112 gündür çeşitli gerekçelerle avukatlarıyla görüştürülmeyen KCK Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesine yine izin verilmedi. Asrın Hukuk Bürosu avukatları, müvekkilleri KCK Önderi Abdullah Öcalan ile bugün görüşmek için Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na dün başvuruda bulundu. Avukatların başvurusuna yanıt veren savcılık, "hava muhalefeti" gerekçesiyle İmralı'da görüş olmayacağını avukatlara bildirdi.

Abdullah Öcalan, 27 Temmuz’dan bu yana avukatlarıyla "hava muhalefeti” ve “koster bozuk" gibi gerekçelerle görüştürülmüyor.


İSTANBUL




AİHM müdahale etmeli


 "AKP Hükümeti, Öcalan'ın amaçlarından vazgeçmiş, devletin verdiği ile yetinebilen bir düzeyde kalabileceğini, istenilen çizgiye geleceğini ve Kürt halkının iradesinin aleyhine taviz vereceğini sandı.


KCK Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit politikasının hukuk dışı olduğuna dikkat çeken KCK Hukuk Komitesi Üyesi Haydar Varto, AİHM'in müdahale etmesini istedi.

KCK Hukuk Komitesi Üyesi Haydar Varto, Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecridi ve 112 güne giren görüşme yasağının ardından geliştirilmek istenen kişiye özgü yasayı ANF’ye değerlendirdi. Varto, “Önderliğimiz üzerinde uygulanan tüm politikalar siyasaldır. Uluslar arası siyasetin yönlendirdiği politikalardır. Hukukla hiçbir ilgisi yoktur” diye konuştu. Öcalan’ın son savunmasının; gerek AKP çevrelerinde, gerekse de küresel kapitalist yönetimlerde çok ciddi bir rahatsızlık ve tepki yarattığına işaret eden Varto, şöyle konuştu: “Zaten Önderliğimiz avukat görüşmelerinde bu duruma dikkat çekmişti. AKP Hükümeti, Önderliğimizin oyalama politikalarına gelmeyeceğini gördü. Bu politikaların sonuç alamayacağını küresel çevreler de gördüler. Onların bekledikleri şuydu, Önderlik uzlaşmaya açık, kendi ideolojik amaçlarından vazgeçmiş, devletin verdiği ile yetinebilen bir düzeyde kalabileceğini sandılar. Ama son savunmalar ve önderliğimizin tutumu açığa çıkardı ki; genelde küresel sistemin, yani ABD’nin ve Londra’nın Kürtlere karşı uyguladığı inkar politikasını, eritme ve entegre etme politikasını kabul etmiyor, şiddetle eleştiriyor ve ona karşı radikal bir tutum alıyor.”
Öcalan gibi toplumsal iradesi ve gücü olan büyük kişiliklerin toplum üzerinde etkisi olduğuna ve bu kişiliklerin çürütülmelerinin o toplumun çürütülmesi anlamına geldiğine işaret eden Varto, küresel güçlerin bu yöntemi şimdiye kadar Öcalan üzerinde denediğine ama başarılı olamadıklarına dikkat çekti. Öcalan’a yönelik hukuk dışı uygulamaları ve politikaları Türkiye’nin belirlemediğinin altını çizen Varto, şunları söyledi: “Bu politikaları Türkiye devleti uyguluyor ama arkasında ABD ve AB var. Önderliğimiz kendi inandığı değerlerden ve Kürt halkının iradesinden taviz vermedi. Böyle olunca onlar da; ‘bizim istediğimiz çizgiye amaca gelmiyor, bizimle işbirliği yapmıyor, o zaman biz bunu sonuna kadar çürütmeye terk edelim ve izolasyona tabi tutalım’ dediler. Belki de daha önce de denemek istediler, ama bunu başarmadılar. Çünkü Kürt halkının tepkisinden korktular. Sürece yayarak, adım adım, topluma yedire yedire bu süreci geliştirmek istediler. Gelinen nokta budur. Onun için bunun hukukla bir ilişkisi yok. Bir siyasi yöntemdir; ıslah, tecrit, entegrasyon ve eğer olmazsa çürütmedir. Bu da zor gücünü ve siyasi gücü barındırır.”
Ne Türkiye anayasasında, ne de uluslararası yasalarda kişiye özgü bir hukukun olduğuna işaret eden Varto, bu yasalar dışında kişiye has bir yasa ile uygulamada bulunmanın, yargılamanın keyfi bir muamele anlamına geldiğini ve bunun da insan haklarına karşı bir suç olduğunu vurguladı. Ceza almış bir mahkuma, verilen ceza yetmiyormuş gibi, bir de yeniden ağırlaştırılmış uygulamalarla muamele yapılmasının insan hakları suçu olduğunu ifade eden Varto, Öcalan’a da bunun yapıldığını söyledi.
Türkiye’de yeni anayasa yapım süreci, yeni demokratik hukuk normlarının geliştirilmek istenmesi, AB’ye uyum süreci, siyasette ve anayasada yeni bir değişim süreci yaşanmasına rağmen, Öcalan’a ve onun şahsında Kürtlere karşı hem siyasi, hem de hukuki açıdan tersi bir sürecin işletildiğini söyledi. Öcalan’ın rahat hareket etme olanaklarının ve iletişim imkanlarının sağlanması gerektiğini dile getiren Varto, “Ancak mevcut durumda bunun tersi bir uygulama söz konusudur” dedi.
Bu durumun Öcalan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) devam eden dava sürecini olumsuz etkileyeceğine işaret eden Varto, “Önderliğimiz gibi bir halkı savunan insan, AİHM'de kendini savunamaz bir düzeye getirilirse bu bir skandaldır. Eğer AİHM bunu kabul eden bir yaklaşım gösterip, bir müdahalede bulunmazsa, demek ki Avrupa da bu işin içindedir. Mahkeme de bu karara dahil edilmiş demektir” diye konuştu.

ÖZGÜR SERHAT - ANF/KANDİL