüşmeler gerçekleştirilecek. 

Öte yandan farklı insan hakları kurumlarıyla randevu taleplerinde bulunulmuş. Bu randevular, 26 Temmuz tarihinde başlıyor, 7 Ağustos tarihine kadar bu belirtilen kurumlar ile görüşmeler gerçekleştirilecek.”

Uzun, Kürdistanlılara çağrıda bulunarak şunları söyledi: “Her Kürt fax, e-mail ya da adrese mektup yolu ile hazılanan mektupları yollamalı. Yine aynı şekilde bulundukları yerlerde bulunan Af Örgütü’nün temsilcilikleri ile birebir görüşülmeli ve dosyalar verilmelidir. Mektuplar farklı dillerde hazırlanmıştır. Mektuplara Kürdistanlılar en yakın Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nden ulaşabilirler.”


Fax, mektup ve e-mail adresleri


Mektupların ulaştırılacağı Adres:

Council of Europe / Conseil de l’Europe, F - 67075 Strasbourg Cedex

Telefon: +33 (0)3 88 41 22 79

Fax: +33 (0)3 88 41 27 72

e-mail adresleri: cptdoc@coe.int



Mektubun içeriği


“Sizlerin de takip ettiği gibi, Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde başarısız bir askeri darbe gerçekleşti. Daha şimdiden bu darbe girişiminin yaratacağı önemli sonuçlar olacağı görülmektedir.

Tayyip Erdoğan bundan bir yıl önce, Kürtlere karşı savaşı şiddetlendirip, orduyu Kürt şehirlerinde savaşa sürme kararı verdiğinde, aslında esas darbe mekaniği de harekete geçirilmişti. Kürt şehirleri yakılıp yıkılmış, milletvekili dokunulmazlıkları da kaldırılmış, belediye eşbaşkanları tutuklanmış, görevden alınmış ve çalışamaz hale getirilmiştir. Kürdistan’da hiçbir darbe döneminde olmayan baskı ve uygulamalar gerçekleştirilmiştir. 15 Temmuz darbe girişimine, AKP’nin Türkiye ve Kürdistan’da izlediği bu vahşet ve anti demokratik politikalar yol açmıştır. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; 7 Haziran 2016 seçim sonuçlarına riayet edilseydi ve çözüm süreci devam etseydi, bu darbe girişimi olmazdı. Kürt sorununun çözümsüzlüğü ve demokratikleşmeme Türkiye’de her zaman darbelere zemin olmuştur.

Darbe girişimi ve sonraki gelişmeler çok kritik bir düzeyde seyrediyor. Erdoğan tarafından karşı darbe mekanizması devreye sokulmuştur. Bu kritik durumda Sayın Abdullah Öcalan’ın durumu temel endişe konusudur. Bu endişe hem ailesi hem de Kürt halkı ve kamuoyunda yüksek bir düzeye varmış bulunuyor. Maalesef hükümetin yaklaşımları belirsizliği ve endişeyi giderecek bir düzeyde değildir.

Sayın Abdullah Öcalan çok önceleri gerek avukatları, gerekse devlet ve HDP heyetleri ile yaptığı görüşmelerde, sürekli ‘darbe kliği’ ibaresini kullanarak bu tehlikeye işaret etmiştir. Darbe tehlikesinin olduğunu sürekli dile getiren ve bunun farkında olan Sayın Öcalan, elbette bu kliğin hedefinde de olur. Emniyet binalarını, Külliye’yi, Meclis’i bombalayan bir yapının, Sayın Abdullah Öcalan’a da zarar verebileceği tehlikesi akla gelmektedir. 

Her ne kadar hükümet kanadından HDP’ye bilgi verilmiş ise de bu tatmin edici değildir. Acilen avukatlar ve HDP Heyeti’nin İmralı’ya gidişine izin verilmelidir. Kürt toplumunun bu anlamda yani İmralı ile temas konusunda büyük bir beklentisi bulunmaktadır. Milyonlarca insanın irade olarak kabul ettiği Öcalan’ın hakları gasp edilmektedir. Bu milyonlara karşı da bir saygısızlıktır. Şu anda derhal görüşme yapılması gerekiyor. 

Türkiye önemli bir süreçten geçiyor ve Öcalan ile hiç bir izne tabii olmadan görüşebilen ve sorumluluğu olan CPT’yi göreve çağırıyoruz. CPT sorumluluğu gereği belirsizliği ve endişeyi giderme temelinde bir an önce devreye girmelidir. 

Hem kendisi görüşmeli hem de Sayın Öcalan’ın ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesi için girişimde bulunmalıdır. 

Kamuoyunun ve bizlerin Sayın Öcalan’ın can güvenliği konusunda haklı ve doğal kaygıları vardır. Bizim bu kaygılarımız giderilinceye kadar taleplerimizde ısrarlı olacağız. Olağanüstü gelişmelerin ve kritik durumların yaşandığı bir ortamda CPT’nin işi ağırdan alması, belirsizliği giderecek bir uygulama içerisine girmemesi Kürt halkındaki kaygıyı daha da derinleştirecektir. Bu kaygımız son derece haklı, insani ve yerinde olan bir kaygıdır.

Bu kaygılar ancak ve ancak Sayın Öcalan ile yüz yüze görüşülerek giderilecek kaygılardır. Bunun için bir an önce devreye girmenizi talep ediyoruz.” 


 HABER MERKEZİ