
"Hukuk Konferansı" için Türkiye’de bulunan IADL Genel Sekteri Jan Fermon, "Abdullah Öcalan ile ilgili olan her şey kanunsuz" diyerek, tecridin toplumsal birliktelikle aşılabileceğini söyledi.
dihaber’e konuşan Uluslararası Demokrat Hukukçular Birliği (IADL) Genel Sekteri Jan Fermon, Türkiye'ye ilk gelmesinin üzerinden 25 yıl geçtiğini; geldiği her dönem aynı şeylerle karşılaştığını ifade ederek şunları söyledi: “Bu süreçte avukatlara, gazetecilere, köy boşaltma mağdurlarına yönelik muazzam derecede baskı vardı. Korkunç bir seviyedeydi. Köyleri boşaltılan, yakılan insanları ziyaret ettik. İşkence gören köylüler ile karşılaştık. Cizre'de işkencelere maruz kalan insanlar ile görüştük. O günden bu güne Türkiye'de insan hakları bağlamında çok şeyin değiştiğini söyleyemiyorum."
Sokağa çıkma yasakları sürecinde Kürt illerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin de görüş belirten Fermon, "Geçen yıl Cizre'deki sokağa çıkma yasaklarındaki uygulamalar 1993 yılında da vardı. Yine Şırnak'ın tamamen yıkıldığını, Cizre kenti üzerinde dumanların yükseldiğine şahit olduk. Yani Kürt sorununda problemin kaynağı çözülmemiş ve Kürtler kendi temel insan haklarına henüz kavuşamamış durumda" diye konuştu.
Türkiye'de barış müzakerelerinin sürdüğü dönemde şiddetin seviyesinin olabildiğince azaldığına dikkat çeken Fermon, Türkiye'nin müzakere sürecine dönmesini istedi.
AB’den yeterli cevap yok
Fermon, sokağa çıkma yasakları döneminde Kürt illerinde yaşananlara ilişkin AB ülkelerinin tutumunu eleştirerek, "Bu süreçte özellikle belirleyici olan etken, AB ve Türkiye arasındaki gizli bir mutabakat gibi olan mülteci durumuydu. Bu süreçte Türkiye Ortadoğu'da ve Suriye'den gelen mültecileri Türkiye de tuttu. Ve bunun karşılığında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) olabildiğince çözücü cevaplar gelemedi” dedi.
Teslim edilmesinden başladı
Öcalan’ın tutulduğu koşulları eleştiren Fermon, "Abdullah Öcalan ile ilgili olan her şey kanunsuz. İlk olarak yakalanması ve uluslararası hukuk katledilerek yakalanmış olması bunu gösteriyor. Onun devamındaki yargılanma sürecinin doğal sonucu olarak bu gün bu şartlar var" dedi. Fermon, Öcalan'ın üzerinde ciddi politik baskıların da olduğunu belirterek, "Öcalan'ı savunmak için kurulan Avrupa'daki hukukçular 15 yıldır onun ziyaretine gelemediler. Bu sebeplerle üzerindeki baskının temel ekseni politik bir baskıdır" diye konuştu.
Öcalan'ın tutukluluk koşullarının düzeltilmesi gerektiğini ifade eden Fermon, Türkiye hükümetinin bunun düzeltilmesine müsade etmediğini ve bu durumun hukuk ile çözülemeyeceği kanaatinde olduğunu vurguladı. Fermon, tecridin kaldırılmasına ilişkin ise "Uluslararası bir bağ, gönüllülükle ve biraz da toplumsal beraberlikle tecridi kırılmak mümkün olabilir. AB hükümetleri, Türkiye hükümetine bu belirttiğim pozisyonlar ışığında uyarılar ve görüşmelerde de bulunabilir" şeklinde konuştu.
SELMAN GÖZELYÜZ / DİHABER / ANKARA