
Mandela'nın avukatlığını ne zaman, nasıl yapmaya başladınız?
Mandela hapisteyken henüz öğrenciydim. Mandela'nın eşini ve mücadele çevresini tanıyordum. Cezaevinin son yıllarında avukatlığını yaptım. Serbest bırakıldığı zaman düzenlenen büyük kutlama törenine onu cezaevinden çıkarıp alana getirenlerdendim.
Mandela'nın 27 yıllık cezaevi süreci nasıl ve ne koşullarda sürdü?
Önce Güney Afrika'da Robben Adası'nda (Fok Adası) uzunca bir süre tutuldu. Sonra koşulları hafifletildi. Son olarak da ev hapsine alındı.
Güney Afrika'da çözüm ve müzakere süreci nasıl başladı?
Mücadele yükselmişti, silahlı mücadelenin yanısıra halk yer yer büyük kitle gösterileri yapıyordu, iktidar zorlanıyordu. Mandela iktidara bir mektup yazarak ANC ile masaya oturmak ve barış görüşmelerini yapma zamanının geldiği önerisinde bulunmuştu.
Görüşme nasıl sürdü?
İlk etapta müdahaleler ve sabotajlara karşı Mandela ile iktidar arasında görüşme gizli sürüyordu ANC’nin bile haberi yoktu görüşmelerden. Sonra Adalet Bakanı Mandela’yı ziyaret etti. O zamanlar silahlı bir mücadele de vardı. Bakan P.W. Botho silahları bırakma çağrısı yapması gerektiğinde ısrar etti. Silahların bırakılması durumunda serbest bırakılacağını, ancak Mandela devletinde şiddetten vazgeçmesi gerektiğini dayatıyordu. Bir ara süreç tıkandı. Daha sonra De Klerk, Meclis'te önemli bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında Mandela ve diğer siyasi tutsakların bırakılacağını söyledi. Bu konuşma herkes tarafından memnuniyetle karşılandı ve görüşmeler yeniden başladı.
Öcalan için Türkiye’ye gitmiş ve bir rapor hazırlamışsınız...
Yıllar önceydi. Ben o zaman İmralı koşullarıyla ilgili bir rapor hazırladım. İmralı'nın kapatılmasını, tecrit koşullarının kaldırılmasını istedim. Araştırmalarımla ilgili raporu Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, Avrupa Birliği'ne, insan hakları örgütlerine ve yerel hareketlere gönderdim. Bu raporla ilgili hükümetten resmi bir yanıt gelmedi.
Mandela, Kürt Ulusal Hareketi’ni ve Öcalan'ı nasıl değerlendiriyor?
Mandela Kürtleri çok iyi anlıyor, mücadelesini tanıyor ve sempati duyuyor. Mandela cezaevinden bırakıldığında, O’na Atatürk barış ödülünü vermek üzere Türkiye’ye davet etmişlerdi. Fakat Mandela, Türk devletinin Kürt sorunu karşısındaki uzlaşmaz ve inkarcı tavrından dolayı Türkiye'ye gelmedi ve ödülü de reddetti. Sanırım Mandela’nın bu tavrı bile Kürtlere ve davalarına olan sempati ve saygınlığını gösteriyor. Ayrıca Uluslararası Avukatlar Birliği tarafından oluşturulan bir komite önerisi vardı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Mandela, Öcalan'ı temsilen diğer avukatlara liderlik yapmak da istiyordu. Ama Mandela 93 yaşında maalesef artık sıhhati el vermiyor.
Öcalan’ı Mandela ile karşılaştırabilir miyiz?
Elbette, ikisi de amansız çetin ve legal mücadele verilemez koşullardan ötürü silahlı mücadele yürütmek zorunda bırakıldılar. İkisi de birer adada tutuldular. İkisi de devlet şiddetinin durması durumunda barışa hazır olduklarını ve siyasal bir çözümden yana olduklarını savunuyorlardı. İkisi de barışçıl liderlerdir ve halkının desteğini ve güveni almışlardır.
Türk-Kürt sorununun çözüm süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?
Umutluyum, ancak Öcalan koşulsuz serbest bırakılmalıdır. İçerideyken görüşmeler sağlıklı olmaz. Savaşın kimseye faydası olmadığı anlaşılmıştır.
AYDIN DERE