Abdullah Öcalan’a Uluslararası Özgürlük İnisiyatifi tarafında Eylül 2012 başlatılan uluslararası imza kampanyası devam ediyor. İmza kampanyasının ilk çağrıcıları arasında dünya çapında tanınan akademisyen, siyasetçi, yazar, barış aktivisti, senatör, hukukçu ve gazetecilerin de bulunduğu bin imzacının içinde Almanya’dan da 80‘e yakın tanınmış şahsiyet var. Almanya’da kampanyaya ilk imzacı olarak destek verenlerden Aachen Barış Ödülü yönetiminden Reiner Dauven, siyasetbilimci Prof. Wolf-Dieter Narr, Tıp Uzmanı Prof. Garweg, Sol Parti Federal Parlamenteri Heidrun Dittrich ve Andrej Hunko, Gazeteci Peter Kleinert ve Barış Hareketi aktivisti Ekkehart Drost’un görüşlerine başvurduk.


Türk devleti adım atsın

Parlamenter Heidrun Dittrich, Türk Hümümeti ile PKK arasına başlayan diyalog sürecinde Abdullah Öcalan’ın merkezi bir rol oynadığına dikkat çekerek, “Öcalan Kürt halkının çoğunluğundan destek alıyor. Barışa giden ‘yol haritası‘ ile barış için gerekli ve mantıklı tüm adımları belirtmiş. Nasıl ki, Nelson Mandela Güney Afrika için bağlayıcı gelişmeler yaratmışsa, Abdullah Öcalan da Türkiye ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesi için gelişmeler yaratabilir” dedi. Türk Hükümeti’nin siyasi ve askeri şiddet yöntemleri yerine çözüm taleplerini karşılayacak ciddi adımlar atması gerektiğini vurgulayan Dittrich, siyasi tutsakların serbest bırakılmasının böyle bir adım olacağını söyledi.

Öcalan’ın koşulları değişmeli

Berlin Özgür Üniversite’den emekli siyasetbilimci Prof. Wolf-Dieter Narr, egemenlere karşı direnmenin meşruluğuna dikkat çekerek, Öcalan’ın tecridinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Narr, “Öcalan’a karşı ceza mantığı ile insan onurunu rencide eden uygulamalardan derhal vazgeçmeli” dedi. Prof. Narr, şunları ekledi: “Abdullah Öcalan uzun zamandır şiddetsiz yöntemi esas alıyor. Kürtler, kendi kaderini tayin etme hakkını, kollektif bir özyönetime kavuşarak kullanabilmelidir. Bu ister diasporada isterse bulunduğu yerlerde ayrışmaya yol açmadan özerk örgütlenme hakkınıda içermelidir.”

BM görmezden geliyor

Barış Hareketi aktivisti Ekkehart Drost, BM’nin Kürtlere yönelik görmezden gelen politikalarını eleştirdi. Drost, “Bir halkın kendi kaderini tayin etme hakkı, görmezden gelinmeyecek kadar net olan ve Birleşmiş Milletler Anlaşmasında bir hak olarak belirtiliyor. Bu hakkı tanıma ve koruma BM’nin temel sorumluluklarındandır. Fakat anlaşılmayan bir tarzda, BM Genel Kurulu ve Günvenlik Konseyi, Kürt halkının haklarını gasp eden ülkelere karşı sessiz kaldığı gibi, Kürt Özgürlük Hareketi’ni her yerde şiddet yöntemiyle ezme çabalarına da gözyumuyor” dedi.
2011 yılında Filistin’de, İsrail tarafından gerçekleştirilen insan hakları ihlallerini yerinde gözlemleyen ve rapor eden Drost, şunları belirtti: “Bir halkın kendi kaderini tayin etme talebinin karşı taraftan nasıl özel muameleler gördüğünü biliyorum. Bu yüzden ben imza kamanyasına verdiğim destekle, Kürt halkının tüm özgürlük taleplerini destekliyorum.”

Öcalan’ın yazdıklarını okusunlar

Gazeteci Peter Kleinert, kampanyaya katıldığına anlam vermeyenlere, Abdullah Öcalan’ın, 2004 yılında tecrit koşullarında yazdığı ve daha sonra Almancaya çevirilen savunmalarını okumayı öneriyor. Gerekçesini ise Abdullah Öcalan’dan bir alıntıyla açıklıyor: “Sosyalizm, sosyalist araçlar gerektirir. Bunlar ekoloji hareketi, kadın hareketi, insan hakları gibi her alanda bütünlüklü demokrasiyi gerektirdiği gibi toplumun özsavunma mekanizmalarını da oluşturmalıdır.”
Öcalan’ın geliştirdiği yeni paradigmaya dikkat çeken Kleinert, “Öcalan, güçlü ve kendini örgütleyen bir sivil topluma çağrı yapıyor” dedi. Kleinert, Erdoğan’ın düşmanca retoriğinden vazgeçmesini salık vererek, Kürtlere farklı seçeneklere yönelebileceğini söyledi.

Öcalan serbest bırakılmalı


Almanya Federal Parlamentosu Sol Parti ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Üyesi Andej Hunko, diyalog sürecinin Abdullah Öcalan’ın positif girişimleriyle mümkün olduğunu belirterek, “Diğer çatışmalı süreçlerde, lider aktörlerin tutukululuk koşulların değiştirilmesi veya serbest bırakılmasının barışa ve demokratikleşmeye önemli bir ivme kazandırdığını biliyoruz. Öcalan serbest bırakılmalı” diye konuştu.
    
Eşitliğin ve barışın sembolü

Tıp uzmanı Prof. Dr. Gerhard Garweg, Abdullah Öcalan Kürt halkının temsilcisi olduğunu hatırlatarak,  “Abdullah Öcalan aynı zamanda Ortadoğu’da eşitliğin ve barışın sembolüdür. Bu rolü ile halklar arasa barışçıl yaşamaya katkı sunuyor. Bu yüzden özgürlüğüne kavuşması gerekiyor” dedi.
Aachen Barış Ödülü yönetiminden Reiner Dauven, 1995’te Leyla Zana ve 2004’te Eren Keskin’e Aachen Barış Ödülü verdiklerini hatırlatarak, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşmasının çözüm için önemli bir eşik olacağını söyledi.

İlk imzacılardan bazıları

Almanya’daki ilk imzacılar arasında eski Devlet Bakan Dr. Heiner Geissler, Uluslararası hukukçu ve Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. Werner Ruf, siyasetbilimci Prof. Wolf-Dieter Narr, Yazar Doris Gerke, Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslararası Doktorlar Örgütü’nün (IPPNW) Onursal Başkanı Prof. Ulrich Gottstein, Alman Barış Hareketi Sözcüsü Dr. Peter Strutinski, Federal Parlamento üyeleri Harald Weinberg, Nicole Gohlke, Ulla Jelpke, Heidrun Dietrich ve Wolfgang Gehrcke, Uluslararası İnsan Hakları Ligi temsilcisi Prof. Dr. Georg Auernheimer, Uluslararası Hukuk Uzmanı Prof. Gerhard Stuby, Medico internationoal yönetiminden Prof. Joachim Hirsch, Prof. Ingo Wagner, Prof. Rudolph Bauer ve Dr. Heinz-Jürgen Schneider yer alıyor.

DEVRİŞ ÇİMEN / FRANKFURT